CGTN / Grenville Cross

Ulusal Halk Kongresi (NPC) tarafından 1990 yılında kabul edilen Hong Kong Temel Yasası, dikkate değer bir belgedir. Yasa, sadece 1984 Çin-İngiliz Ortak Deklarasyonu’nda mutabık kalınanların özünü birleştirmekle kalmadı, aynı zamanda büyük bir inanç gösterisiyle işleri önemli ölçüde daha da ileri götürdü.

Bu nedenle, diğer yargı mercileriyle cezai konularda adli yardım için anlaşmalar müzakere etmekten ayrı olarak (Madde 95 ve Madde 96), geleceğin özel idari bölgesi merkezi hükümet adına ulusal güvenlik kanunlarını yürürlüğe koymakla da görevlendirildi (Madde 23). Dahası, hem başkan hem de yasama konseyi seçimlerinde genel oy hakkının benimsenmesi ayrıca güvence altına alındı (Madde 45 ve Madde 68).

Temel Kanun aynı zamanda iki yönlü bir yoldur. Merkezi hükümet 50 yıl boyunca Hong Kong’un kapitalist sistemini ve yaşam biçimini korumayı üstlenirken, şehir ülkenin geri kalanına karşı sorumluydu, ancak burada başarısızlıklar vardı. Örneğin, 23 yıl sonra bile ulusal güvenlik yasalarını yürürlüğe koymadaki yetersizliği, hükümeti zayıflatmak ve Beijing ile çatışmaya neden olmak amacıyla 2019’da radikal protestolar başlatan Çin karşıtı güçler tarafından acımasızca istismar edildi. Merkezi hükümetin 2014’te, Temel Kanun’da öngörüldüğü üzere, 2017’de genel oyla ilk kez genel başkanın seçilebileceğine dair getirdiği teklifler, yasama konseyindeki muhalefet partileri tarafından reddedildi. Bu insanlar, bu fırsatı kullanmak yerine, burunlarının ötesini göremediler ve kendi iyilikleri için engelleme politikasının peşine düştüler. Sonuç olarak, en azından öngörülebilir gelecekte, yasama konseyinin daha fazla demokratikleşmesine kapı kapatıldı.

Hong Kong’un demokratik deneyi, 35 yasama meclis üyesinin doğrudan coğrafi seçim bölgelerinden seçilmesine, 35’in dolaylı olarak işlevsel seçmenler aracılığıyla seçilmesine kadar ilerlemesine rağmen, seçilenlerin çoğu hizmet etmeye uygun olmadıklarını kanıtladı. Yeni gelen yasama meclis üyelerinin Temel Yasayı destekleme ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin Hong Kong Özel İdari Bölgesi’ne bağlılık sözü vermeleri gerekirken, sözde “pan-demokratların” bir kısmı bu ciddi olayı müstehcen sözler söylemek, gösteriler düzenlemek ve Çin ulusuna hakaret etmek gibi bir saçmalığa çevirdi. Diğerleri, usulüne uygun olarak yemin etmiş olsalar da, daha sonra yasama konseyinin işini yapmasını engelleyerek, konsey içinde şiddetli karmaşalara neden olarak ve yabancı güçleri şehrin ticari statüsünü zayıflatacak yerel ve ana kara yetkililerine zarar verecek yasaları kabul etmeye çağırarak yeminlerini çiğnediler.

Sanki bu yeterince kötü değilmiş gibi, muhalefet milletvekilleri protesto hareketinin ve onun silahlı kanadının aşırılıklarını akladılar, merkezi hükümete kötülük yapmak için her fırsatı kullandılar ve kendi ülkelerinin düşmanlarına kucak açmaya çalıştılar. İsyanları kontrol etmek için hükümetin ihtiyaç duyduğu yasaları engellemeye çalıştılar; sokaklara ölüm ve yıkım getiren silahlı çeteleri kınamak yerine, polis gücünü şeytanlaştırmaya çalıştılar. Teşkilatın genç subayları, cesaret ve profesyonellik ile şehri kurtarmış olsalar da, 2020’de verdikleri yanıt, güvenliği sağlamak ve gelecekteki zorlukları aşmak için yapılan finansmanı engellemeye çalışmak oldu.

