Haber: Mehmet Emre Öztürk

Dijitalleşen dünyada internet, haber ve bilgi için büyük bir kaynak olmuş durumda. İstenilen her bilgiye kolayca ulaşılsa da maalesef bu bilgiler güvenilir olarak tanımlanamıyor. Özellikle son yıllarda artan yalan haber ve dezenformasyonlar gazetecilikte etik ilkelerini gündeme taşıdı.

Yalan haber, gerçek dışı bilgiler içeren herhangi bir paragraf veya videodan oluşabiliyor. Sosyal medya platformların da artış gösteren internet haberciliği ise büyük bir sorun haline geldi. Yalan haberler genellikle etkileyici hikâyeler konusunda uzmanlaşmış kaynakların ürünleri olarak aramızda dolaşıyor. Şiddet ve nefret içeren başlıklar ile ilgi çekici kılınan bu haberlerde kamuoyunu aldatarak çıkar elde edilmesi söz konusu.

Bununla birlikte, sahte haberlerde yaşanan artışın bir diğer nedeni ise yanlış bilginin kolayca yayılabilir olmasıdır. Giderek daha fazla kullanıcının olduğu sosyal medya ağlarında, gerçeği kontrol etme zor bir mekanizmaya dönüştü.

Sosyal platformları ile kendi söylem alanlarını yaratan her kullanıcı “haberci” olabilir mi?

Konunun uzmanları merak edilen soruları CRI Türk için yanıtladı.

“GAZETECİLİK ZOR VE ONURLU BİR MESLEK”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, dijitalleşme ile medya kontrolünün sağlanamadığının altını çizdi. Gazetecilikte evrensel kuralların önemine değinen Olcayto sözlerine şöyle devam etti:

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto

“Dijitalleşme hem olumlu hem olumsuz etkilere sahip. Türkiye olarak dijitalleşmeye çok hazırlıksız yakalandık. Bu yüzden bizde olumsuz etkileri çok fazla görülmeye başladı. Haberler manipüle edilmeye başlandı. Yalan haberlerde artış yaşandı. Haber kontrolden kaçtı. Gazetecilik adeta herkesin yapabileceği bir meslek haline geldi. Hâlbuki gazetecilik çok zor ve onurlu bir meslektir. Şimdi cep telefonuyla fotoğraf çeken herkes gazete fotoğrafçısı, oturup başından geçenleri anlatanlarında muhabir veya gazeteci olarak kendini tanımlamaya başladı.

Umberto Eco’nun “Sıfır Sayı” adlı kitabında Eco şunu söyler: Yarın’a kâğıt kalacak ancak dijitalden eser olmayacak. Bende aynı şeyi düşünüyorum. Teknolojiden tabii ki en iyi şekilde yararlanmak önemli ama gazeteciliğin evrensel kurallarına uymak, haberi doğru vermek, halkın doğru şekilde bilgilenmesine yardımcı olmak çok önemli. Bizdeki dijital medyada maalesef bunlar yok.”

“HERKES GAZETECİ OLUNCA KONTROL ORTADAN KALKTI”

Gazetecilik kariyerini kitle iletişimi konusunda yaptığı akademik araştırmalar ile sürdürmüş olan Prof. Dr. Haluk Şahin ise, sosyal medya ile her kullanıcının kendi medyasını yaratabildiğine dikkat çekti. Bu durumun beklenildiğinden çok farklı ve olumsuz sonuçlar yarattığını söyleyen Şahin, şunları kaydetti:

Prof. Dr. Haluk Şahin

“Sosyal medyanın ortaya çıkmasıyla iletişim iki yönlü bir süreç aldı. Zamanla herkes kendi başına bir gazete, televizyon ve ajans hâline dönüştü. İlk başlarda katılımcı demokrasi adına bunun iyi olacağını düşünmüştük. Fakat sonradan geleneksel medya güçleri de dâhil olmak üzere, büyük güçler bu platformları kontrol altına almaya giriştiler.”

“DİJİTAL OKURYAZARLIK ARTIRILMALI”

Geleneksel medyada kontrol mekanizmasının elde tutulabildiğini hatırlatan Şahin, ”Eskiden gazetelerde, televizyonlarda ara kademeler vardı. ‘Eşik bekçileri’ denilen medya profesyonelleri ile kalite kontrolleri yapılıyordu. Bu kontrolle belirli etik ilkeler ile bağlı kalınarak gerçekleşiyordu. Herkes gazeteci olunca bu ara kademe devreden çıktı. Bu ara kademenin devreden çıkması bir taraftan özgürlükçü ufukları aydınlatsa da diğer taraftan hiçbir şekilde kontrol edilmemiş doğrulanmamış, yalan ve bilinçli olarak saptırılmış haberlerin yaygınlaşmasının önünü açtı. Eskiden de bu tür yalan haberler söz konusuydu ancak etki alanları kısıtlıydı. Günümüzde ise bu enformasyon bolluğunda o kadar çok enformasyon ile karşı karşıya kalıyoruz ki bunları seçebilmemiz ve elekten geçirmemiz mümkün değil. Ortada dehşet verici bir sel var. ‘Teyit’ gibi platformlar kuruldu ama bir yere kadar yeterli. Burada yurttaşların bir gazeteci gibi ‘iletişim etiği’ bilincini edinmesi gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

