China Daily

Son zamanlarda Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ni ilgilendiren nüfus konusu çok fazla dikkat çekti. Özellikle Çin karşıtı Alman bilim insanı Adrian Zenz, bilinmeyen kaynaklara dayandırdığı verilerle, “Kısırlaştırmalar, Rahim İçi Cihazlar ve Zorunlu Doğum Kontrolü: Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Xinjiang’daki Uygurların Doğum Oranını Baskılama Kampanyası” adlı bir araştırma raporu hazırladı. “Rapor” haksız bir biçimde, “Xinjiang’daki doğal nüfus büyümesinin keskin şekilde düştüğünü” iddia etti ve Xinjiang’da sözde “zorla kısırlaştırma” olduğu iftirasını attı.

Gerçek şu ki; Zenz, Xinjiang ile ilgili hikâyeler uydurarak hayatını kazanıyor. O, 1983 yılında kurulan sağcı bir örgüt olan Komünizm Kurbanlarını Anma Vakfı’nın kıdemli bir üyesidir. Zenz’in “raporu”, uydurma vakalar ve tahrif edilmiş verilerle doludur. O, 2018 yılında Çin’de rahim içi araç yerleştirme ameliyatlarının en az yüzde 80’inin Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde yapıldığını iddia etti. Ulusal Sağlık Komisyonu’nun yayınladığı Çin Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2019’a göre, gerçekte 2018 yılında Xinjiang’da yapılan bu tür ameliyatların sayısının 328 bin 475 ve Çin’in tamamında ise bu sayının 3 milyon 774 bin 318 olduğu görüldü. Bu, Xinjiang’da yapılan yeni rahim içi araç yerleştirme ameliyatlarının ülke çapında yapılan bu tür ameliyatların toplamının sadece yüzde 8,7’sini oluşturduğu anlamına geliyor ve Zenz’in iddia ettiği rakam doğru olmaktan çok uzak.   

ADRIAN ZENZ, XINJIANG İLE İLGİLİ HİKÂYELER UYDURARAK HAYATINI KAZANIYOR

Xinjiang Kalkınma Araştırma Merkezi’nin 7 Ocak’ta yayınladığı bir rapora göre, 2018 yılında Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde doğum oranı ve doğal nüfus büyüme oranındaki düşüş, dinci aşırılığın ortadan kaldırılmasından kaynaklandı. Xinjiang’daki nüfus değişimiyle ilgili raporda, aşırılığın, insanları aile planlamasına direnmeye kışkırttığı ve aşırılığın ortadan kaldırılmasının Uygur kadınlarına çocuk sahibi olup olmamaya karar vereceği zaman daha bağımsız olmasını sağladığına işaret edilmiştir.

Raporda, bazı Batılı bilim insanları ve siyasetçilerin sürekli olarak tekrarladıkları gibi değişikliklere, Uygur nüfusunun “zorla kısırlaştırıldığı” iddialarının sebep olmadığı vurgulandı. Raporda, bir süreliğine dinci aşırılığın yayılmasının Kaşgar ve Hotan illeri dâhil Xinjiang’ın güneyinde aile planlama politikası uygulanmasını özellikle zorlaştırdığına dikkat çekildi. Bazı aşırı dincilerin bölge sakinlerini aile planlamasına direnmeye kışkırtmasının, erken evlilik ile iki evlilik ve sıklıkla plansız doğumlarla sonuçlanması, bu bölgelerde nüfusun hızla büyümesine yol açtı.

Raporda, aşırı dinciliğin kökünün kazınması sürecinde, Uygur kadınların zihinlerinin özgürlüğüne kavuştuğu ve cinsiyet eşitliği ile üreme sağlığının düzelmesinin, kadınları artık bebek yapma makinesi olmaktan uzaklaştırdığı vurgulandı. Kadınlar o zamandan bu yana sağlıklı, kendine güvenen ve bağımsız olmaya çaba gösteriyorlar. Raporda, yasaya göre aile planlama politikasının bölgede tam olarak uygulandığı belirtildi.

XINJIANG’DA AİLE PLANLAMA POLİTİKASI UYGULANIYOR

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde, 2017 yılında yinelediği Nüfus ve Aile Planlaması Yönetmeliği, bütün etnik grupların, kentlerde ailelerin iki ve kırsalda üç çocuk sahibi olmasına izin veren birleşik aile planlaması politikasını uygulamak zorunda olduğunu şart koşuyor. Raporda, Xinjiang’da çocuk doğurma çağındaki çiftler için etkili ve uygun doğum kontrolü önlemlerinin artık mevcut olduğu ve tüplerin bağlanması ile rahim içi cihazların yerleştirilmesi dâhil bu yöntemleri kullanıp kullanmaması konusunda alınacak kişisel tercihlere tamamıyla saygı duyulduğu ifade edildi.

Sonuç olarak, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde, 2017 yılında yüzde 1,6 olan doğum oranı 2018 yılında yüzde 1’e ve yüzde 1,1 olan doğal nüfus büyümesi oranı da yüzde 0,6’ya geriledi. Uygur nüfusu 2010 yılında 10,2 milyonken yüzde 25’den fazla bir artışla 2018 yılında 12,7 milyona çıkarken, bölgedeki Han halkının nüfusu ise aynı dönemde sadece yüzde 2 artışla 9 milyona ulaşmıştır.

Raporda, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin güneyinde giderek artan sayıda insanın ilerlemiş yaşta evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya karar verdiği, daha az ancak daha sağlıklı neslin faydalarını gördüğünü ve değişimin, hükümet politikasından daha çok kişisel seçimden kaynakladığına dikkat çekildi.