Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yılında, Çin’in kalkınma potansiyelleriyle dolu bir ülke haline gelmesi sağlandı. Bu yüzyılda da ÇKP, Çin’in kalkınması için gerçekleştirdiği çalışmalara ara vermeden devam ediyor.

Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Çolakoğlu, ÇKP’nin yüz yıllık tarihi ve icraatlarıyla, Çin’in dünya liderliğine yükselişinin gelişimini değerlendirdi.

ÇİN YAKLAŞIK 40-50 YIL İÇİNDE CİDDİ BİR BÜYÜME HAMLESİ GERÇEKLEŞTİRDİ

Çin ile ilgili konuşulduğu zaman artık bir “Çin Kalkınma Modeli”nden bahsedilebildiğini anımsatan Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, 1970’lerin sonunda Çin’in dışa açılma kararı verdiğinde bu stratejinin nasıl sonuçlanacağının merak edildiğini belirtti.

Çin’in bu derecede başarılı olmasının beklenmediğini söyleyen Prof. Dr. Çolakoğlu, “80’lerin başından itibaren günümüze kadar Çin, yaklaşık yıllık yüzde 7-8 büyüme gerçekleştirdi. Hatta geçen yıl pandeminin etkisine rağmen Çin, gelişmiş ekonomiler arasında büyüme gerçekleştiren tek ülke oldu. Çin’in yaklaşık 40-50 yıl içinde ciddi bir büyüme hamlesi gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu büyümenin yanı sıra büyümenin niteliğinin de değişmesi söz konusu. 80 veya 90’ların başındaki Çin sanayisiyle bugünü karşılaştırdığımızda büyümenin niteliğinin geliştiğini görüyoruz. Geçen İki Toplantı’da gündeme geldiği üzere Çin daha teknoloji yoğun bir gelişme noktasında hedefler koydu. Bu açıdan baktığımızda sadece büyüme değil, büyümenin niteliğinin de olumlu bir artış gösterdiğini görüyoruz. Çin emek yoğun üretim modelinden, daha katma değeri yüksek bir üretim modeline doğru geçiş yapıyor. 5G teknolojisinde Çin son derece iddialı. Burada bir kalkınmanın yanı sıra nitelikli bir büyüme söz konusu.” dedi.

ÇKP’NİN EKONOMİ PROGRAMLARIYLA YOKSULLUKLA MÜCADELEDE BAŞARI SAĞLANDI

Çin’deki yoksullukla mücadele konusunda da değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, ÇKP’nin yoksulluğun azaltılması için gerçekleştirdiği çalışmalara dikkati çekti.

ÇKP’nin 1949 yılında iktidara geldiğinde Çin’in genel olarak yoksul bir ülke olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çolakoğlu, “Çin, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımına uğramış yoksul bir ülkeydi. Hem altyapı yetersizdi hem de var olan altyapı ciddi tahrip olmuştu. Bu anlamda Çin’in 20. yüzyılda kalkınma hamleleri açısından dezavantajlı şekilde başladığını söyleyebiliriz. Ancak ÇKP’nin açıkladığı ekonomi programlarıyla bunu başarılı bir şekilde yönettiğini görüyoruz. Özellikle 70’li yılların sonundan itibaren gerçekleştirilen dışa açılma süreciyle başarılı ‘Çin Kalkınma Modeli’ inşa edilmiş oldu. Yoksulluğun azaltılması da Çin kalkınması açısından olumlu bir örnek olarak sunulan konulardan biri.” diye konuştu. 

ÇKP’NİN ÇİN HALKIYLA BÜTÜNLEŞMESİ

Çin halkından tam destek alan ÇKP’nin halkla bütünleşmesini de yorumlayan Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, Çin nüfusunun yaklaşık yüzde 5’inin ÇKP üyesi olduğunu kaydetti.

