CGTN / Edward Tse & Gao Yanping

Aralarında H&M, Nike, Adidas, Gap, New Balance, Burbery ve Uniqlo gibi markaların da bulunduğu birkaç çok uluslu perakende markası, Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde “zorla çalıştırma” iddialarına ilişkin izledikleri tavır nedeniyle Çinli tüketicilerin eleştirilerine maruz kaldılar.

Bu şirketler Xinjiang ile ilgili pozisyonları konusunda açıklama yaptılar ve ürünlerinde Xinjiang pamuğu kullanmayacaklarını duyurdular. Bu açıklamalar, 21 ülkede pamuk üretimi ve uygulamalarında daha iyi standartları teşvik ettiğini iddia eden merkezi İsviçre’de bir sivil toplum kuruluşu olan “Daha İyi Pamuk Girişimi (BCI)” tarafından açıklanan rapora dayanıyordu.

Bu olaylar dizisi Çinli aktif internet kullanıcılarını öfkelendirdi ve onlar bu markaların boykot edilmesi çağrısında bulundular. Bu markaların Çinli iş ortakları onlarla olan bağlarını kesmek için hızla harekete geçtiler. Sponsorluk anlaşmalarını iptal eden tanınmış Çinli ünlülerden, alışveriş merkezlerinden H&M’in ilan panolarını indirmeye, internet alışveriş devlerinin H&M’in ürünlerini çıkarmaya, cep telefonlarından H&M’in uygulamalarını silmeye kadar Çinlilerin tepkisi çok sert oldu. Çinli aktif internet kullanıcılarının tepkisi sosyal medyada hızla yayıldı. Çin’in en popüler sosyal medya platformlarından Weibo’da, “Xinjiang pamuğunu destekliyorum” etiketi 30 Mart’a kadar 7,11 milyardan fazla tıklanarak en fazla ilgi gören konu haline geldi.

ÇİNLİ AKTİF İNTERNET KULLANICILARININ TEPKİSİ SOSYAL MEDYADA HIZLA YAYILDI

Geçen yıl Hong Kong’daki protestolar sırasında polis izleme uygulamasını kaldıran ve “uygulamanın kuralları ihlal ettiğini” kabul eden Apple’ın aksine bu perakende şirketleri şimdiye kadar halkın tepkisine kayıtsız gibi görünüyor. H&M ise yaptığı açıklamada, “Her zaman olduğu gibi Çinli tüketicilere saygılı olduğunu ve herhangi bir siyasi tarafı temsil etmediğini” bildirdi.

Jeopolitiğin bugün ticarette büyük bir başarıyla kök saldığı çok açık bir gerçek. Jeopolitik her zaman, kaynakların konumu ve kalitesinin ülkelerin ulusal bağımsızlığıyla karmaşık biçimde bağlı olduğu yerde, petrol ve doğal gaz gibi bazı endüstrilerde tarihi olarak önemli bir rol oynamıştır. Ancak eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Amerikan dış politikasını özelikle Çin üzerinde uygulamasından bu yana jeopolitik birçok işletmenin ilgi odağı oldu. 

ABD yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları temelinde Huawei ve ZTE gibi teknoloji şirketlerine yaptırım uyguladı. ABD, SenseTime ve DJI gibi şirketlerin de arasında bulunduğu Çinli teknoloji şirketlerini, ulusal tehdit oluşturduğuna inandığı için “yaptırıma tabi kişi ve kurumlar listesine” ekledi. Kurumlar listesine alınan şirketler, ABD’nin, ihracat ve belirli hassas teknolojilerin transfer edilmesinde kısıtlamalarına tabi oluyorlar. Fakat sadece teknoloji şirketleri jeopolitikten etkilenmiyor. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde pamuk toplamada “zorla çalıştırma” konusundaki tartışma, kıyafet ve spor giyim gibi sektörlerin böyle bir girdaba çekilebileceğini gösteriyor.

Bir bakıma bu talihsiz bir durum, çünkü o kadar karmaşık olması gerekmiyor, ancak dış güçler işletmeleri bu yöne itiyor gibi geliyor ve jeopolitik, şirketlerin yöneticileri için normal stratejik karar almanın bir parçası haline gelmiş gibi görünüyor. Artık şirket yöneticileri sadece işletme operasyonlarına odaklanamazlar, onların ayrıca günlük işletme operasyonlarının ötesine giden konuları ele alacak kurumsal kapasiteleri de dikkate almaya ihtiyaçları var. Şirket yöneticilerinin, ciddi sonuçlara yol açabilecek bir karar almadan önce sağduyulu bir hüküm vermesi gerekiyor. Bu durumda, Xinjiang’da pamuk hasadının makineleşme seviyesiyle ilgili basit bir kontrol, herhangi bir büyük çok uluslu şirketin CEO’sunun, Xinjiang’daki “zorla çalıştırma” iddiasının doğruluğunu iki kez kontrol etmesine yol açacaktır. 

JEOPOLİTİK BÜYÜK ÖNEME SAHİP

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Tarım ve Köy İşleri İdaresi’ne göre, Xinjiang’ın kuzeyinde pamuk toplama işinin yüzde 90’dan fazlası oldukça makineleşmişken, bölgenin güneyinde makineleşme oranı yüzde 40’a yükselmiş ve böylece Xinjiang bölgesinde toplam makineleşme oranı yüzde 75’i geçmiştir. BCI’nın Shanghai bürosu yaptığı açıklamada, dikkatli bir incelemeden sonra Xinjiang’da pamuk toplamada zorla çalıştırmanın uygulandığına dair veri bulamadıklarını belirterek, BCI’nın genel merkeziyle çelişkili bir pozisyon aldı.

Pamuk toplamanın ötesinde, Xinjiang’da “zorla çalıştırmanın” uygulandığı iddiası tartışmalı ve birçok kişi bunun doğruluğunu ispat etmedi. Pek çok suçlama olmakla birlikte, ayrıca ileri sürülen kanıtların temelsiz ve hileli olmasıyla doğrulanamayan birçok iddia da söz konusu.

Yabancı şirketlerin CEO’larının eylemlerinin etkileri konusunda dikkatli düşünmesi gerekiyor. Çinli tüketiciler arasında ne tür tepkiler ortaya çıkar? Rekabet ortamı, her halükârda rekabet edebilirliği düzelen yerel markaların lehine özellikle nasıl değişir? Sadece Çin piyasasında değil, aynı zamanda dış piyasada aldıkları önlemler nedeniyle şirkete finansal etkileri ne olabilir?

Şirketlerin CEO’ları şunu söylemeyi seviyorlar, “Müşteri bizim her zaman velinimetimizdir.” Ancak Xinjiang pamuk hadisesi, birçok CEO’nun, muhtemelen dünyadaki en önemli tüketici grubu Çinli tüketiciler nazarında bu kurala uymayı gerekli görmediğini gösterdi. En azından, işletme yetkilileri, yaptıkları şeyin tam olarak etkisini anladığından emin olmada bir düşünce sürecinden açıkça ve dikkatlice geçtiklerini göstermediler.

Biz, şirketlerin CEO’larının bu tür kritik öneme sahip konularda düşünce süreçlerinde netliğe sahip olmaları ve her zaman herhangi bir işletmenin temel değerini, yani müşterinin değerini en öncelikli olarak akılda tutmaları gerektiğini öneriyoruz. Bu temel ilkede herhangi bir uzlaşma, artıları ve eksileri arasındaki dengeleme karşısında dikkatlice düşünüp taşınılmalıdır.