Fransız yazar Maxime Vivas, en son yazdığı “The End of Uyghur Fake News” adlı kitabında, Xinjiang’daki deneyimelerini anlatarak bazı Batılı meyda organlarında çıkan yalanlara itiraz etti.

Maxime Vivas, “Xinjiang’da çok sayıda Uygurla tanıştım ve çok sayıda cami gördüm. Okulda Çince ve Uygurca öğreten öğretmenler gördüm. Helal yemek yapan şefler gördüm. Xinjiang’da soykırım olduğuna dair söylentilerin yayıldığı Avrupa’da bu sahneleri hayal edemezsiniz. Ama bizzat Xinjiang’a gittiğinizde soykırımın burada kesinlikle olmadığını fark edeceksiniz.” dedi.

Xinjiang’a beş kez gitmiş olan emekli bir İngiliz polis memuru Jerry Gray de benzer duygulara sahip. Jerry Grey, “Batı meydasının anlattıklarındansa kendi gözümle gördüklerime inanmayı tercih ediyorum.”  dedi.

22 Şubat’ta Xinjiang’ın merkezi Urumçi’de gerçekleştirilen “Çin Komünist Partisi’nin Hikayesi” başlıklı, Xinjiang’a odaklanan bir video konferansa katılanlar arasında, 80’den fazla ülkeden gelen 190’dan fazla siyasi parti veya kuruluştan 300 yetkili yer aldı. Onlardan birçoğu Xinjiang’da bulunmuştu ve toplantıda bizzat gördükleri Xinjiang’la ilgili gelişmelerini anlattılar. Toplantıda sergilenen veriler, resimler ve kısa videolar, Xinjiang’ın terörle mücadele, radikalleşmeyi giderme, yoksulluğun azaltılması ve ulusal birlik alanlarında elde ettiği başarıları yansıtıyor.

Bununla birlikte, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi 46. Oturumunda bir video konuşma yaparak, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde hiçbir zaman “soykırım”, “zorla çalıştırma” ve “dini baskı” olmadığını, Çin’in insan hakları bahanesiyle diğer ülkelerin içişlerine müdahale edilmesine karşı çıktığını vurguladı.

Adı geçen toplantılardaki ifadeler, Xinjiang’ın iyi bir yer olduğunu, Batı medyasında yer alan Çin hakkındaki3625 haberlerde çıkan Xinjiang’la ilgili şok edici ifadelerin tamamen kötü niyetli bir siyasi aldatmaca ve gerçeklere tamamen aykırı olduğunu tam anlamıyla gösteriyor

BBC, New York Times ve CNN gibi prestijli Batılı basın kuruluşlarının Xinjiang hakkındaki haberlerine bakıldığında, köklü ideolojik önyargılardan dolayı, Batıdaki Çin karşıtı güçler gibi davranmaya istekli olduklarını görmek zor değil. Onlar, iddia ettikleri “nesnel” ve “adil” gazetecilik teorisi ve mesleki etiği geride bırakarak sahte haberler uydurarak uluslararası kamuoyunu kötü niyetli bir şekilde yönlendirmekteler.

Geçen yılın Ağustos ayından beri, BBC’nin Xinjiang’la ilgili 40’tan fazla haberinden 30’u muhabirler tarafından imzalanmadı. Dahası, bu anonim raporlar çoğunlukla ikinci el bilgileri, kulaktan dolma bilgileri aktarır ve uydurur.

Bu Batı medyası tarafından alıntılanan sözde kanıtlar son derece tek düzedir, neredeyse tamamı “Çin karşıtlığı uzmanı” Adrian Zenz’in şüpheli “araştırmalarından” kaynaklanıyor.

ABD’den bağımsız bir haber sitesi olan Grayzone, Adrian Zenz’in Xinjiang’daki “soykırım” suçlamasıyla ilgili “araştırma raporunun” kötü niyetli saptırmalar içerdiğini ortaya çıkardı.

2010’dan 2018’e kadar, Xinjiang ‘da Uygur nüfusu yaklaşık 2,55 milyon artmıştır. Bu yüzde 25’lik bir artış anlamına gelir. Aynı dönemde tüm Xinjiang’daki nüfusun yüzde 13,99’luk artışı ve Han nüfusunun aynı dönemdeki yüzde 2’lik artışından çok daha yüksektir. Burada “soykırım” aramak boşuna bir çabadır.

Yalanlar gerçeği örtbas edemez. Xinjiang’ın kapısı her zaman açıktır.

Geçen birkaç yıl içinde 100’den fazla ülkeden 1.200’den fazla diplomat, gazeteci ve din adamı Xinjiang’ı ziyaret etti. Daha fazla yabancı ziyaretçi bölgeyi yerinde gelip gördüğünde, Batılı medyanın kara propagandası tamamen su yüzüne çıktı.