China Daily / He Tiantian

Çin Devlet Konseyi üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, İki Toplantı sırasında geçen hafta pazar günü düzenlediği basın toplantısında, bazı Batılı politikacıların Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki soykırım iddiasının gizli amaçlarla uydurulmuş akla sığmaz bir dedikodu ve tümüyle yalan olduğunu söyledi. Bu politikacılar Xinjiang’da insan haklarının durumu ile ilgili yalanlar yayarak Çin’in iç işlerine müdahale ediyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada ve Avustralya’dan bazı politikacıların Çin’e çamur atmayı kendilerine bir görev haline getirmeleri ne yazık. Saçma işkence, zorla çalıştırma ve tutuklama kampları iddiaları bu politikacılar için Xinjiang ve merkezi hükümeti hedef haline getirmek için yaygın sloganlar haline geldi.

Bazı batılı politikacılar hatta yerel halk için timsah gözyaşları dökerek, Xinjiang’da insan haklarının durumu ile ilgili soruşturma açılmasını istedi. Soykırım ve zorla çalıştırma iddiaları bu politikacılar tarafından sistematik olarak yayılan yalan haber ve dedikodulara dayandırıldı. Ama sahadaki gerçekler -Xinjiang’da yaşayanların hayatları ve geçimlerinin geçen yıllarda büyük ölçüde iyileştiği- Batılı politikacılar bu konuşu ne kadar politikleştirirlerse politikleştirsinler, değiştirilemez.

Soykırım insanlığa karşı işlenen en iğrenç suçlardan biridir. 1944’te ilk kez kullanılan terim, bir etnik, ırksal ya da dini grubun kısmen ya da tamamen kasıtlı ve sistematik olarak yok edilmesi anlamına geliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 1946’da 96 (I) sayılı kararı kabul etmesinden bu yana, soykırım uluslararası hukuka göre ağır bir suç olarak kabul edildi. Ve bütün dünyada ülkeler, 1951’de BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin kabul edilmesinden bu yana soykırım gerçekleştiren kişiler ile rejimlere karşı gelmek ve sert önlemler almak konusunda söz verdiler.

Uluslararası Ceza Mahkemesi de soykırım suçunu belirleyen bir dizi norm ve standart belirledi. Temmuz 2002’de yürürlüğe giren ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Sözleşmesi soykırım suçuna ceza verme yetkisini belirledi, bunun gerçekler ve kanıtlarla uyumlu olması gerektiğini vurguladı.

BATI’NIN TEMELSİZ SUÇLAMALARI

Xinjiang’ın geniş biçimde takdir edilen sosyoekonomik başarıları Batılı siyasetçilerin şeytani planlarını boşa çıkarmak için yeterlidir. Eğer Batılı politikacılar hakikati bilmek istiyorlarsa, şahsen Xinjiang’ı ziyaret etmeli bölgede gerçekleştirilen dikkate değer sosyoekonomik başarıları kendileri görmelidir. Uygurlar söz konusu olduğu sürece, bu halkın nüfusu geçen 40 yılda yüzde 25’lik bir artış hızıyla yükselmiştir, bu bölgedeki Han ve diğer etnik grupların nüfus artış hızından çok daha fazladır. Daha önemlisi, 2017’den bu ana bölgede hiçbir terörist saldırı olmamıştır ve Xinjiang’da yaşayanlar bugün derin bir kazanç ve güvenlik duygusuna sahiptir.

Bu Batılı politikacıların komploları, basitçe, iddialarının hiçbir gerçeklik taşımaması ve aksine kendilerinin gerçek yüzünü ortaya koyması nedeniyle, başarılı olmayacaktır. Ama Batılı güçler her zaman diğer ülkeleri hedef almak ve insan hakları konusunda uluslararası iş birliğini zayıflatmak için insan haklarından faydalanmaya meyillidirler.

Covid-19 salgını dünyanın birçok bölgesinde tüm hızıyla devam ederken, öncelik küresel sağlık krizi ile mücadele için ortak çabalar gösterilmesi olmalıdır. Ama uluslararası topluma kendi değerlerini kanıtlamak için ümitsiz bir çaba içinde olan bazı Batılı politikacılar diğer ülkelerin adını kötülemek için çifte standartlara başvuruyorlar. Örneğin, ABD’de Covid-19’dan ölenlerin sayısı 521 bini geçti, bu sayı iki dünya savaşı ve Vietnam Savaşı’nda ölen Amerikalıların toplam sayısından daha fazla. Ve siyahlar, Hispanikler ve Asyalılar arasındaki ölüm oranları beyazların ölüm oranlarından daha yüksek.

İngiltere’deki durum da, hükümetin salgınla mücadele politikaları, ülkenin gelişmiş bir sağlık sistemine sahip olmasına rağmen etkili olmadığı için endişe verici.

Yine de bazı Batılı politikacılar, kendi ülkelerinde insanların hayatlarını kurtarmak yerine, diğer ülkeleri hedef almaktan zevk alıyor. Bazı Batılı politikacılar savaşın yıktığı ülkelerdeki askerlerinin masum sivilleri öldürmesini savunmasalar bile göz ardı etmeleri Xinjiang’daki insan hakları konusunda iğrenç iddialarda bulunmaktan bir nebze çekinmeyeceklerini gösteriyor.

Bu siyasetçilerin politik karşıtlıklarına ve ideolojik düşmanlıklarına son verip Çin’i karşı temelsiz suçlamalar yapmaya son vermelerinin zamanı geldi, yoksa bunlar kendilerine geri dönecek. Tercih kendilerinin.