Zafer Genel Başkan Yardımcısı Sedat Timur, “Zafer Partisi’nin başkanlık sistemi altında, ‘Tek adam rejimi, saray rejimi’ diye adlandırdığı ülkenin yönetilememe krizini, devletin her kademesinde her geçen gün daha ağır olarak hissetmektedir.” dedi.

Zafer Partisi Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sedat Timur, bir süre önce ortaya çıkan ve büyük tepkilere neden olan, iki Türk askerinin yakılarak şehit edilmesi emrini veren IŞİD kadısının Gaziantep’te tutuksuz yargılanması ve yaşaması olayına değinerek, “Devlet kurumlarında en ufak bir karar verme yetkisini kendisinde göremeyip, saraydan icazet bekleyen liyakatten yoksun kişilerin oluşturduğu bu sistemde, bu tür olayların sıradanlaşmasına şaşırmamak gerekir.” ifadelerini kullandı.

Timur, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Büyük Türk Milleti,

Türkiye, Zafer Partisi’nin başkanlık sistemi altında, ‘Tek adam rejimi, saray rejimi’ diye adlandırdığı ülkenin yönetilememe krizini, devletin her kademesinde her geçen gün daha ağır olarak hissetmektedir.

Bu durum en son iki Mehmetçiğimizi yakılarak şehit edilmesi emrini veren eli kanlı IŞİD terör örgütünün sözde kadısı konumundaki canisinin, Gaziantep’te yaşadığı ve tutuksuz olarak yargılandığı sosyal medya üzerinde kamuoyunun gündemine gelmesiyle ortaya çıkmıştır.

Devlet kurumlarında en ufak bir karar verme yetkisini kendisinde göremeyip, saraydan icazet bekleyen liyakatten yoksun kişilerin oluşturduğu bu sistemde, bu tür olayların sıradanlaşmasına şaşırmamak gerekir.

Devletin her alanda yönetilememesi konusunda akıl tutulması yaşanırken, son seçimlerde halk tarafından ana muhalefet görevi verilmiş ve Zafer Partisi’nin sarı muhalefet olarak adlandırdığı partilerden biri olan CHP’nin de iktidar partisinin alternatifi olarak devlet yönetimine talip olma konusunda halkın umut ışığı olmaktan çıktığını göstermektedir.

En son olarak bu coğrafyada, Türk Devleti var oldukça var olacak olan ‘Mavi Vatan’ konusunda CHP’li Ünal Çeviköz isimli milletvekilinin Türk milli menfaatlerini savunması beklenen CHP milletvekili gibi değil de, Türk’ün her türlü hak ve menfaatlerini gasbetme yönünde uluslararası hukuku çiğnemeye yemin etmiş Yunanistan Parlamentosu’nda görevli bir Yunanlı parlamenter gibi konuşması, bu konuya bir örnek teşkil etmesi ve ülkemizin içine düştüğü durumu göstermesi açısından ne kadar hazin ve bir o kadar da düşündürücüdür.

Tarihi, insanlık tarihi ile başlayan ve bir o kadar da medeniyetler kurmuş yüce Türk Milleti. Hakları birer birer elinden alınarak karanlık çağların gerisine ötelenerek, insan onurundan yoksun, temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmak istenen asil Türk Milleti.

Örneklerini saymakla bitiremeyeceğimiz bu karamsar tablolarla seni acze düşürerek kendilerine mahkum etmek isteyenlere karşı,

Artık yalnız değilsin.

Sana müjdeler olsun.

Zafer Partisi, senin damarlarındaki asil kandan aldığı güçle yola çıktı.

İnsan hak ve özgürlüklerinin insana yaraşır şekilde yaşandığı birinci sınıf ülkelerdeki gibi, seni hür ve bağımsız yaşatmak için hizmet edecek devletini geri getirmek ve ezelden beri hak ettiğin mutluluk ve refahı birkaç kişiye değil, büyük Türk Milletine ve onun geleceğine teslim etmek üzere seninle birlikte her türlü zorlukları yenmek üzere yola çıktı.

Bu kutlu yolda Zafer, her zamankinden daha da yakındır.

Zafer büyük Türk Milletinin olacaktır.

Zafer bizim olacaktır.”