Televizyon kanallarındaki tartışma programları her konunun “uzmanı” olan ve her konuda ahkâm kesen gazeteci, akademisyen, hukukçu ve eski siyasetçilerle dolduğundan izleyeni sıkabiliyor. Akit TV’de Çin Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ziyareti öncesinde iki ülke arasındaki ilişkilerin değerlendirildiği bir tartışma programı vardı. Katılımcıların akademisyen olması, daha doğrusu öyle tanıtılmaları izleyenleri “umutlandırsa” da bu durum kısa sürede hayal kırıklığına dönüştü. Zira akademisyenlerin katıldığı bir tartışmadan asgari beklenti bilgi ve seviyedir. Ancak bu programda nefret dili ve bolca yalan vardı.

SIRALANAN YALANLAR

Önce bu programda dile getirilen ve Akit’in internet sayfasında da yer alan bir “yalanı” hatırlayalım:

“Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa sermayesinin uzun yıllardır ucuz işgücünden yararlanmak amacıyla göç ederek dünya devi haline getirdiği Çin, büyüdükçe etrafındaki Türk cumhuriyetlerinin toprağına göz dikiyor. Küresel tefecilik yapan Çin, borçlandırdığı ülkelerin topraklarına ve değerli madenlerine el koyuyor.”

Yani, insan hakları ihlalleri ve soykırım yalanlarıyla başlayan kampanya evrim geçiriyor ve asıl hedefine doğru ilerliyor. Uygur Akademisi Genel Sekreteri Ferhat Kurban Tanrıdağlı program boyunca Çinli Bakan Wang Yi’nin ziyaretinden duyduğu “endişeleri” anlattı, “Bence Wang Yi, Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin terör örgütleri listesine alınmasını isteyecek.” dedi. Sözlerinin arasında, ABD’nin bu örgütü terör örgütleri listesinden çıkardığını hatırlattı. Bunları söylerken araya PKK yalanları sıkıştırmayı ihmal etmedi. Çin’in PKK ile ideolojik bağları olduğunu ileri sürerek, “PKK’nın broşürleri ve propoganda malzemelerinin Çin’den geldiğini” iddia etti. Nasıl olsa programda itiraz eden yok.

Benzer bir yalan, yine aynı programın katılımcılarından Doç. Dr. Ömer Kul tarafından bir muhafazakâr kanalda dile getirilmişti. Kul, sözlerinin arasına “Zaten PKK’nın silahlarının yüzde 72’si Çin menşeili” yalanını sıkıştırmıştı. Bir çırpıda söyledi, kimse de üzerinde durmadı. Zaten karşıt görüş de yoktu. Niye yüzde 70’i veya yüzde 75’i değil de, yüzde 72’si? Yalanı kuvvetlendirmek için olsa gerek.

Bu arada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Daimi Üyeleri arasında PKK’nın büro açamadığı tek ülkenin Çin olduğunu da hatırlatalım.

ABD’DEN İBARET DÜNYA

Tanrıdağlı, programda Çinli bir düşünce kuruluşu üyesinin Türkiye değerlendirmesini dinletti. Çinli uzmanın “yapmak, halletmek” anlamına gelen sözünün “Çin’in Türkiye’yi alması gerektiği” niyetiyle söylendiğini savundu. Programın moderatörü Halis Özdemir de işi “Çin’in Türkiye’yi esir almak istediğine” kadar vardırdı.

Ancak programın ana hedefi Çin’in Kuşak ve Yol projesiydi. Çin’in böylece “dünyayı ele geçirmek” istediğini anlattılar. Tanrıdağlı, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin alt başlığının “nihai hedefin insanların ortak kader topluluğunun oluşturulması” olduğuna işaret etti. Tanrıdağlı, bu amacı Çin’in BM’yi ve diğer örgütleri devreden çıkararak dünyaya hakim olmaya çalışmak şeklinde yorumladı ki, pes demekten başka elden bir şey gelmiyor.

“Dünyada Çin’e karşı bir saf oluşuyor” diyen Tanrıdağlı, “Türkiye, Çin’e can suyu olursa başına dert alır.” tehdidinde de bulundu ve Türkiye’nin “dünyanın yanında yer alması gerektiğini” söyledi. Anlaşılan Tanrıdağlı’nın dünyası ABD ve bir iki Batı ülkesinden ibaret. Onun dünyasında Asya, Afrika, Güney Amerika, Rusya, İran vb… yok.

Kamil Erdoğdu