Son dönemde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) bazı Çin karşıtı kongre üyeleri, ABD yönetiminin Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki sözde “Müslümanların insan haklarının ihlaline” yaptırım uygulaması için Xinjiang’la ilgili tasarıları yasaya dönüştürme sürecini hızlandıracaklarını belirtiyor. Buna Xinjiang bölgesinden tepki geldi.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi yönetiminin bugün düzenlediği basın toplantısında, bölge yönetimi sözcüsü Xu Guixiang, ABD’nin hukuk kılıfına sığınarak, uluslararası hukuk yönetişimini zedeleme ve keyfi şekilde yaptırım uygulama şeklindeki sinsi tarihinin uzun bir geçmişe dayandığını belirtti.

Xu Guixiang, 1980’li yıllarda ABD’nin uzun kollu yargı yöntemine başvurup Toshiba gibi şirketlerin liderliğindeki Japon yarı iletken endüstrisini çökerttiğini, 2013 yılına gelindiğinde Fransız enerji devi Alstom’u avlamaya başladığını, Airbus, Japon otomobil işletmeleri ve İsveç’in Ericsson dahil çok uluslu şirketlerin aynı muameleyi gördüğünü hatırlattı.

ABD’nin Xinjiang politikasına değinene Xu Guixiang, “Son yıllarda ABD kasten Çin’in Xinjiang politikasını karalıyor, kendi iç yasalarına göre Xinjiang’daki kurumlara ve şahıslara tek taraflı yaptırım uyguluyor. ABD’nin bu zorbalık girişimi, uluslararası toplumun ciddi tepkisine yol açtı ve eleştirilerle karşılaştı” ifadelerini kullandı.

Sözcü Xu Guixiang, gerçeklere göre, uzun kollu yargının ABD’nin yabancı kurumlara baskı yapmak ve diğer ülkelerin içişlerine karışmak, hatta yabancı yönetimleri devirmek için kullandığı zorbalık aleti haline geldiğine dikkat çekti.

Xu, hegemonya konumunu korumak isteyen ABD’nin kendi iç yasalarını uluslararası hukukun üzerine koyduğunu, diğer ülkelerin ulusal egemenliğine kasten meydan okuduğunu, diğer ülkelerin şirket ve vatandaşlarının çıkarlarını çiğnediğini, her ülkenin egemenliği eşittir ilkesine dayalı uluslararası hukuka aykırı davrandığını altını çizdi.

Sözcü, uzun kollu yargı politikasını izleyen ABD’nin daha da çılgın olabileceğini ve nihai çöküşe uğrayacağını, bunun ABD hegemonyasının akıbeti olduğunu söyledi.