CRI Türk Dış Haberler Servisi

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik 15. Dönem Taraflar Konferansı (COP15) “Ekolojik Medeniyet: Tüm Canlılar için Ortak Geleceğin İnşası” teması ile Çin’in Yunming eyaletinin Kunming kentinde 11 Ekim’de başladı. Ekim ayının ortasına kadar yapılacak zirve kapsamında Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xİ Jinping, katılımcı ülkelere seslendi. 2020 Sonrası Küresel Biyolojik Çeşitlilik Görünümü’nü karara bağlamak için topladığını anımsatan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, uluslararası topluma uzlaşı ve gezegendeki tüm canlılar için bir topluluk inşa etme davetinde bulundu.

Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kalkınma için hayati önemde olduğunun altını çizen Xi Jinping, bir Çin atasözüne atıfla “Bütün canlılar uyum içinde yaşadıklarında ve doğadan beslendiklerinde gelişirler.” diye konuştu.

ÇİN’DEN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE 223 MİLYON DOLAR

Gelişmekte olan ülkelerin biyolojik çeşitliliğinin korunması için 223 milyon dolar tutarında fon ayırdıkları müjdesini veren Xi Jinping, Milli Parkların sayısını artıracaklarını söyledi. Çin kaplanları, pandalar, tropikal ormanların aralarında bulunduğu yeni bölgelerin milli park olarak tasarlandığını dile getiren Xi Jinping, hali hazırda karasal vahşi yaşam türlerinin yüzde 30’nun bulunduğu 230 bin kilometre kareyi koruma altında altıklarını anımsattı.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in küresel topluma biyolojik çeşitliliğin korunması için 223 milyon dolar ayırma kararını duyurması konuyu takip eden uzmanlar tarafında da memnuniyetle karşılandı. Beijing merkezli Biyolojik Çeşitliliği Koruma ve Yeşil Kalkınma Vakfı Direktörü Alice Hughes, CNN International’a yaptığı açıklamada “Eğer ülkeler bu konuda liderlik yapmak istiyorlarsa denizaşırı ülkelerdeki izlerinin sorumluluğunu almalılar. Buna kalkınma ve ihracatlar dâhildir.” ifadelerini kullandı.

DOĞANIN CÖMERTLİĞİ VE İNTİKAMI İNSANLIĞA BAĞLI

“Doğa, onu korursak bizi cömertçe ödüllendirir, umarsızca istismar edersek ise acımasızca cezalandırır” diyen Xi, uluslararası toplumun atması gereken dört adımı şöyle sıraladı:

“İlk olarak insan ve doğa arasındaki koordinasyonun rehberi olacak ekolojik medeniyetin kalkınma yolunu izlemeliyiz. Endüstriyel medeniyetin getirdiği sorunları çözmeye, insan aktivitelerini ekoloji ve doğa ile sınırlamaya, dağların, ırmakların, ormanların, tarım arazilerinin, göllerin, yeşil alanların ve çöllerin bütünsel biçimde korunmasına ve sistematik biçimde yönetilmesine ihtiyacımız var.

İkincisi, yeşil dönüşüme sürdürülebilir kalkınma çabalarımızı hızlandırması için izin vermeliyiz. Yeşil, düşük karbonlu ve döngüsel bir ekosistem kurmamız, ekolojik dinamikleri kalkınma dinamiklerine dönüştürmemiz, yeşil dağların ve berrak suların nimetlerini büyük faydalar haline getirmemiz gerekli. Ayrıca ‘yeşil uluslararası iş birliğini” hızlandırmamız ve yeşil kalkınmamın meyvelerini tüm ülkeler arasında paylaşmamız gerekiyor.

Üçüncüsü, sosyal eşitlik ve adaleti teşvik ederek insanlığın refahını iyileştirme çabalarını yoğunlaştırmalıyız. İnsanların daha iyi bir yaşam arzusunu zihnimizden çıkarmamalı ve çevre koruma, ekonomik kalkınma, istihdam yaratma, yoksulluğu azaltma ve diğer çabalarda kazan-kazan sonuçlar elde etmeli, tüm ülkelerdeki insanların tatmin, mutluluk ve güvenlik duygusunu artırmalıyız.

Dördüncüsü, adil ve hakkaniyetli uluslararası yönetişim sistemi için uluslararası hukukun temeli alacağız. Gerçek çok taraflılığı eyleme geçirmeye, hiç kimsenin iradesini yok saymayan ya da istismar etmeyen uluslararası hukuk kurallarını uygulamaya ve etkim biçimde saygı duymaya ihtiyacımız var. Koyduğumuz yeni doğa koruma hedefleri bir yandan pragmatik ve dengeli olurken, diğer yandan da doğa yönetim sistemini daha adil hakkaniyetli hale getirmeli.”