Türkiye ve dünyada pandeminin etkisiyle inişli, çıkışlı bir seyir izleyen ekonominin geleceği merak ediliyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndaki (TCMB) görev değişiminin yarattığı belirsizliğin etkisiyle Türk Lirası döviz kurları karşısında değer kaybetti. Borsada ise son yolların en büyük düşüşlerinden biri yaşandı.

Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Aslanoğlu, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Dünya Ekonomik Görünüm Raporu”nu ve güncel ekonomi başlıklarını değerlendirdi.

“EKONOMİDE KISA VADEDE KAYGININ AZALDIĞINI GÖRÜYORUZ”

TCMB’deki değişimin belirsizlik oluşturduğunu kaydeden Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, yeni TCMB Başkanı’nın açıklamalarının kısmen piyasadaki stresi azalttığını ifade etti.

Enflasyona baskı yapan unsurların önemli oranda devam ettiğini söyleyen Aslanoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Önümüzdeki dönemde gevşemenin yanı sıra para politikasında sıkılaştırma ihtiyacı duyulabilir. Enflasyon nereye gidecek? Ne oranda gevşeme yapılacak? Gibi sorular olduğu için daha fazla belirsizliğin olduğu bir ortamdayız. Bu da piyasadaki dalgalanmaya yanıyor. Bir miktar daha kısa vadede kaygının azaldığını görüyoruz.

15 NİSAN’DAKİ TCMB FAİZ TOPLANTISI

15 Nisan’da herhangi bir değişiklik olmayacak. Enflasyon gerçekten önemli bir yükselme eğiliminde, yurt dışı piyasalarda da Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) tahvil faizlerinin yukarı gitmesi orayı cazip kılarak bizim gibi ülkelerden sermaye çıkışı yaratması gibi nedenlerle bizdeki kur baskısı artacak. O açıdan zamanlama olarak 15 Nisan’daki indirim çok ciddi sıkıntı yaratabilir. O yüzden ben bir indirim beklemiyorum ama bekleyip göreceğiz.

“YILIN İKİNCİ YARISINDA ABD, ÇİN VE AVRUPA KAYNAKLI GÜÇLÜ BİR BÜYÜME BEKLENTİSİ VAR”

IMF, analizler yaparak raporu hazırlıyor. Pandemiyle ilgili gidişatın daha büyük sıkıntı yaratmayacağı, aşılamanın etkisini artıracağı varsayımları mevcut. Bu varsayımlarla ABD ve Çin, yaz sonralarına doğru Avrupa’nın aşılamayı tamamlayıp büyüme sürecine girmesiyle dünya ekonomisinde baz etkisiyle büyüme beklentisi var. Büyüme çok homojen olmayacak. Ayrışma bariz olacak gibi görünüyor, gelişmiş ülkeler önde giderken gelişmekte olan ülkelerde daha sıkıntılı bir süreç olabilir. Dünya ekonomisi için yılın ikinci yarısında lokomotif dediğimiz ABD, Çin ve Avrupa kaynaklı güçlü bir büyüme beklentisi var. Büyüme tabii biz de dâhil birçok ülkeye olumlu yansıyacak. Ama küresel ölçekte, sektörel bazda ayrışma olacak gibi görünüyor.”