Ülkenin her yerinden ve her kesiminden ÇKP’ye üye olanların bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Çolakoğlu, “ÇKP ülkedeki tüm kurumları yönlendiren ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin ahenk içinde çalışmasını sağlayan bir mekanizma görevi görüyor. 80’lerden itibaren Çin toplumu dışa açıldı ve aynı zamanda uluslararası toplum da Çin’i yakından ziyaret etme fırsatı buldu. Son yıllarda Çin’in küreselleşmenin temsilcisi olarak öne çıktığını görüyoruz. Pandemi sürecine bakıldığında sürekli Çin’in değişik şehirlerinde uluslararası kuruluşların toplantılar gerçekleştirdiğini gözlemliyoruz. Çin’i yakından tanıyan uluslararası uzmanların görüşlerine baktığınızda, Çin toplumunun izlenen kalkınma modelini ve oluşan zenginliğin halkla paylaşılmasını oldukça başarılı bulunduğunu görebilirsiniz. Çin toplumu aşama aşama hem yoksulluktan orta gelir kuşağına aktarılıyor, buradan da daha müreffeh bir topluma geçiş var. Tabii Çin ölçeğinde bir ülkenin kendisini bu derece dönüştürmesi kolay değil. Güney Kore ve Japonya örneklerinde bu yaşandı ancak onların nüfusu Çin ile kıyaslandığında çok daha az kalıyor. Çin toplumunun bu anlamda Çin Halk Cumhuriyeti’nin izlediği, ÇKP’nin öncülüğünde gerçekleştirdiği bu kalkınma hamlesiyle birlikte hayat standartlarının ciddi arttığını görüyoruz. Bu aynı zamanda Çin toplumunun da devlete desteğini ve güvenini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

ÇKP’NİN PANDEMİYLE MÜCADELEDE ALINAN ÖNLEMLERE KATKISI BÜYÜK

ÇKP’nin pandemi sürecinde alınan önlemlere katkısına değinen Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, pandeminden ilk etkilenen ülkelerden biri olan Çin’in salgını başarıyla yönettiğini bildirdi.

2020 yılının ilk çeyreğinde salgını kontrol altına alan Çin’in kendi tecrübelerini diğer ülkelerle paylaştığını dile getiren Prof. Dr. Çolakoğlu, “Çin, diğer ülkelere hem sağlık anlamında hem de teknik anlamda yardımlar sunmaya başladı. Sağlık krizinin başlarında ilk önce sağlık ekipmanları ve ilaç sıkıntısı ortaya çıktı. Gelinen aşamada da aşılamanın ortaya çıktığını görüyoruz. Ülkelerin kendilerini aşılamaya çalıştığını görüyoruz. Bu süreçlerde bazı ülkeler içe kapandılar. Kendi sağlık malzemelerini ve aşılarını göndermemeye çalıştılar. Tüm bu süreçlerde Çin, kendi sorunlarını çözerken diğer ülkelerle de iş birliği içine girdi. Diğer ülkelere çok sayıda malzeme gönderdi. Aşının bulunmasından sonra Çin kendi aşılarını diğer ülkelerle de paylaşıyor ve herhangi bir kısıtlamaya gitmiyor. Aşı üreten bazı ülkelerde kendi toplumunu aşıladıktan sonra diğer ülkelere gönderme eğilimi var. Çin bunun tam tersi kendi elindeki aşı imkânlarını başka ülkelerle paylaşma stratejisi izledi. Çin’in bu anlamda ekonomik ve sağlık alanında çözümler ortaya koyduğunu, iş birlikleri aradığını görüyoruz. Bu günümüz şartlarında çok önemli çünkü dünya ekonomisi krizi ve sağlık krizi aşılabilmiş değil. Dolayısıyla Çin’in bu anlamda öncü ve örnek bir davranış sergilediğini söyleyebiliriz.” açıklamasını yaptı.

XI JINPING LİDERLİK DİPLOMASİSİNİ ORTAYA KOYDU

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in dış ilişkiler konusunda kazan kazan stratejisi izlemesini yorumlayan Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, Xi Jinping’in Çin’e getirdiği değişikliklerin altını çizdi.

