Global Times / Wang Wen

Çin hükümeti, Çin’in 2030 yılından önce karbondioksit emisyonlarında zirveye ulaşacağına ve 2060 yılından önce karbon nötrlüğünü sağlayacağına dair taahhütte bulundu. Bu haberlerden kısa süre sonra, “emisyon zirvesi” ve “karbon nötrlüğü”  Çin finansal, enerji ve sanayi çevrelerinde moda sözcükler haline geldi. Başkent Beijing ile Shanghai gibi büyük kentlerde her gün konuyla ilgili seminerler ve forumlar düzenlendi.

Yine de Çin ve diğer ülkeler arasında gelecekte düşük karbon rekabetine ilişkin endişeler bulunmaktadır. Çin’in karbon emisyonlarıyla ilgili fazla tahminde bulunulması gerçeği muhtemelen Batı’dan yeni bir yanlış anlamalar, çarpıtmalar ve hatta lekelemeler dalgası başlatacak. Bu, yeni çatışmalar dizisine yol açacak tehlikeli bir potansiyele sahiptir.

Çin’in karbon emisyonlarının fazla tahmin edildiğini açıklamak için bazı kavramlara ihtiyaç vardır. İlk olarak gömülü karbon hakkında konuşalım. Çin, küresel imalatın yaklaşık yüzde 30’unu üreten imalat endüstrisiyle dünyanın fabrikasıdır. Çin’de üretilen çok sayıda tüketim malı diğer ülkelerde tüketiliyor. Çin’in toplam emisyonu söz konusu olduğunda, bu malların üretimi sırasındaki emisyonlar hesaba katılmamalıdır. Buna “gömülü karbon” denir.

ÇİN’DE ÜRETİLEN ÇOK SAYIDA TÜKETİM MALI DİĞER ÜLKELERDE TÜKETİLİYOR

Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Sequoia Capital China verilerine göre, Çin’in 2015 yılındaki net ihracat ticaretinden ortaya çıkan gömülü karbon 2,014 milyar tona ulaştı. Bu, tahminen dünyanın dördüncü büyük emisyon yayıcısı Hindistan’ın toplam karbon emisyonuna eşittir. Çin, OECD üyesi ülkelerin toplam gömülü karbonunun yaklaşık yüzde 70’ini kapsıyor.

Diğer bir ifadeyle Çin, diğer ülkelerin emisyonlarının parçası olarak hesaba katılması gereken karbon emisyonlarının bazı paylarını da üzerine alıyor. Ancak çoğu Batı medyası bu gerçeği gerçekten önemsemiyor. Onlar muhtemelen sadece Çin’i çok fazla karbon yaymakla eleştirecek.

İkinci kavram, “karbon muhasebesi” olarak adlandırılır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Karbondioksit Enformasyon Analiz Merkezi, Küresel Atmosfer Araştırmaları için Emisyon Veri Tabanı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Enerji Enformasyon İdaresi’nin arasında bulunduğu kuruluşlardan oluşan karbon muhasebesi kurumu, karbon muhasebesi metodolojisi sisteminin uluslararası söylemi üzerinde tekele sahiptir.

Çin ayrıca kendi karbon muhasebesini yaptı. Çinli bilim insanlarının 2015 yılında yaptığı araştırmalar, “Çin emisyonları tahminlerinin büyük belirsizliğe tabi olmaya devam ettiğine” işaret ettiler. Yeniden hesaplamadan sonra Çin’in karbon emisyonları için alan yüzde 25-70 oranında genişleyecektir. Karbon emisyonları uluslararası rekabette daha fazla önemli bir referans gösterge haline geldiğinde, karbon muhasebesinin güvenilirliği için bir mücadelenin çıkması düşünülebilir. Bu olduğu zaman, Çin ve Batı arasında başka bir kamuoyu savaşı olacaktır.

Çin’de neredeyse her beş kişiden birinin arabası var. Ancak ABD’de her hanehalkında ortalama 1,88 araç bulunmaktadır. Bazı uzmanlara göre, Çin’in gerçek kentleşme oranı sadece yüzde 50 iken, ABD’de kentsel nüfus yüzde 80’den fazladır. Dahası Dünya Bankası’na göre, 2014 yılında Çin’in kişi başına elektrik tüketimi ABD’nin sadece yüzde 30’u kadardır.

ÇİN BİRÇOK ULUSLARARASI ANLAŞMAYA İMZA ATTI

Karbon emisyonları, büyük ölçüde, büyük ölçekli üretimi ve yüksek enerji tüketimi yaşam tarzını temsil etmektedir. Çin’in gayri safi milli geliri, ABD’nin sadece yüzde 20’si kadardır. Çin zengin olmadan önce karbon emisyonu kısıtlamalarıyla karşılaştı. Batı kamuoyu Çin üzerinde daha fazla baskı kurarsa, karbon emisyonu haklarındaki adaletsizlik yüzünden bazı Çinliler arasında karbon emisyonları konusunda “ulusalcı düşünceleri” kışkırtacaktır.

Üçüncü kavram, “karbon azaltma eğilimi” olarak adlandırılır. Karbon emisyonları 1979 yılında zirveye ulaşan Avrupa Birliği (AB) ve 2007 yılında en yüksek karbon emisyonu seviyesine ulaşan ABD, 2050 yılına kadar karbon nötrlüğünü sağlama hedefine ulaşmayı taahhüt etti. Bu hedefe ulaşmak AB’nin 71 yılın ve ABD’nin 43 yılını alacak. Grafik çizelgelerine yerleştirildiğinde, onların emisyonlarını zirveden sıfıra azaltma eğilimi yavaş olacak. Ancak Çin aynı hedefe sadece 30 yılda ulaşacak. Çin için bu eğilim bu yüzden çok keskin olacak.

Bunlar Çin’in karbon emisyonlarını azaltmada karşılaştığı zorluklardır. Çin’in aynı görevi gelişmiş ülkeler gibi yüksek etkililik ve daha kısa sürede tamamlaması gerekiyor. Birçok yaşlı insan, 1950’li yıllarda Londra’nın sis kenti olarak adlandırıldığını, Los Angeles’ın fotokimyasal kirli havaya maruz kaldığı zamanı hatırlayabilir. Çin, ABD ve Avrupa ülkelerinin yaptığı gibi “önce kirlet, sonra temizle” örneğinden kaçınmayı seçti. Bunun yerine Çin engebeli kendine hakim olma yolunu seçti.

Çin’in yükselişi ile diğer bütün büyük güçler arasındaki önemli farklılıklardan biri “kendine hakim olmadır.” Çin diğer ülkeleri işgal etmedi, savaşları kışkırtmadı, mülteciler göndermedi ve küçük ülkelere zorbalık yapmadı. Çin, herhangi bir koşul altında veya herhangi bir zamanda nükleer silahları kullanan ilk ülke olmayacağını taahhüt etti. Ve Çin birçok uluslararası anlaşmaya imza attı. Şu anda Çin, yeşil, temiz ve düşük karbonlu kalkınma yoluyla büyümesini sınırlandırıyor.

Bu uygarlığın yükselişinin yeni modelidir. Aynı zamanda dünya uygarlığının yeni bir evrimidir. Fakat, Batı kamuoyunun bunu anlayıp anlayamayacağını merak ediyorum.