Teknoloji ve pandemi çalışma yaşamında büyük değişimlere neden oluyor. Yeni çalışma modelleri esnek ve güvencesi çalışmayı da beraberinde getiriyor.

Dijitalleşme tüm hayatı dönüştürürken çalışma hayatı da bundan nasibini alıyor. Yapay zekâlar ve robot teknolojileri gibi çok sayıda yeni teknoloji iş yaşamına ekleniyor. Tüm bunlar iş yapış biçimleri ile iş ortamlarını da değiştiriyor. Özellikle pandemi ile birlikte bu durum daha da hız kazandı. Bu süreçte uzaktan çalışma gibi yeni modeller deneyimlendi. Evler artık iş yaşamının bir parçası haline geldi. Bu gelişmeler olumlulukların yanı sıra sorunları da beraberinde getirdi. CRI Türk’te İlkay Akkaya’nın hazırlayıp sunduğu “Yakın Gelecek” programında da teknoloji ve pandeminin çalışma hayatına etkileri ele alındı.

Pamukkale Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümü Araştırma Görevlisi Erkan Kıdak, bu konuda şunları söyledi:

“İnsanlık tarihi boyunca teknolojik gelişmelere bağlı olarak çalışma yaşamında da dönüşümler yaşandı. Küreselleşme olarak adlandırdığımız süreçte yani 1970’li yıllardan itibaren ise yeni bir toplum paradigması meydana geldi. Sanayi sonrası toplum modeli denildi. 1970 sonrasındaki dönüşüme ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan toplum modeli sanayi sonrası toplum olarak adlandırıldı. Bu teknolojik dönüşümler insan yaşamını ve üretimi kolaylaştırmayı sağlarken olumsuz birçok etkiyi de beraberinde getiriyor. Düşünürler, bu toplum modelini risk toplumu olarak tanımlıyor. Riskler toplumsallaşmış oldu. Ne gibi riskler? Teknolojinin insanların işini elinden alması yani yapay zekâ teknolojilerinin kullanılmasıyla birlikte insanlar işini kaybetmeye başladı. İnsanların yaptığı işi makineler almaya başladı. Makinelerin almasına bağlı olarak insanlar çalışamamaktan ve işsizlikten kaynaklanan riskleri toplumsal alanda da üzerlerinde hissetmeye başladılar. Dolayısıyla teknolojik gelişmelerin çalışma yaşamına, ekonomik ve toplumsal yaşama etkileri bununla başladı.”

UZAKTAN ÇALIŞMA HAK KAYIPLARINA NEDEN OLDU

Pandemi ile birlikte yaygınlaşan uzaktan çalışma modelinin de bu dönüşümün bir parçası olduğuna ifade eden Kıdak, çalışanlar için yeni hak kayıplarını da beraberinde getirdiğini savundu. Kıdak, yaşanan hak kayıplarına ilişkin şu örnekleri verdi:

“İlk bakışta uzaktan çalışma olumlu gibi algılanıyor. Gerek çalışanlar açısından gerekse çalışanların aileleri ve yakınları açısından. Ancak durum böyle değil. Olumsuz çok sayıda etkisi var. Olumsuz etkilerinin başında iş yeri kavramının ortadan kalması var. İş hukukunda, sosyal güvenlik hukukunda, iş sağlığı ve güvenliği kanunu olarak tanımlanan kanunda risklere karşı sağlanan güvenceler veya işverene yüklediği yükümlülükler iş yeriyle, iş yeri kavramıyla ilişkilendirilmiş durumda. Örneğin işveren, işçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla yükümlü ama bu tedbirlerin coğrafi alanı iş yeri. Evde bunu nasıl sağlayacak? Bu konuda çok ciddi bir açıklık var. Korumayı sağlayacak bir mekanizma kurulmuş değil. Diğer taraftan kayıt dışı çalışmaya çok müsait. Kayıt dışı çalışma illa Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilmemesi şeklinde olmuyor. SGK’ye eksik prim ödeme şeklinde de karşılaşabiliyoruz. Yarı zamanlı çalışma olarak görülen bir çalışan uygulamada tam zamanlı olarak çalışıyor ama primi yarı zamanlı olarak ödeniyor ya da fazla çalışmanın karşılığı ödenmiyor. Bunlar çalışanlar açısında hak kayıplarına yol açıyor. Uzaktan çalışmada çalışanların yaşadığı hak kayıplarının sınırı yok. Uzaktan çalışmada bu teknolojik gelişmeler sayesinde ortaya çıkan çalışma modelinin, toplum modelinin göstergelerinden biri.”

EMEĞİN GÜVENCESİZLEŞMESİ: DİJİTAL EMEK PLATFORMLARI

Kıdak, pandemi sürecinde dijital platformlara olan ilginin artmasıyla birlikte kargo, taşımacılık ve E-ticaret sektöründe de önemli değişimler olduğunu belirtti. Yeni çalışma modellerinin yeni sömürü şekillerini de ortaya çıkarttığını bildiren Kıdak, Dijital Emek Platformlarının yapısının işverenlerin alması gereken sorumlulukları da işçi sınıfının sırtına yüklediğini aktararak şöyle konuştu:

“Nedir bu Dijital Emek Platformu? Geleneksel işçi-işveren ilişkisini ortadan kaldıran bir internet platformu. Dijital platform üzerinden hizmet satın almaya bağlı olarak ortaya çıkan bir emek piyasası. Burada geleneksel bir işçi işveren ilişkisi yok. Üçlü bir yapı var. Kim bu üçlü yapının tarafları? Biri, platform sağlayıcı. Dijital platformun kurucusu, yöneticisi ya da admini. İkinci taraf, platformun çalışanı. Platforma üye olarak ücret karşılığında dışarıya hizmet veren kişiler yani işgören kişi. Bir de hizmeti satın alan kişi var, bunlar da müşteriler. Türkiye’de de örnekleri var. Hollanda’da bir yargı kararı mevcut. Dijital platform çatısı altında çalışan bu kişinin en baştan itibaren işçi statüsünde sayılması gerektiğine hükmedilmiş. Bu tür gelişmeler, bu tür hukuk uyuşmazlıkları, iş uyuşmazlıkları önümüzdeki dönemde sıkça karşılaşacağımız uyuşmazlıklardan bazıları.”