Türkiye’den Çin’e giden ilk ihracat treni, 23 Aralık’ta Çin’in kuzeybatısındaki Xi’an şehrine ulaştı.

G-7 zirvesi 13 Haziran’da sona erdi ve Çin zirvenin başlıca gündem maddesi olarak dikkat çekti. Dünya yakıcı sorunlarla boğuşurken, G7 liderleri Xinjiang, Hong Kong ve Taiwan gibi sorunları gündemine aldı. Asıl dikkat çeken adımsa, Batılı ülkelere ait ve “Kuşak ve Yol ile rekabet edebilecek” bir altyapı inşa planının son zirvede ortaya koyulmasıydı.

Kuşak ve Yol, İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu’nun kısaltmasıdır. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 2013 yılında Kazakistan’a yaptığı ziyaret sırasında Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni ilk kez ileri sürdü.

Bu inisiyatif her ne kadar Çin kaynaklı olsa da dünyadaki tüm ülkelere açılır. Ortak istişare, ortak inşa ve ortak paylaşım ışığında, 100’den fazla ülke, altyapı inşası gibi çeşitli alanlarda iş birliği yapmak için Çin’le anlaşmalar imzaladı. Bu çerçevede 3,7 trilyon dolar değerindeki 2 bin 600’den fazla proje uygulanıyor.

Kuşak Yol İnisiyatifi kapsamında, politika iletişimi, tesislerin bağlantısı, engelsiz ticaret, finansal bağlantı ve kültürel iletişim gibi beklentiler gerçeklere dönüştürüldü. İnsanlığın kader birliğini inşa etmek küresel fikir birliği haline geldi.

Ne var ki, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve bazı Batılı ülkeler Kuşak Yol İnisiyatifi konusunda ihtiyatlı davranmakta ve alternatifler aramakta.

2018’de Avustralya medyası, üst düzey bir Amerikalı yetkiliye dayanarak Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Hindistan ve Avustralya’nın Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin alternatifini aradıklarını bildirdi. Amerika Birleşik Devletleri Dış İlişkiler Konseyi düzenli olarak makaleler yayınlamaktadır. İşin özü, Batılı ülkelerin Kuşak Yol İnisiyatifi’ne nasıl tepki verdiğidir. Çin’i, alıcı ülkelerin borç yükünü artıracak fonlar sağlamakla suçluyorlar.

Altyapı inşasının bir ülkenin ekonomik kalkınması için önemli koşullar yaratabileceği yadsınamaz. Bununla birlikte, altyapı inşaatı genellikle çok fazla fon gerektirir ve fonların geri kazanılması çok uzun sürer. Ayrıca tek bir ülke veya birkaç ülke, dünyadaki tüm ülkelerin altyapı ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bu sebepler, yatırım için koruma sağlayabilecek ve daha fazla gücü dünyanın altyapı koşullarını iyileştirme yönünde yatırım yapmaya yönlendirebilecek bir inisiyatif gerektiriyor. Bu inisiyatif çerçevesinde, her ülke benzer kalkınma tedbirlerini alabilir. Mesela, Çin ve Türkiye, Beijing’in Kuşak Yol İnisiyatifi ile Ankara’nın Orta Koridor planını birbirine kenetleyeceklerini duyurmuşlardır.

Kuşak ve Yol inisiyatifi rekabeti hedefleyen bir çerçeve değil, iş birliğini teşvik eden ve kazan-kazan sonuçlarını savunan bir mekanizmadır.

Altyapı inşası dışında dünyamız, iklim değişikliği, Covid-19 salgını ve gıda güvenliği gibi sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunlara çözüm bulunması, dünyanın birlikte çalışmasını gerektirir. Bu kadar çok mesele karşısında tek taraflı bir siyasi duruş sergilemek ve bilinçli olarak farklılıklar yaratmak, insanlığın gelişimine gerçekten zarar vermekte ve insanlığın kader birliği hedefine engel teşkil etmektedir.

ABD ve Batılı ülkeler, bir yandan Kuşak Yol İnisiyatifi’ni hedef alarak olumsuz propaganda yapıyor, öte yandan Kuşak ve Yol’a benzer bir inisiyatif mekanizmasını hiçbir zaman kuramadıklarını itiraf ediyorlar. Bu aynı zamanda, Batılı güçlerin dünya ülkeleri arasında finansman, altyapı ve kültürel değişim konularında etkili bir iş birliğini teşvik edemediklerinin de itirafıdır.

ABD ve Batılı ülkeler,  Kuşak Yol İnisiyatifi’ne alternatif planlar formüle etmeyi başarsalar bile, Çin ortak kader topluluğunu inşa etme hedefine ulaşmak için diğer ülkelerle ortak zemin aramaya ve farklı güçleri birleştirmeye devam edecektir.

Gelişmiş ekonomiler de ortaya Kuşak ve Yol gibi bir mekanizma koyabilirse, bu elbette dünya çapında altyapı tesislerinin gelişimine güç katacak, ama her şeyden önce Çin’in ısrarla izlediği Kuşak ve Yol ruhunun devamı olacaktır.