Haber / Analiz: Mehmet Emre Öztürk

Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, Joe Biden yönetimin ilk lider konuğu olarak Beyaz Saray’a ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin önce çıkan başlıkları arasında Xinjiang, Taiwan ve Kuzey Kore konuları için ortak eylem kararları vardı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) göreve başlayan başkanlar ilk görüşmelerini en iyi müttefikleri ile yaparak şekillenecek politikalarına dair mesajlar vermiştir. Biden’ın dış politikada Hint-Pasifik’e odaklanması bölgedeki en iyi müttefiki olan Suga hükümetini görüşmelerin ilk sırasına taşıdı. Donald Trump göreve başladığında tercihini İngiltere’den yana kullanmıştı. Görev süresince Çin’e karşı uygulanan yaptırımlar ve tecrit politikalarında en sadık müttefik olarak İngiltere ön sıralarda Trump’ı yalnız bırakmamıştı. Ancak Trump’ın İngiltere’den önce New York’taki Trump Towers’ta eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe ile yaptığı gayriresmi görüşme Japonya’daki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) ABD ile yakın ilişkilerinin kapalı kapılar ardından sürdüğünün bir göstergesiydi.

Biden’ın, Suga ile bir araya gelmesi, Kantei’deki neo-muhafazkârlar ile Hint-Pasifik’te Çin’e karşı bir ittifakın meşrulaştığının somut adımı olarak değerlendirilebilir. Zira toplantıda öne çıkan başlıklar salgın, iklim değişikliği, ticari ilişkiler, Tokyo Olimpiyatları, Kuzey Kore, Xinjiang ve Taiwan olurken, Biden yönetimi dış politika önceliklerini Hint-Pasifik’e odaklayacak teklifler ile misafirini ağırladı.

Biden, görüşmeler ardından Suga ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü dâhil ortak değerlerimizi savunmaya ve ilerletmeye kararlıyız. Demokrasilerin 21. yüzyılda hâlâ rekabet edebileceğini ve kazanabileceğini kanıtlamak için birlikte çalışacağız.” dedi.

Biden’ın yukarıdaki açıklamaları eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo söylemlerini hatırlatırken Çin’i hedef alan söylemler olarak değerlendirildi. Öte yandan Covid-19 salgını ile sistemsel sorgulamaların ön plana çıkması “demokrasi” anlamında Japonya ve ABD’nin kendini kanıtlama yönünde adımlar atacağına işaret edildi.

ASEAN’I İTTİFAKA ÇEKME İSTEĞİ

Suga ise yaptığı açıklamada, Japonya ve ABD’nin “özgür ve açık Hint-Pasifik’i tartıştığını” ve Avustralya, Hindistan ve 10 üyeli ASEAN ülkeleri ile iş birliği içinde “somut çabalarla vizyonu teşvik etmeyi” kabul ettiklerini söyledi. Suga, “Ayrıca Çin’in Hint-Pasifik’in barış ve refahı ve genel olarak dünya üzerindeki etkisi hakkında ciddi görüşmeler yaptık. Doğu ve Güney Çin Deniz’lerinde statükoyu değiştirme girişimlerine karşı çıkmayı kabul ettik. Aynı zamanda, her birimizin Çin ile samimi diyaloğa girmemiz ve bunu yaparken evrensel değerleri koruyup uluslararası ilişkilerin istikrarını sürdürmemizin gerekliliği üzerinde anlaştık.” ifadelerine yer verdi.

Suga’nın açıklamaları Çin’e karşı gayriresmi QUAD ittifakı yanında ASEAN ülkeleri ile bir iş birliği çağrısı içeriyor olsa da Çin ile olan ilişkilerinde açık bir kapı bırakmak adına diyalog çağrısını yineleme ihtiyacı içeriyordu.

Açıklamasının devamında, “İki taraf, Taiwan ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki koşulları da tartıştı” diyen Suga, görüşmeleri detaylandırmaktan kaçınarak, “Japonya ile Taiwan arasında barış ve istikrarın önemi konusunda zaten mutabık kalınmış bir kabul var.” sözlerine yer verdi.

JAPONYA’NIN TARİHTEN GELEN BEKLENTİLERİ İYİ BİLİNİYOR

Suga’nın açıklamaları Çin üzerinden yol haritası izlendiğini ortaya koyarken Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, Washington ve Tokyo’yu “Çin’in içişlerine karışan ve Çin’in çıkarlarına zarar veren söz ve eylemlerden kaçınmaları” konusunda uyardı.

ABD-Japonya ittifakı ülkede ortaya çıkan yeni siyasi akımlar ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra muhafazakârlar tarafından şekillendirildi. Yoshide Doktori’ni ile Japonya, güvenlik konusunda ABD’ye sırtını dayamış ve pasifist bir güvenlik politikası izlemişti. Bölgedeki güçlerin değişimi ve Çin’in yükselişi Japon muhafazakârları ABD ile daha proaktif bir politika izlemeye yönlendirirken, Japonya siyasetinde neo-muhafazakârların güçlenmesine zemin hazırladı. Aynı zamanda Japonya kendini gelişmiş Batılı bir ülke ve ABD liderliğindeki liberal düzenin bir parçası olarak konumlandırıyor. QUAD’da aktif olarak görev üstlenme isteği, İkinci Dünya Savaşı sonrası Bağlantısızlar Hareketine önderlik eden Hindistan ve çekimser politikalar izleyen Avustralya’ya göre öne çıkmıştır. Bu minvalde, Suga hükümetinin Çin politikasında ABD’yi takip etmesi beklenen bir durum olarak biliniyor.