Ekonomist Hakan Özerol, ekonomideki kur şokunu değerlendirdi. Özerol, “Bir sonraki adımın nereye gideceğini görmek çok zor.” dedi. “Gün içinde yüzde 18 artarsa dolar panik oluruz.” ifadesini kullanan Özerol’a göre, piyasadaki belirsizlik dövizin yükselmesinden daha büyük bir sorun. Ekonomide köklü değişimlerin yapılması gerektiğini savunan Özerol, “Mesela TOKİ’yi kapatsak ne olur?” sorusunu sordu ve stratejik sektörlere odaklanarak karar verilmesi gerektiğini belirtti.

CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu Dünya Postası programına konuk olan Ekonomist Hakan Özerol, dövizdeki dalgalanmaya ilişkin; “Şu anda ekonomistler de ne yapacaklarını bilmiyorlar. Ortada çok büyük bir şok var.” dedi.

KURU SABİTLEMEK MÜMKÜN MÜ?

Sert döviz hareketleri yaşandığı dönemlerde “Dalgalı kur rejiminden sabit kur rejimine geçiş mümkün mü?” sorusu da akıllara geliyor. Özerol, bu tartışmaya ilişkin “Kuru sabitleyebileceğiz demenin yolu da çok yüksek miktarda döviz rezervine sahip olmaktır. Bunu yapabilecek ülke sayısı çok az dünyada. Bu bizim için kapalı bir yol.” dedi. Özerol, “Kur nasıl sabitlenir?” sorusuna; “Hepimiz güvenirsek” yanıtını verdi.

Ekonomist Hakan Özerol, Türkiye’de döviz bolluğu yaşanan 2001 krizi sonrası dönemin koşullarını hatırlattı:

“Türkiye niye o gün iyiydi? 2001 krizinin çıkışıydı. Ekonomide en kötü geride kalmış artık toparlamaya başlamıştı. Siyasi istikrar gelmişti. Önceki koalisyon iyi yönetememiş krize götürmüştü. 11 Eylül saldırısının devamında Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) kurmaya çalıştığı yeni düzende para bolluğu vardı. Yeni gelen hükümet de özelleştirmeye çok sıcak bakıyor. Kötü amaçlı söylemiyorum. Biz her şeyimizi bir politika kararıyla sattık. Bu ne demek? Ülkeye döviz girdi. Biz bugün Abu Dabi inşallah 10 milyar dolar getirecek diyoruz kur düşüyor. Sadece bir kurumumuzu sattık 3 milyara 4 milyara… Bunların sonucu ülkeye döviz girişi oldu.”

2001-2009 arasındaki “parlak” dönemi değerlendiren Özerol, “Döviz girişi var, bol zaten o zaman şu havalı cep telefonunu alabilirim dedik.” ifadeleriyle tüketim çılgınlığını eleştirdi.

Küresel şartların zamanla değiştiğini belirten Özerol, dünyada bol ve ucuz döviz bulunabilen döneminin geride kaldığını vurguladı:

“Dünyadaki dolar ve Euro miktarının artık en çok olduğu noktaya varıyoruz. Artık bunların miktarı artmayacak. Zaten bizim gibi döviz açığı olan dövize ihtiyacı olan ülkelere bol miktarda döviz gelmeyecek.”

ÜRETİM İÇİN NE YAPILMALI?

Üretim odaklı ekonomiyi inşa etmek için stratejik tercihler yapılması gerektiğini söyleyen Özerol, faizleri düşürüp konut alıp satımını teşvik edeceğimize üretene geniş imkanlar tanıyalım önerisinde bulundu:

“Mesela şu mümkün değil midir? Kredi faizleri yüksek olsun ama fabrika kuran birisine bir taraftan başka teşvikler verin. Siz faiz düşürdüğünüzde millet fabrika kurmuyor ki. Araba almaya koşuyor. Cep telefonu almaya koşuyor. Ev almaya konuşuyor. Siz bugün ülke de TOKİ’yi kapatsanız mesela ne eksiğimiz olur? Millet Mars’a gitmişken biz devlet eliyle ev yapıyoruz. Devlet eliyle bez mi yapılır diyorduk devlet eliyle ev yapıyoruz. Devlet eliyle ev mi yapılır? Dünyada bunun çok örneği var mı? Gerçekten üretim yapana dönüp beş sene vergi almayacağım deseniz ya da ‘Bankadan aldığın faiz 18 olsun yüzde beşini ben ödeyeceğim.’ deseniz de stratejik hedeflere yönelik bir teşvik verseniz… Madem bu sonuç oluyor indirmeyin faizleri. Yatırım yapanların faizinin bir kısmını devlet ödesin.”