ABD Başkanı Joe Biden, ilk dış politika konuşmasında sertlik yanlısı isimlerin Rusya tezlerini tekrarlarken Çin’e karşı meydan okuyacaklarını ileri sürdü. Beijing ve Moskova yönetimleri ise diplomatik olgunluk, iş birliği ve diyalog konusunda ısrarcı.

Haber: CRI Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 4 Şubat tarihinde Dışişleri Bakanlığında yaptığı konuşma ile ülkesinin önümüzdeki dönemde küresel düzlemde atacağı adımların sinyalini verdi. Biden, dış politikanın merkezinde “diplomasinin” yer alacağını ve bu bağlamda ABD’nin “en değerli hazinesinin müttefikleri” olduğunu söyledi.

Almanya’dan asker çekme kararını askıya alan, Yemen’e dönük saldırılara ortak olmayacaklarını ve yılda 125 bin mülteci kabul edeceklerini ileri süren Biden, konuşmasının önemli bir bölümünü Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya’ya ayırdı.

20 Ocak’ta koltuğu devralan Joe Biden, selefi Trump dönemine atıfta bulunarak “Rusya’nın agresif eylemleri karşısında ABD’nin boyun eğdiği günler geride kaldı. Rusya’ya bedel ödetmekte, bizim ve halkımızın hayati çıkarlarını savunmakta tereddüt etmeyeceğiz.” ifadesini kullandı. Moskova yönetimini siber saldırı düzenlenmekle ve kendi vatandaşlarını zehirlemekle itham eden ABD lideri, Rusya’da tutuklu bulunan yönetim karşıtı Aleksey Navalnıy’ın serbest bırakılmasını talep etti.

ABD Başkanı Biden, seçim döneminde konuk olduğu televizyon programında ülkesi için en büyük tehdidin Rusya’dan geldiğini iddia etmişti.

RUSYA’NIN ÇİZGİLERİ BELLİ AMA KAPISI AÇIK

Kremlin Sözcüsü Peskov, ABD'den gelen açıklamaların tolere edilemeyeceğini vurguladı.
Kremlin Sözcüsü Peskov, ABD’den gelen açıklamaların tolere edilemeyeceğini vurguladı.

Biden’ın tehditlerini ve taleplerine Rusya’dan ilk yanıt “tolere etmeyeceğiz” oldu. Biden’ın açıklamalarının yapıcı olmadığının altını çizen Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, “İki ülkenin çıkarları çatışsa bile diyaloğu sürdürmeyi umuyoruz.” cümlesi ile ABD yönetimine kapıları kapatmayacakları mesajı verdi. Bununla birlikte Rusya, Navalnıy konusunda kararlığını göstermek adına hükümet karşıtı gösterilerde yer alan 3 Avrupalı diplomatı sınır dışı etti.

Sınır dışı kararını yakından takip ettiklerini belirten Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borell, “Görünüşe göre Rusya giderek Avrupa’dan bağını koparıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

GÖZDAĞI VE İŞ BİRLİĞİ MESAJLARI

ABD Başkanı Joe Biden’ın hedef tahtasına koyduğu Çin konusunda hem gözdağı hem de iş birliği mesajları verdi. Çin’i “en ciddi rakip” olarak tanımlayan Biden, güvenlik ve refahlarının tehdit altında olduğunu öne sürdü. Beijing yönetimini, küresel yönetişim, fikri mülkiyet ve insan hakları gibi konularda suçlayan Biden, diğer taraftan Amerika’nın çıkarları gerektirirse iş birliği yapmaya hazır olduklarını aktardı.

Benzer tonu hafta sonu yayımlanan CBS kanalındaki röportajında muhafaza eden Biden, Çin ile çatışmaya gerek olmadığını ancak “aşırı bir rekabet yaşanacağını” söyledi. Biden, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile başkan yardımcılığı döneminde tüm dünya liderlerinden daha fazla vakit geçirdiğini ileri sürerek Cumhurbaşkanı Xi’yi “çok zeki ve sert” olarak niteledi. Biden ayrıca, Çin lideri ile şimdiye değin temasa geçmemesinin özel bir nedeni olmadığını savundu.

“ORTAK ÇIKARLAR FARKLILIKLARDAN FAZLA”

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, günlük Biden’ın açıklamalarını değerlendirdi.

ABD Başkanı Joe Biden’ın açıklamaları Beijing’de dikkatle izlenirken yönetim adına Washington’a ilk yanıt Dışişleri Bakanlığından geldi. Günlük basın toplantısında konuşan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, iki ülke arasındaki ortak çıkarların farklılıklardan daha fazla” olduğunu söyledi. İş birliğine odaklanma çağrısı yapan Çinli diplomat şunları kaydetti:

“Covid-19 ve iklim değişikliği gibi küresel zorluklarla karşı karşıya kalan Çin ile ABD’nin iş birliği yapabileceği ve yapması gereken alanlar giderek daha da genişliyor. Çin, ABD ile çatışmasızlık, karşılıklı saygı ve kazan-kazan iş birliği içeren ikili ilişkiler geliştirmeye kararlıdır. Bu arada, ulusal egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarını sağlam bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”