Xi Jinping’in Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra liderlik diplomasisini ortaya koyduğunu hatırlatan Prof. Dr. Çolakoğlu, “Xi Jinping’in dünya kamuoyuna yönelik olarak seslendirdiği ilk proje Kuşak ve Yol girişimi. 2013 yılında bunu gündeme getirdi. Diğer İpek Yolu girişimleri kıyasla bunun daha dar bir altyapısının olacağı düşünüldü fakat Kuşak ve Yol girişimine bakıldığında sadece yakın komşular değil hemen hemen Asya ve Avrupa kıtasının tamamını ile Afrika kıtasının doğu ve kuzey kısımlarını kapsadığını söyleyebiliriz. Bu Çin’in uluslararası iş birliğine dayalı diplomasisinin sonucudur. Çin ikili diplomatik ilişkilere çok önem veriyor. Xi Jinping’in çok sayıda uluslararası toplantıya katıldığını ve Çin’in bunlara ev sahipliği yaptığını, aynı zamanda yeni girişler başlattığını görüyoruz. Xi Jinping’in dönemine genel olarak bakacak olursak, Çin’in diplomatik ilişkilerinin ivmesinin son derece hızlandığını görebiliriz. Bu anlamda Çin’in küreselleşmeye çok olumlu katkı yaptığını söyleyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

WANG YI’NİN TÜRKİYE ZİYARETİ VE DİPLOMATİK İLİŞKİLERDE 50. YIL

Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin başlamasının 50. yılı kutlanıyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, geçen hafta Ankara’ya gelerek önemli görüşmeler gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin temasları ile Çin-Türkiye ilişkileri hakkında şöyle konuştu:

“1971’den itibaren Çin-Türkiye ilişkileri aşamalı olarak gelişti. Özellikle ekonomik iş birliği anlamında son 10-15 yıllık dönemde bunun daha da hızlandığını söyleyebiliriz. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, yaklaşık 25-28 milyar dolarlık bir ticaret hacmini yakaladı. Hedeflenen bunun çok daha üzeri. Özellikle Xi Jinping döneminde Türkiye-Çin ilişkilerinin daha ileri düzeye taşındığını söyleyebiliriz. Yani burada Çin’in Türkiye’deki büyük ihalelere girmesi, Türkiye’de büyük yatırımlarda yer almak istemesi, Çin finansal yatırımlarının da Türkiye’ye akması noktasında Xi döneminde önemli gelişmeler yaşandı. 2017 sonrasında bu iyice hızlanmış durumda. Dolayısıyla Türkiye ile Çin arasında İpek Yolu başta olmak üzere, Türkiye’nin Orta Kuşak İnisiyatifi ile Çin’in Kuşak ve Yol inisiyatifinin entegre edilmesi, Çin’in Orta Asya üzerinden demir yolları ve otoyollarla bunların birbirine daha güçlü bir şekilde bağlanması ve alternatif güzergâhlar oluşturulması noktasında ciddi bir iş birliği anlayışı var. Bu konuda beklenen projeler tam olarak gerçekleşmedi ama bu konuda önemli bir niyet beyanını ortaya koyabiliriz. Özellikle Süveyş Kanalı tıkandığında bu tür projelerin ne derece isabetli olduğu da görülüyor. Çünkü Süveyş Kanalı tıkandığı zaman deniz yoluyla Çin’den Avrupa veya Çin’den Türkiye’ye mal sevkiyatı Afrika kıtasını dolamak zorunda kalıyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile Türkiye-Çin arasında ulaşım ağlarının kurulması da hem bu ticaretin sağlık işlemesi hem de Türkiye ile Çin arasındaki ilişki ticaretin artırılması açısından oldukça önemli. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Türkiye’ye ziyaretine baktığımızda da hem Türkiye’yi hem de beş Orta Doğu ülkesini ziyaret ettiğini görüyoruz. Hemen öncesinde yine Rusya ziyareti var. Dolayısıyla bu anlamda Çin hükümetinin bir bölge inisiyatifi çerçevesinde bu ziyaretleri gerçekleştirdiğini gözlemliyoruz. Burada da ana gündem maddesi, pandemi sonrası süreçte Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi’nin güncellenmesi ve uygulanması konusunda bölge ülkeleriyle ortaklığın geliştirilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla pandemi sonrası sürece Çin hazırlık yapıyor ve bu kapsamda da Çin Dışişleri Bakanı’nın da Türkiye ziyareti önemli bir aşama diyebiliriz.”