CGTN / Andrew Korybko

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki tek kutuplu dünya sisteminden, çok daha adil çok kutuplu bir dünya sistemine şu anda devam eden dönüşüm, ABD’nin 2008 yılındaki finansal krizini takip eden ve Covid-19 salgınındaki birçok hatasıyla son yıllarda hız kazandı. 

Uluslararası ilişkiler değişiyor ve bu doğal olarak, uluslararası toplumun birbiriyle etkileşim içinde olduğunu gösteren gerçeklikle uyum için yeni bir küresel güvenlik yaklaşımını gerektiriyor. Çin ile Rusya bu konuda öncülük ediyor ve bu iki ülkenin ikili ilişkileri ve çok taraflı vizyonlarının birleşimi ileriye doğru giden yol konusunda dünyayı aydınlatabilir.

Çağdaş Çin-Rusya stratejik ortaklığının tarihsel olarak benzeri görülmemiş yakınlığı, iki ülke arasındaki faydacı ilişkilerin yaşama yeteneğine dikkat çekiyor. Bu çaptaki ülkeler arasında sözüm ona çatışmanın kaçınılmazlığı konusunda spekülasyon yapanlar, örnekleriyle ikna edici bir şekilde haksız çıkıyorlar. 

Sonuç şu ki, diğer büyük güçler de Çin ve Rusya gibi pragmatik olarak birbiriyle etkileşime girebilirler.  Ne ABD ne de bu ülkenin Avrupalı güçlü müttefikleri dostane olmayan politikalarını uygulamaya koymaya devam etmek zorunda değiller. Onların bunu yapma kararları tamamen gönüllüdür, kaçınılmaz değildir.  Çin ve Rusya, ortaya çıkan çok kutuplu dünya düzeni gerçeklerine mükemmel biçimde uyan yeni bir uluslararası ilişkiler modeline ortaklaşa öncülük ediyor. Bu iki ülke bölgesel ortaklarıyla ayrı ayrı olumlu ilişkileri sürdürmek ya da canlandırmak için çaba gösteriyorlar.

Çin zaten, komşularının çoğu bugünlerde aynı ticaret blokunun, Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasının parçası olduğu için Rusya’ya nazaran çok daha fazlasını başardı. Bu ülkeler arasında bazı güvenlik sorunları olmasına rağmen, ABD’nin burnunu sokmaması halinde çoğunlukla yönetilebilir.

ABD’NİN ZARARLI “BÖL VE YÖNET” İLKESİNİN ETKİSİ AZALIYOR

Rusya’ya gelince, ne yazık ki Brüksel’in ABD müttefikinin emriyle yedi yıldır Avrupa Birliği’nin (AB) yaptırımlarına maruz kalıyor. Bununla birlikte, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Nazi Almanya’sının Sovyetler Birliği’ni işgalinin 80. yıl dönümü dolayısıyla yakın zamanda yayımlanan bir makalesinde, ülkesinin uygarlık açısından benzer Batılı komşularıyla karşılıklı faydalı uzlaşmaya girmeye olan niyetini teyit etti. Rus lider Putin, her iki tarafın da büyük stratejik vizyonlarının somutlaştığını savunduğu ‘’Lizbon’dan Vladivostok’a Avrupa’’ ruhunu canlandırmak için görünür bir şekilde elinden gelen çabayı gösteriyor. 

Bu ileriye yönelik öneriler, Çin’in benzer bir ortak kader toplumu kavramını tamamlıyor. Çin, ticaretin uluslararası toplumu bağlayan ortak bir payda olabileceğini, bunun da dolayısıyla ülkelere birbirlerinin başarısında eşit paylar verebileceğini ve bu yüzden onlar arasında çatışma riskini büyük oranda azaltabileceğini umuyor.   

Rusya Devlet Başkanı Putin’in, daha önce bahsedilen bölgeler arası bütünleşme kavramını yeniden canlandırma girişimi bu vizyonla uyumludur. Başarılı olursa, Rusya’nın Avrasya Ekonomik Birliği ve AB arasındaki Büyük Avrasya Ortaklığı, Avrasya istikrarının merkezi olabilir. Ayrıca, Beijing toplumunun ortak kaderinin fiziksel itici gücü olan Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile sorunsuz bir şekilde bağlantı kuracak ve bu iki vizyon arasındaki tutarlı birliktelik, küresel güvenlik mimarisinin reformu için güçlü bir katalizör olarak hizmet edecektir. Bununla birlikte engel, elbette Avrasya’nın daha yakın bütünleşmesini görmekle ilgilenmeyen ABD’dir, çünkü ABD bunun sadece süper kıta üzerindeki egemenliğinin zayıflamasını hızlandıracağından korkuyor. Bu yüzden ilgili bütün ülkeler, ABD’nin müdahil olma girişimleri konusunda tetikte olmalı ve bunları öncelikle engellemek için ideal olarak ortaklaşa ellerinden geleni yapmalıdırlar. 

Bütün bunları bir arada düşündüğümüzde, Çin ve Rusya tarafından ortaklaşa oluşturulan yeni küresel güvenlik yaklaşımı, iki ülkenin stratejik ortaklığının pragmatik örneğine dayalı olmaktadır. Bu, onların her birinin bölgesel komşularıyla ticaret üzerinden ilişkilerini iyileştirmeye çalışmasının temelini yaratır. 

İster Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi ı ve toplumunun ortak kaderi olsun ve isterse Rusya’nın Büyük Avrasya Ortaklığı olsun, Avrasya’da 21. yüzyılın en etkili eğilimi, özellikle büyük güçler arasında ve onlar ile onların komşuları arasındaki bağlantıdır. ABD’nin zararlı böl ve yönet ilkesinin etkisi azaldığı sürece, Avrasya çok parlak bir geleceğe hazırlanıyor.