China Daily / Erik Berglof

Covid-19 salgını bütün dünyada birçok ekonominin hassasiyetleri ile ekonomik zayıflıklarını ortaya çıkardı ve bu ekonomilerin toparlanması muhtemelen yavaş, zor ve eşitsiz olacak. Asya ülkeleri ve bölgeleri, özellikle iklim değişikliği ve yaşlanan nüfus gibi ikili bir tehditle karşı karşıya oldukları için, ekonomik kalkınma ve büyümeyle ilgili yaklaşımlarını gözden geçirmek zorundadır.

Şimdi, politika belirleyiciler ve iş dünyasının liderlerinin bu salgından geleceğe daha hazır bir şekilde çıkmamız adına gereken yatırımları yapmasının zamanı. Sağlık ile eğitimden imalat ve teknolojilere kadar sektörler birlikte sürdürülebilir ve refah içindeki bir geleceğin sağlam temellerini oluşturuyor.

Bu amaca yönelik olarak, Asya’nın Covid-19 salgını sonrası toparlanmasını şekillendirecek yükselmekte olan beş altyapı eğilimi görüyoruz. Bu eğilimler, salgının kısa dönemli zorluklarına karşı koymamız ve hem iklime duyarlı hem de çevre bakımından zeki bir orta ve uzun dönemli büyüme ihtiyaçlarını karşılamamız için gereken yatırımları yansıtıyor.

YEŞİL PROJELERİN MALİYET-ETKİN PLANLAMAYA İHTİYACI VAR

Hükümetlerin kamu sağlığı krizlerini ele alması ve etkilenen iş insanları ile işçileri acilen rahatlatması gerekir. Ancak kriz sonrası dönemde kamu politikaları karbon yoğun altyapılara kilitlenip kalma riskini azaltmak için iklim hedefleri ile çok yakından uyumlu olmalıdır. Teşvik paketleri, ekonomik geçişi hızlandırarak ve iklim değişikliğinden kaynaklanacak gelecek şoklara karşı dayanıklılığı artırarak sektörleri ve teknolojileri hedefler. Yine de şu andaki yeşil altyapı yatırım hacmi arzulanan hedeflerin çok altında kalıyor.

Bütün iş faaliyetleri için önemli olan nokta; çevresel, toplumsal ve yönetişim standartlarının varlık yönetiminde yeni büyüme cephelerini omuzlaması. Yatırım kararları bu standartlarda artan bir şekilde etken olacak olsa da sürdürülebilir yatırım bir liderlik, yenilik kültürü ve bütün pay sahiplerinin etkili bir katılımını gerektirecek.

Salgın ayrıca toplumsal altyapının küresel üretim zincirinde zayıf bir halka olduğunu ortaya çıkardı. Sağlık bakımı ve eğitimin yanı sıra toplumsal konutlandırma, farklı gelir düzeyindeki birçok ülkede kronik az yatırımdan kaynaklandı. Bu yatırım eksikliği belki de temel sağlık hizmetinde en açık biçimde görülüyor.

Küresel Altyapı Merkezi’ne göre, sosyal altyapıdaki özel yatırım 2010’da 19 milyar dolardan 2029’da 3 milyar dolara düştü. Covid-19 sonrası zorluklar ve kamu harcamalarının sınırlı hacmi dikkate alındığında, özel yatırımı toplumsal yapıya kanalize etmek mutlaka bir gerekliliktir.

ÖZEL SERMAYEYE ALAN AÇMAK

Covid-19’un acil sağlık etkileri düzenli biçimde azalırken, ülkeler salgından kaynaklanan, yaygın yolsuzluklar, artan işsizlik ve yüksek borç düzeyleri dahil derin ekonomik yaraları ele almak zorunda kalacaktır.

Finansal zorlukların etkisi altında hükümetler mevcut varlıkların ileri doğru bir yol olarak özel yatırımcılara satmayı da göz önüne alacaklar. Özel şirketler ise, bazı projelerden çıkmayı ve daha iyi varlık performansı vadeden yeni yatırımlara yönelebilirler, özellikle düşük faiz oranı ortamı bu tür fırsatların avantajını kullanan şirketlere destekçi olacaktır.

TEKNOLOJİ ALTYAPI POTANSİYELİNİ ORTAYA ÇIKARABİLİR

Teknolojinin alt yapıya uygulanması ağır işler. Örneğin, altyapıdaki pay sahiplerinin yüzde 64’ü uygun teknolojileri benimsemelerinin asıl engeli olarak anlayış eksikliğini gösteriyor. Ancak salgın bizi teknolojinin geleneksel altyapı içindeki birçok kullanımının daha çok farkına varmamızı sağladı.

Altyapı yatırımlarına yatırım yapanlar altyapı teknoloji çözümlerinin likit olmayan ve düşük performanslı varlıklar yaratacağından korkarlar. Ümit vadedici bir teknolojiye yatırım yapmak ve onu başkalarına bırakmak ile kendilerini altüst olma riskine açık hale getirme arasında bir tercihle karşı karşıya kalırlar. Teknolojiye proaktif yaklaşımlar fonlar kurmak, şirket girişimleri, iç teknolojik danışma birimleri ya da teknoloji şirketleri ile ortaklıklar kurmayı içerir.

Altyapının bağlanabilirliği söz konusu olduğu sürece, önümüzde muhtemelen karışık sonuçların alınacağı birkaç yıl var. Örneğin, havaalanı altyapısı kısa zamanda toparlanmayacak. Küresel tedarik zincirleri salgın boyunca dirençliydi ama tedarik zinciri altyapısı belirsizliklerle ve “ülke dışı üretimden ülke içine dönme” ve “yakın ülkelere dönme” faaliyetleri ile yüz yüze kalmaya devam edecek.

BELİRSİZLİKLER HAYATİ YATIRIMLARI DURDURMAMALI

Belirsiz ticaret ortamına rağmen, “öncelikli” yatırımlar olacaktır. Örneğin, mevcut zayıf liman yeterliliğini otomasyon ve yeşil düzey yükseltmelerle iyileştirmek gelecekteki her türlü makro ekonomik şoklara karşı direnç oluşturacaktır. Daha fazla sayısallaşma ve tamamen elektrikli bir geleceğe hazırlıkla birlikte akıllı bir yol altyapısına yatırım yapmak uzun dönemde faydalı olacaktır. Ayrıca tedarik zincirlerini daha dirençli hale getirmek için depolama altyapısına yatırım yapılması gerekir.

Son olarak, sayısal bağlanmaya yatırım yapmak bizi daha iyi bir salgın sonrası geleceğe hazırlar. Daha önce zaten yapılmış olanı körü körüne kopyalamak yerine düşüncemizin gelişmesine izin vermenin zamanı geldi. Bu yüksek kaliteli, çevreye duyarlı ve teknolojinin mümkün kıldığı altyapıyı Asya’da yeni bir yeşil ekonominin kilidini açmak için kullanılacak çok fazla fırsat var.

Asya Altyapı Yatırım Bankası durup, gelecek kuşaklar için sürdürülebilir bir yolu açma şansını kaçırmayacaktır.