Yalan ve yanlış bilginin arttığı sanal dünyada doğru bilgiyi kontrol eden mekanizmalarda oluşmaya başlamış durumda. Kullanıcıları yaptıkları araştırmalar ile doğru bilgiye yönlendiren bu platformlar, geleceğin en çok ihtiyaç duyulan kuruluşları mı olacak?

“SORUN ÇOK KATMANLI”

Teyit.Org Şef Editörü Gülin Çavuş

Doğrulama Platformu Teyit.Org Şef Editörü Gülin Çavuş, internette yanlış bilgiyle mücadele için gelecekte farklı bir süreç izlenmesi gerektiğine değinerek, “Yanlış bilgi sorunuyla ilişkili bizi gelecekte nelerin beklediği tamamen yapacaklarımıza bağlı. Sorunun çok katmanlı olduğunu bilmek gerekli. Bahsettiğiniz sosyal medya platformları kesinlikle çok önemli bir parçası ama sorunu tek başına anlamak ve çözmek için de yeterli değil. Dijital dünyanın platformlara bağlı anlamamız gereken belirli özellikleri var; algoritmalar, yankı fanusları gibi… Ama internet ve yanlış bilgi sorununda yeni mekanizmalar kurmaktan çok güçlendirme yaklaşımına ihtiyaç var. Platformlarınsa algoritmalarına bağlı yanıltıcı yönlendirmelerden ziyade daha demokratik alanlar kurgulayabiliyor olmaları gerekli.” dedi.

“TEYİTÇİLİĞİ DOĞAL BİR MEKANİZMA HALİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Çavuş, “İnternette yanlış bilgiyle mücadele için çözüm odaklı yaklaşımlara ve kolaylaştırıcı mekanizmalara ihtiyaç var. Yanlış bilgi paylaşan internet medyası veya sosyal medya kullanıcılarını yasaklamak, engellemek yerine bu aktörleri yanlış bilgi paylaşmayacak biçimde güçlendirme yaklaşımıyla ve çözüm odağıyla hareket etmek gelecekte yanlış bilgi sorununun büyümesini engelleyebileceği gibi, sağlıklı bir bilgi ekosistemi oluşmasına da katkıda bulunacak. Dolayısıyla teyitçiler internet medyası aktörleri ve internetteki kullanıcıları başta olmak üzere bilgi ekosisteminin özneleriyle bir arada hareket etmeli. Biz de Teyit’te bunu yapmak için çalışıyoruz. İnternet medyasında teyitçiliği doğal bir mekanizma haline getirmek için, internet kullanıcılarında da eleştirel dijital okuryazarlık becerilerini güçlendirmek için farklı yöntemler üzerinde çalışıyoruz. Bilgi ekosisteminin özneleriyle yan yana gelmeye, öğretmenlere dokunmaya, sosyal medya platformlarını dönüştürmeye, internet kullanıcılarını bilgi okuryazarlığı konusunda güçlendirmeye çalışıyoruz.” açıklamasında bulundu.

“ULUSLARARASI İLKELER DOĞRULTUSUNDA HAREKET EDİLİYOR”

Teyitçiliğin uluslararası boyutuna işaret eden Çavuş, “Teyit olarak International Fact-Checking Network’ün (IFCN) teyitçiliğin temel ilkelerinin yer aldığı İlkeler Kılavuzu’nun imzacısıyız. Tarafsızlığa bağlı olmak, farklı kutupları değerlendirmek ve adil olmak, finansal kaynakların ve teyit metodolojisinin şeffaf biçimde açıklamak, açık bir düzeltme politikasına sahip olmak bu ilkelerden. Bize birtakım yükümlülükler veren bu ilkeler hem yüksek standartta doğrulama faaliyeti yürütmemizi sağlıyor hem de faaliyetimizin bağımsız değerlendiriciler tarafından denetlenmesini sağlıyor. Dünya genelinde IFCN’in İlkeler Kılavuzu’nu imzalayan 100’e yakın doğrulama organizasyonu bu ilkeler doğrultusunda hareket ediyor. Dolayısıyla doğrulama ya da teyitçilik meselesi aslında ilkeler ve yaklaşım meselesi olduğunu söyleyebiliriz.” diye konuştu.