CRI Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin ve Rusya’yı hedef alan hamleleri küresel kamplaşma endişesini bir kez daha gündeme getirdi. Beijing ve Moskova yönetimleri ise yıkıcı diplomasiye karşı kurallara dayalı sistem için zirve çağrısı yapıyor.

ABD siyasetinin etkili düşünce kuruluşları ve basın organları Beyaz Saray’a çıkmaya hazırlanan Joe Biden’ın Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi Rusya ile Çin arasında öncelik sıralaması yapacağını ve iki ülke arasındaki teması en aza indirerek onları yalnızlaştırmaya çalışacağını öngörüyordu. Buna karşın, Washington yönetimi son haftalarda attığı adımlarla ile Çin ve Rusya’ya karşı aynı anda iki cephe açacağının sinyalini verdi.

ABD Başkanı Joe Biden, daha önce “hesap sormakla” tehdit ettiği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i geçen hafta katıldığı televizyon programında “katil” olarak tanımlarken, ülkenin Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Alaska’da ağırladığı Çin heyetine kameralar önünde diplomatik teamüllerin dışında bir sesleniş gerçekleştirdi.

GERİLİM SİYASETE VE ASKERİ ALANA YANSIYACAK

Joe Biden ve Antony Blinken ikilisinin kamuoyu önündeki suçlamalarına diplomatik alanda ise müttefiklerini seferber etme çabası eşlik ediyor.  ABD lideri Biden, mart ayının ikinci haftasında Çin’e karşı “Hint Pasifik NATO’su” olarak arzulanan QUAD liderleri (Avustralya, Hindistan, Japonya) ile video konferans düzenlerken, Dışişleri Bakanı Blinken da beraberindeki Savunma Bakanı Lloyd Austin Tokyo ve Seul’ü ziyaret etti. Blinken’ın Avrupalı müttefiklerini ikna etmek için kullandığı platform ise Brüksel’deki NATO Zirvesi oldu. ABD Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada temaslarının merkezinde Çin, Rusya ve İran’ın olacağını gizlemedi.

ABD Dışişleri Bakanı A. Blinken

Washington yönetiminin siyaseten attığı adımların askeri tansiyonu artıracağına şüphe yok. QUAD ittifakı nisan ayında Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de katılımıyla düzenleyeceği tatbikat Çin’e karşı bir meydan okuma olarak algılanırken, ABD, İngiltere, Danimarka ve Norveç’in “Dörtlü Görev Gücü” ise Rusya donanmasına mesaj verecek. Bununla birlikte ABD’nin NATO şemsiyesi altında Karadeniz’de varlık gösterme çabası da benzer şekilde Moskova yönetime sallanan sopa olarak yorumlanıyor.

ÇİN VE RUSYA’DAN ZİRVE ÇAĞRISI

ABD’nin böylesine yoğun bir şekilde hedef aldığı Rusya ve Çin’in dışişleri bakanları ise Guilin buluşmasının ardından iş birliğini genişletecekleri mesajını verdi. Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, yayımladıkları ortak açıklamada ise krizlerin çözümü olarak Birleşmiş Milletler’i (BM) adres gösterdi.

Küresel zirve çağrısı yapan ikili, “Başta BMGK daimî üyeleri olmak üzere dünya ülkelerini güveni pekiştirmeye ve uluslararası hukukun ve ona dayalı küresel düzenin koruyucuları olmaya çağırıyoruz. Küresel siyasi türbülansın arttığı koşullarda, küresel istikrarın desteklenmesi için insanlığın ortak sorunlarının çözüm yolları üzerine BMGK daimi üyeleri arasında doğrudan diyalog kurulması amacıyla daimi üyelerin liderlerinin bir zirve yapmasına özellikle ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı.

Çin Devlet Konseyi Üyesi Wang Yi ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Guilin’de buluştu.

Bakanlar ayrıca egemen ülkelerin kendi kalkınma yollarını bizzat belirleme konusundaki meşru haklarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi ve “demokrasi götürme” bahanesiyle egemen ülkelerin iç işlerine müdahalenin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

DAR GRUPLAŞMALARA KARŞIYIZ

İki günlük temasların ardından Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Kore Cumhuriyeti’ne (Güney Kore) geçerken, Çin Devlet Konseyi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ise aralarında Türkiye’nin bulunduğu bir dizi bölge ülkesinin konuğu olacak. Wang’ın temaslarının uluslararası kamplaşmayı hızlandıracağı yönündeki iddialara yanıt ise Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chungying yanıt verdi. Sözcü Hua, Çin’in ikili ilişkileri ABD’den tamamen farklı bir formatta ele aldıklarını belirterek, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:

“Çin’in diplomasisi temelde ABD, İngiltere, Kanada ve AB’den farklıdır. Çin bağımsız bir dış barış politikası izliyor. Ülkelerin, büyüklükleri ve güçleri ne olursa olsun, uluslararası topluluğun eşit üyeleri olduğuna inanıyoruz. Çatışmasızlık, karşılıklı saygı ve kazan-kazan iş birliğini içeren yeni bir uluslararası ilişkiler türünü destekliyoruz. İnsanlık için ortak bir geleceği olan bir topluluk oluşturmayı savunuyoruz. Dar gruplaşmalara, sıfır toplamlı oyunlara ve soğuk savaş zihniyeti oluşturmaya baştan beri karşıyız. “