HÜKÜMET “BİR ÜLKE, İKİ SİSTEM”İN HAYATTA KALMASINI SAĞLAMA KARARLILIĞINI GÖSTERDİ

Açıkçası, demokratik deney, Çin’e zarar vermek için basitçe “Bir Ülke, İki Sistem”i bir araç olarak gören politik yıkıcılar tarafından baltalanıyordu. Hong Kong’a sözde hizmet ederken, yaptıkları her şey onun yönetimini zayıflatmak, itibarına zarar vermek ve yabancı güçlerin çıkarlarını ilerletmek için tasarlandı.

Ulusal güvenlik yasası polis gücüne şehri korumak için ihtiyaç duyduğu araçları sağlamış olsa da, bu her derde deva değildir ve daha fazlasına ihtiyaç vardır. Yeni yasa, onu içeriden sabote etmek için siyasete sızan insanların oluşturduğu tehdidi etkisiz hale getiremiyor. Seçimlerin iyileştirilmesi kaçınılmaz hale geldi.

Ne de olsa hiçbir ülke, kamuya açık pozisyonlarının, kendi çıkarına en iyi şekilde sahip olmayan, kurumlarını küçümseyen ve ulusal zorunlulukları hiçe sayan insanlar tarafından işgal edilmesine izin veremez. Merkezi hükümet hiçbir şey yapmasaydı, şehrin aşağıya doğru giden sarmalı devam ederdi ve 2047’den sonra, Temel Kanunun “değişmeyen 50 yılı” süresi dolduğunda (Madde 5), benzersiz statüsünün devam etme şansı ne olursa olsun sonsuza dek kaybedilmiş olacaktı. Diğer bir deyişle, merkezi hükümet Hong Kong’a yeni bir fırsat vermiş ve bu mevcut anayasal çerçeve içinde başarılmıştır. Çin Anayasası’nın 31. Maddesi’ne göre, “gerektiğinde” özel idari bölgelerin oluşturulmasına izin verirken, izlenecek asıl sistemler “belirli koşullar ışığında NPC tarafından belirlenir”.

“Hong Kong’da yetkilileri seçmek özel koşulların iyileştirilmesini gerektirdiğinden, istismar göz önüne alındığında, NPC’nin seçim sisteminin başlangıçta amaçlandığı gibi çalışmasını sağlamak için 11 Mart’ta aldığı kararı, Temel Yasa Ek I (başkan seçimi) ve Ek II (yasama konseyinin seçimi) revize edilerek gerçekleştirilebilir. Genel oy kullanma hakkını icra başkanı ve yasama konseyi seçimlerinde “nihai amaç” olarak görenler de dâhil olmak üzere iyileştirmeler, Temel Kanunun temel kısımlarını etkilememektedir.

Hong Kong’un seçim sistemini iyileştirme kararının bütün vurgusunun, şehir için işe yarayan düzenlemeler yaratma üzerinde olacağı açıktır. Şehrin düzgün bir şekilde yönetilmesini ve kamu görevini üstlenenlerin kendi menfaatlerini ve ülkenin menfaatlerini özünde bulundurmasını sağlamak gerekir.

“Bir Ülke, İki Sistem”in başarılı işleyişini boşa çıkarmak veya dış güçlerin politika gündemlerini desteklemek isteyenlerin yeri olamaz. Bununla birlikte teklifler, yalnızca ana vatanı ve Hong Kong’u sevmeleri koşuluyla, farklı siyasi iknalara sahip insanların katılımını öngörüyor.

Açıkça görülüyor ki, Hong Kong ucuz kurtuldu. Şiddetli protestolar, insanlara ve mülke yönelik saldırılar, seçim sisteminin kötüye kullanılması, ayrılıkçı faaliyetler ve dış güçleri şehrin işlerine müdahaleye davet etmeleri, merkezi hükümetin Hong Kong deneyinin başarısız olduğu sonucuna varmasına neden olabilirdi ve bu “yeter artık” olurdu. Bununla birlikte hükümet şehre olan inancını sürdürdü ve “Bir Ülke, İki Sistem”in hayatta kalmasını sağlama kararlılığını gösterdi.