Global Times / Zhang Nan

Çin’in kuzeybatısındaki Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi yakında, yedinci ulusal nüfus sayımına dayalı nüfus verisini açıkladı. Her nasılsa bu veriler, bazı Batı medyasının ve sözde “bilim insanlarının” dikkatini çekti, sebebi çok basit, onlar, Çin’e yönelttikleri “soykırım” suçlamalarını desteklemek için bu verilerden “kanıt” elde etmek istiyorlar. 

Aslında, Xinjiang bölgesinin açıkladığı istatistikler Uygur etnik grubunun nüfusunun son on yılda yüzde 16,2 oranında bir yükselişle, 1,623 milyon kişi arttığını gösterdi. Bu bölgede, “soykırım” olmadığını tamamen gösterdi. Fakat bu gerçeklere rağmen, bir grup insan verileri yanlış yorumlama girişiminde bulunuyor, “soykırım” iddialarını destekleyebilmek için “deliller” toplamaya çalışıyor. Onlar şimdi yeni bir kavram, “yavaş soykırım” kavramı ortaya attılar. 

Bu adım soykırımı -çok ciddi bir suç- eğlenceli hale getirdi. Soykırım olduğu kanıtlanabilen soykırıma halen soykırım denilmelidir, ancak asla kanıtlanamayacak “soykırım” şimdi “yavaş soykırım” olarak adlandırılmaktadır. Daha çok, Çin’e “soykırım” suçunu zorla uygulamak amacıyla tipik bir kamuoyu oluşturmak gibi görünüyor.

“Yavaş soykırım” ifadesini icat edenler bu suçun “kanıtlanıp kanıtlanamayacağını” veya dünyada ne zaman “yavaşça kanıtlanabileceğini” dikkate almıyorlar. Onlar sadece, temelsiz suçlamalarını meşrulaştırmak ve Çin’in Xinjiang bölgesini Batı medyasında dönen haberlerde “soykırım” kelimesiyle sımsıkı bağlamak için nasıl kelime oyunu oynayacaklarını umursuyorlar. Bu süreç sırasında onların ara sıra mantık veya yasalara dayanmayan daha fazla kelime yaratma adımları, sadece “gerekli” teknik olarak görülüyor. 

HAN HALKI NİÇİN XINJIANG’A TAŞINAMAZ?

Belirli bir grup insanın, insanların zihninde yaratmak istedikleri “soykırım” suçlamasının dışında, Xinjiang nüfusuyla ilgili veri daha derin sebepler için onların dikkatini çekmiştir. Uygur nüfusunun azaldığına ilişkin kötü niyetli teorinin yanlış olduğu kanıtlandıktan sonra, Han nüfusunun Xinjiang’da arttığına dair suçlamalar da ortaya çıktı.   

Bu teori, Uygur ile Han halkının karşı taraflarda olduğu ve Xinjiang bölgesinin Çin Xinjiang’ı değil, ancak Uygurların Xinjiang’ı olduğunu söyleyen anlatı çerçevesi kapsamında oluşturuldu. Yalnızca bu ikili karşıt anlatı modeli altında onlar, doğal nüfus hareketliliğini olumsuz bir “işgal” kavramına çarpıtarak değiştirirler. Çin’in bir bölgesi olarak Xinjiang, şimdi bölgedeki terörizmin kökünün kazındığı ülkenin diğer kesimlerinden insanları çekmiştir. 

ÇİN’İN DOĞAL NÜFUS HAREKETLİLİĞİYLE İLGİLİ YANLIŞ NE?

Bu arada insanlar başka bir soru sorabilirler -Uygurların Xinjiang bölgesinden Çin’in diğer kesimlerine taşınması “yasal” mıdır? İkili karşıt anlatı modeline katılan insanların yanıtı zaten hazır- onlar bunun Çin’in Uygurları “asimile etmeye” çalışan şeytani stratejisi olduğunu söylüyorlar.

Yukarıda bahsedilen insanlar ne nüfus hareketliliğinin Xinjiang’a kalkınma fırsatları sağlamasını umursamıyorlar, ne de Uygur halkının daha iyi gelişme için diğer bölgelere taşınma isteğini, bunlar onların mantığına uygun olmadığı için kabul etmeyecekler. Onların anlatılarına göre, Xinjiang sadece, “kimsenin gelmemesi veya gitmemesi gereken” bir yer olabilir.  

NÜFUS VERİLERİNİ BASİT BİR ŞEKİLDE KARŞILAŞTIRMAK NİÇİN YANLIŞTIR?

Bir bilim olarak istatistik karmaşık yöntem ve formülleri kapsamaktadır. Halkın erişebildiği istatistik sonuçları esasen genel ve örnekleme araştırmalarından oluşmaktadır. Her bireyin bilgilerini mümkün olan en geniş ölçüde elde etmek için genel araştırmalar gerekmektedir. Örnekleme araştırması daha çok bir hesaplamadır, bilgilerin bir kısmına sahip olmaya dayanarak yapılabilir.

İki tür araştırmanın yapılması farklı sayıda insanın ve kaynağın harekete geçirilmesini ve farklı süre uzunlukları gerektirir, bu yüzden sonuçların doğruluğu karşılaştırılamaz. İstatistiksel amaçlar için genel araştırma ve örnek araştırmadan elde edilen veriler ister istemez farklıdır. Bu basit ve açık bir sağduyudur. 

Xinjiang nüfus verilerini açıkladıktan sonra bazı Batı medyası ve sözde uzmanlar “cesaretlenmiş” göründü ve kanıt elde etmek için gülünç “soykırım” suçlamasını verilere koydu. Önceden belirlenmiş sonuca ulaşmak amacıyla, onlar karşılaştırmalar yapmak için farklı yöntemlerden elde ettikleri farklı istatistiksel verileri dahi rastgele seçtiler. Bu tür bir davranışı yalnızca kötü niyetli olmakla tanımlanabilir.