CGTN / Cömert Otorbayev (Eski Kırgızistan Dışışleri Bakanı, Beijing Normal Üniversitesi Kuşak Yol Okulu’nun seçkin bir profesörü ve Nizami Gencevi Uluslararası Merkezi’nin üyesi)

Orta Asya ekonomisinin 2000 ve 2020 yılları arasında küresel ekonomiye kıyasla daha hızlı büyümesi, hanehalkı gelirlerinin artmasına ve yoksulluğun azalmasıyla sonuçlandı. Bu esasen enerji fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandı. En etkileyici kişi başına gelir büyümesi, dış piyasalara büyük miktarda petrol ve doğalgaz ihraç eden Kazakistan ve Türkmenistan’da oldu. 

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’daki (GSYİH) değişim eğilimlerini gözlemlerken, 2008, 2015 ve 2020 yıllarında GSYİH’lerin düşüşlerini görmek kolaydır. Bu düşüşlerin sebeplerini anlamak gereklidir. Rusya’nın rublesinin ABD dolarına karşı döviz kuru oranı dinamiklerini göstermektedir. Kıyaslandığı zaman GSYİH eğrisindeki düşüşlerin 2008 yılındaki küresel finansal kriz sırasında, 2014 yılında Batılı ülkelerin Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımlar uyguladığı ve 2020 yılındaki Covid-19 salgınının başladığı zaman rublenin değerinin düşmesiyle eş zamanlı olarak olduğunu görmek kolaydır. 

GELENEKSEL EKONOMİ TEORİSİ

Orta Asya ülkelerinin ulusal paralarının ABD dolarına karşı değer kaybetmesi de benzer eğilimler gösterdi. Bir örnek olarak Şekil-3 Kazak tengesinin Rus rublesine karşı döviz kuru oranının dinamiklerini gösteriyor. 20 yıldan fazla bir süredir Kazak tengesi istikrarlı bir seviyede seyrediyordu. Para birimi düzenleyicisinin Kazak para birimini Rus rublesine bağladığını ve rublenin diğer önemli para birimine karşı oynaklığının otomatik olarak tengenin davranışını etkilediğini görmek kolaydır. 

Rublenin değerinin düşmesi Kazakistan para otoritelerini, Rus ürünlerine talebin artmasını önlemek ve yerel üreticileri korumak için tengenin değerini düşürmeye zorladı. Diğer bütün diğer Orta Asya ülkelerinin para birimleri de tenge gibi benzer eğilime sahiptir. Ancak Orta Asya’daki yaşam standardı niçin Rus para birimine ne olduğuyla belirleniyor? Gerçekten de Rus ekonominin rolü temeldir, ancak bir tekel olmaktan uzaktır. Geleneksel ekonomi teorisi, ülkelerin birbirine bağımlılığının ticaret ve yatırım ilişkilerinin yoğunluğuna bağlı olduğunu savunur. Ancak uzun bir süredir Rusya Orta Asya’da bu alanlarda baskın bir role sahip değildir. 

Çin hâlihazırda ekonominin birçok önemli alanında Rusya’nın yerini aldı. Rakamlara bakalım. 

2020 yılında Rusya’nın Kazakistan ile karşılıklı ticareti 21,2 milyar dolar, Özbekistan ile 5,7 milyar dolar, Kırgızistan ile 1,8 milyar dolar, Tacikistan ile 780 milyon dolar ve Türkmenistan ile 76 milyon dolardı. Böylece bu ülkelerin Rusya ile toplam ticaret hacmi 27,4 milyar dolar oldu. 

2021 yılında Rusya’nın Kazakistan ile ticaret hacmi 24,2 milyar dolara ve Özbekistan ile 7,5 milyar dolara çıktı. Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan’ın Rusya ile ticaret hacmi sırasıyla 2,5 milyar dolar, 1,35 milyar dolar ve 970 milyon dolara çıkarak önemli ölçüde büyüdü. 2021 yılında Rusya ve Orta Asya arasındaki toplam ticaret hacmi 36,5 milyar dolara ulaştı. 

