CGTN / Liu Chunsheng

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 21 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 76. Toplantısı görüşmelerine video konferans yöntemiyle katıldı ve “Daha İyi Bir Dünya İnşa Etmek İçin Güveni Desteklemek ve Birlikte Zorlukları Aşmak” konulu önemli bir konuşma yaptı. 

Xi’nin konuşması insanlığın bir kez daha tarihin dönüm noktasında olduğu bir zamanda büyük önem taşıyor. Dünya 2020 yılının başından bu yana Covid-19 salgınında büyük cesaret gösteriyor. İnsanlar sağlık, ekonomik ve sosyal kalkınması hastalık nedeniyle büyük sorunlar yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 21 Eylül itibarıyla bütün dünyada 228 milyondan fazla teyitli Covid-19 vakası ve 4.6 milyonun üzerinde ölüm kaydedildi. 

Salgın, küresel ekonomiyi ciddi bir durgunluğa sürükledi, özellikle gelişmekte olan ülkeleri etkiledi. Salgının ve ekonomik durgunluğun etkisinin kaybolması birkaç yılı bulabilir. Uluslararası ticaret ve yatırım düşüşe geçerken, küresel üretim ağları ve tedarik zincirleri çalkantılı bir dönemden geçiyor. En az gelişmiş ülkeler için salgın insani bir kriz olarak ortaya çıktı. 

SALGIN, KÜRESEL EKONOMİYİ DURGUNLUĞA SÜRÜKLEDİ

Bu zamanlarda bazı ekonomilerde korumacılık, tek taraflılık ile siyasi zorbalık yükseliş gösterdi ve küreselleşme gerilemeyle karşı karşıya kaldı. Aynı zamanda bir dizi derin yapısal çelişkiler dünya ekonomisini rahatsız etti. Geleneksel ekonomiler dönüşüm ve gelişimde birçok güçlüklerle karşı karşıya bulunuyor. Gelişmekte olan sanayilerin büyümesi yavaş, bilim ve teknolojinin yeni atılımlara ihtiyacı var ve yeni büyüme unsurları eksilerinin yerini tam olarak almış değil.  

Dahası uluslararası ekonomik sahada kurallar, düzen ve koordinasyona uyum aşındı. Bu yüzden yeni ekonomik krizler, Covid-19 salgını, küreselleşmenin geri çevrilmesi ve farklı ülkeler ile ekonomilerin yönetim yeteneğinin yanı sıra bütün bölgelerden liderlerin bilgeliğini sınayan uluslararası ekonomik düzenin kuralsızlığının dâhil olduğu birkaç unsurun çakışmasıyla körükleniyor.

Birliği, iş birliğini ve bilimsel salgını önlemeyi seçip seçmesek de bu Covid-19 salgını ve salgının yıkıcı ekonomik sonuçlarına karşı mücadele süreci ile nihai sonuçlarını büyük ölçüde etkileyecektir. Geleceğin yolu insanlığın ayaklarının altında uzanıyor. Dünyanın gelişmesi insanların seçimine bağlı olacak. Xi konuşmasında dünyanın geleceğine yönelik planını, yani çoğulcu, kapsayıcı yeni kalkınma modeli ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir toplum yaratma fikrini tekrarladı. Konuşmada dünyadaki bütün ülkelerin birbirine bağlılığı ve yakın ilişkilerinin nesnel yasalarına ve barış ile kalkınma eğiliminin yanı sıra kazan kazan iş birliğine riayet etmeye dikkat çekildi. Ekonomik küreselleşmenin faydalarından sadece bazı ülkeler değil, dünyadaki bütün ülkeler yararlanmalıdır. 

ÇİN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE 100 MİLYON DOZ AŞI BAĞIŞLAYACAK

Her zaman lafa değil icraata bakmak gerekir. Haziran ayı sonu itibarıyla Çin dünyaya 300 milyar maske, 3,7 milyar koruyucu elbise, 4,8 milyar test kiti ve 600 milyon dozdan fazla Covid-19 aşısı sağladı. Dahası, Xi Çin’in, bu yıl boyunca Covid-19 Aşısı Küresel Erişim Programı’na (COVAX) 100 milyon doların yanı sıra diğer gelişmekte olan ülkelere 100 milyon doz aşı bağışlayacağı sözünü verdi.

Çin, yeni enerji kalkınmasını desteklemek ve sanayi ile enerji yapılarını geliştirmek için çabalarını hızlandırırken, 2030 yılından önce karbondioksit emisyonlarında zirveye ulaşmayı ve 2060 yılından önce karbon nötrlüğü sağlamayı taahhüt ederek insanlık için ortak geleceğe sahip olmaya dair sözlerini uygulamaya koyuyor. Özellikle, Çin’in küresel iklim değişikliğiyle baş etmek için “denizaşırı ülkelerde kömürle çalışan hiçbir yeni enerji projesi yapmayacağı” açıklaması diğer önemli bir adımdır. 

Çin’in ekonomik büyümesi ve sağlam dış ticareti küresel ekonomik toparlanmaya güçlü bir teşvik sağlayacak. 2020 yılında Çin pozitif büyümeyi sağlayan tek büyük ekonomiydi. OECD’nin son tahminlerine göre, Çin’in Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) 2021 yılında yüzde 8,5 oranında büyüyecek. Karşılıklı saygı ve kazan kazan zihniyetiyle Çin, ekonomik büyümenin ve sosyal gelişmenin faydalarından yararlanmak için kollarını dünyanın geri kalanına memnuniyetle açıyor.