Haber: CRI Türk Dış Haberler Merkezi

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, perşembe günü düzenlenen İklim Değişikliği Zirvesi’nde 6 maddelik bir yol haritası sundu. Doğanın yağmalanmasının insanı “köksüz bir ağaca” benzeteceği uyarısında bulunan Çin lideri, “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluk” çağrısında bulundu.

İklim değişikliğine karşı küresel mücadele çağrısı giderek yükseliyor. Avrupa Birliği (AB), 2050 yılına kadar doğa ile uyumlu hale gelinmesi öngören iklim yasasını bağlayıcı hale getirirken, Paris İklim Anlaşması’na dönen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) perşembe günü İklim Zirvesi düzenlendi. ABD Başkanı Joe Biden’ın daveti üzerine etkinliğe katılan liderler yaptıkları konuşmalarda yeni bir paradigma ihtiyacının altını çizdi.

2060 yılına kadar karbon nötr olma hedefi ile uluslararası kamuoyunun dikkatini çeken Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping zirveye gönderdiği video mesaj ile uluslararası kamuoyuna 6 maddelik yol haritası sundu.

Çin lideri Xi Jinping’in konuşmasının ilgili bölümünü okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz:

İNSANLIK VE DOĞA ARASINDA UYUMA BAĞLI KALMALIYIZ

“Doğada her şey uyum içinde yaşar ve ondan besleyiciliğinden faydalanır. Doğa Ana, insanlar dâhil tüm canlı varlıkların beşiğidir. İnsanlığın hayatta kalması ve gelişmesi için gerekli olan her şeyi sağlar. Doğa Ana bizleri besledi. Doğayı kökümüz olarak görmeli, ona saygı duymalı, onu korumalı ve yasalarına uymalıyız. Doğaya saygı gösterilmemesi veya yasalarına uyulmaması, yalnızca onu intikam almaya davet edecektir. Doğanın sistematik olarak yağmalanması insanlığın hayatta kalma ve gelişme temelini elimizden alacak, bizleri kaynağı olmayan bir nehre, kökü olmayan bir ağaca çevirecektir. Doğayı ve çevreyi gözümüz gibi korumalıyız. Doğanın ve insanın müreffeh ve uyum içinde yaşadığı yeni bir ilişkiyi geliştirmeye çalışmalıyız.

YEŞİL KALKINMAYA BAĞLI KALMALIYIZ

Yeşil dağlar altından dağlardır. Çevreyi korumak üretimi korumak, çevremizi geliştirmek üretimi artırmaktır. Gerçek bu kadar basittir. Çevreye zarar verecek ya da onu aşındıracak kalkınma modellerini terk etmeli, uzun erimde doğaya zarar verecek kısa vadeli bakış açılarına ‘hayır’ demeliyiz. Tam tersine teknolojik devrim ve endüstriyel dönüşüm eğilimine ayak uydurmalı, yeşil geçiş sürecindeki devasa fırsatları kavramalı, inovasyonun gücünün ekonomileri, enerjiyi ve endüstriyel yapıları geliştirmesine izin vermeliyiz. Doğal çevrenin, dünya çapında sürdürülebilir ekonomik ve sosyal gelişmeyi desteklemek için var olduğundan emin olmalıyız.

SİSTEMATİK YÖNETİŞİME BAĞLI OLMALIYIZ

Dağlar, ırmaklar, ormanlar, tarım arazileri, göller, yeşil alanlar ve çöller ekosistemin ayrılmaz parçalarıdır. Ekosistemi korumak basit ve geçici çözümler bulmaktan fazlasını gerektirir. Ekosistemin yasalarını takip etmemiz, doğanın tüm unsurlarını ve yönlerini uygun şekilde dengelememiz gerekir. Bu, bizi olmak istediğimiz yere, döngüsünü sağlamlaştıran ve genel denge içindeki bir ekosisteme götürebilecek yoldur.

İNSAN MERKEZLİ YAKLAŞIMA BAĞLI OLMALIYIZ

Doğal çevre, tüm ülkelerdeki insanların refahıyla ilgilidir. İnsanların daha iyi bir yaşam, daha iyi bir çevre özlemini ve gelecek nesiller için sorumluluğumuzu tam olarak hesaba katmalıyız. Çevreyi korumanın, ekonomiyi büyütmenin, iş yaratmanın ve aynı zamanda yoksulluğu ortadan kaldırmanın yollarını aramalıyız. Böylece, yeşil geçiş sürecinde sosyal eşitlik ve adalet sağlanabilir ve insanların eşitlik, mutluluk ve güvenlik hassasiyetleri yükseltilebilir.

ÇOK TARAFLIILIĞA BAĞLI OLMALIYIZ

Uluslararası hukuk temelinde eşitlik ve adalet ilkelerini izleyerek çalışmaya ve etkili eylemlere yoğunlaşmaya ihtiyacımız var. Birleşmiş Milletler (BM) merkezli uluslararası sistemi desteklemeli, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile onun bir uzantısı olan Paris Anlaşması’ndaki hedef ve ilkelere uymalı, 20230 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni yerine getirmeliyiz. Her birimiz daha güçlü adımlar atmalı, partnerliğimizi ve iş birliğimizi güçlendirmeli, birbirimizden öğrenmeli ve küresel karbon nötr yolundaki yeni yolculuğumuzda ortak ilerleme kaydetmeliyiz. Bu süreçte birbirimize parmak sallamak yerine el ele vermeli, rotayı tersine çevirmek yerine onu devam ettirmeli, sözlerimizden geri dönmemeli aksine ona sadık kalmalıyız.

Çin, ABD’nin çok taraflı iklim yönetişimi sürecine dönüşünü memnuniyetle karşılamaktadır. Kısa bir süre önce, Çin ve ABD tarafları, İklim Krizine Yönelik Ortak Bildiri yayınladılar. Çin, küresel çevre yönetimini ortaklaşa ilerletmek için ABD de dâhil olmak üzere uluslararası toplumla çalışmayı dört gözle bekliyor.

ORTAK ANCAK FARKLILAŞMIŞ SORUMLULUK İLKESİNE BAĞLI OLMALIYIZ

İklim değişikliği yönetiminin köşe taşı ‘ortak ancak farklılaşmış’ sorumluluktur. Gelişmekte olan ülkeler, Covid-19 salgını, ekonomik büyüme ve iklim değişikliği ile mücadelede çeşitli meydan okumalarla karşılaşıyor. Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği ile mücadeleye katkılarını, farklı zorluklar ve endişelerini tam olarak anlamalıyız. Gelişmekte olan ülkeler iklim konusundaki isteklerini ve eylemlerini artırmalıdır. Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin kapasitelerine ve iklim değişikliğine karşı dirençlerine yaptıkları yardımları yoğunlaştırmalı, ekonomik, teknolojik ve kapasite inşasını desteklemeli, ticarette ‘yeşil bariyerler’ koymaktan kaçınmalıdır. Böylece gelişmekte olan ülkelerin yeşil ve düşük karbonlu kalkınmalarına yardım edilebilir.”