ÇİN’İN ORTA ASYA ÜLKELERİYLE TİCARETİ 35 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Aynı zamanda 2020 yılında Çin’in Orta Asya ülkeleriyle ticareti 35 milyar dolar ya da Rusya’nın ticaret hacminin yüzde 128’ine ulaştı. 2021 yılının ilk 11 ayında Çin’in bu ülkelerle ticaret hacmi 44,6 milyar doları buldu. Çin ve Orta Asya ülkeleri arasındaki ticaret hacminin 2021 yılı için 48,5 milyar doları geçmesi, yani Rusya’nın ticaret hacminin yüzde 133’ünü bulması bekleniyor. Ülkeler arasındaki diğer önemli karşılıklı ekonomik ilişki parametresi doğrudan yabancı yatırımdır (FDI). 2016 yılından 2020 yılına kadar Rusya eski Sovyet ülkelerine yatırımını 1,3 kat artırdı. Özbekistan’a yatırımlar en fazla büyüdü: 2,1 kat. Özbekistan, Rus yatırımcılar arasında, Rusya’dan doğrudan yabancı yatırımın yaklaşık üçte birini oluşturan Kazakistan’dan sonra ikinci en popüler ülke haline geldi. 2020 yılının sonunda Kazakistan ve Özbekistan sırasıyla 11,4 milyar dolar ve 9,1 milyar dolar olmak üzere Rusya’dan toplam FDI’da ilk iki sırayı aldı. Rusya’nın bölgede yer alan diğer ülkelerdeki FDI hacmi önemsizdir. Örneğin, Rusya’nın Kırgızistan’daki toplam FDI hacmi 2 milyar dolardır. 

Çin’in Orta Asya’daki FDI’sı 2011 yılından bu yana büyüyerek, 4 milyar dolardan yaklaşık 14 milyar dolara çıktı. Bu yüzden Çin’in Orta Asya ülkelerinde yaptığı FDI hacmi hala Rusya’dan küçüktür, ancak çok fazla küçük değil. Rusya ve Çin ile bu ülkelerin ekonomik ilişkileri analiz edildiği zaman, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ın Rusya’dan en büyük işçi dövizi alıcısı olduğunu, Kırgızistan ve Tacikistan’ın ise Çin’e en fazla borçlu ülkeler olduğunu göz önüne almak önemlidir. Dünya Bankası’na göre, 2020 yılında işçi dövizleri Tacikistan GSYİH’sinin yüzde 26,7’sini ve Kırgızistan GSYİH’sinin yüzde 31,3’ünü oluşturdu. Bu ülkelerin Çin’e olan borçları sırasıyla 1,1 milyar dolar ve 1,7 milyar dolar oldu. 

Bu analiz Rusya ve Çin ile ticari ve ekonomik ilişkilerin Orta Asya ülkeleri için en önemlisi olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, Rus rublesinin ABD doları karşısında jeopolitik unsurun belirlediği dalgalanmasının etkisi, orantısız şekilde baskın kalmaya devam ediyor. Bu yüzden gelecek yıllarda politika yapıcılar ve bölgenin ulusal düzenleyicileri, ulusal para birimlerinin etkileşiminin sisteminin reformdan geçirilmesine özel önem vermelidirler. Yeni ilkeler, ekonomik ilişkilere belirsizlik ve tedirginlik getirmemeli, ancak kalkınma ve istikrarın kaynağı olmalıdır. Bölgede finansal işlemlerde ABD dolarının kullanılmaya devam edilmesi akıllıca değildir. Çin yuanının en güçlü bölgesel para birimi olarak kullanımı, Orta Asya ve Çin arasında daha istikrarlı ve öngörülebilir bir ekonomik ve ticari ilişki için gerekli olacaktır.