Brookings Enstitüsü’nden araştırmacı William Galston, Wall Street Journal’da çıkan makalesinde Çin’in bilimsel araştırmalarını övgüyle değerlendirirken, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de bilimsel araştırmaya yatırımları artırması gerektiğini belirtti.

Galston bu makaleyi şöyle bir arka planda yazıyor: Çin’de son zamanlardaki uluslararası patent başvuruları sayısı ve doğa bilimleriyle ilgili tezlerin ortalama yıllık sayısı ABD’yi geride bırakarak dünyada ilk sırada yer aldı. Buna ek olarak, Çin’in tüm toplumunun Ar-Ge yatırımı 2015 yılında 1,42 trilyon yuandan (yaklaşık 21,9 milyar ABD doları) 2020’de 2,4 trilyon yuan’a (yaklaşık 37 milyar ABD doları) çıkarak Çin’in bilimsel ve teknolojik ilerlemesini hızlandırdı.

William Galtson WSJ’ye yazdı: Ar-Ge yatırımında Çin’in gerisinde kaldık_fororder_Ar

Makalenin başında Galston, Çin ve ABD ile ilgili birkaç bilim ve teknoloji haberini karşılaştırdı. ABD bir “kısıtlama stratejisi” uyguladı: Trump yönetimi döneminde, Hollanda’da üretilen yarı iletken üretim ekipmanlarının Çin’in en büyük yonga üreticisine satışı engellendi. Bu tür stratejiyi sürdüren Biden yönetimi bir “bilim ve teknoloji ittifakı” oluşturmak için müttefiklerle iş birliği yaparak önümüzdeki on yıllarda ulusal savunma ve ekonomiyle ilgili önemli alanlarda Batılı ülkelerin teknolojik avantajlarını korumayı amaçlamaktadır.

William Galtson WSJ’ye yazdı: Ar-Ge yatırımında Çin’in gerisinde kaldık

Bununla kıyaslandığında, Çin “kendi gücüne dayalı Ar-Ge çalışmaları” yolunu seçti. Son yıllarda Çin, bilgi teknolojisi, robotik, havacılık, yüksek teknoloji gemileri ve biyofarmasötik alanlarına yüz milyarlarca dolarlık yatırım yaptı.

Bu bağlamda Galston, ABD’nin bilimsel araştırmalarının durgunluğa düştüğü sonucuna vardı. 2001 yılında ABD, Ar-Ge’ye yılda 300 milyar ABD dolarından fazla yatırım yapmıştı. Ancak ABD Sanatlar ve Bilimler Akademisi’nin en son raporuna göre, Çin’in 2020’deki bilimsel araştırma yatırımı ilk kez ABD’yi aştı. Son 20 yılda, Çin’in Ar-Ge’sinin ekonomideki payı iki kattan fazla arttı.

Elbette, ABD’deki bilimsel araştırmaların azaldığına dair başka işaretler de var. Örneğin, son 20 yılda, Çin’de lisans derecesi alan kişi sayısı dört kattan fazla arttı ve şu an ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’nın toplamını geçti.

20 yıl önce, Amerikalı araştırmacıların bilim ve mühendislik alanında yayınladıkları makalelerin sayısı, Çinli meslektaşlarının yayınladıklarına göre dört kat daha fazlaydı. 20 yıl önce Çin’in aldığı patent 20 binden daha azdı, ancak 2018’e kadar bu rakam 400 bini aşarak ABD’nin her yıl aldığı patent sayısından 100 bin daha fazlaydı.

Bu bağlamda Galston şu sonuca varıyor: “ABD, Çin’in yabancı teknoloji ve üretim yetenekleri edinme çabalarını yavaşlatabilir, ancak Çin’in endüstrilere destek de dâhil olmak üzere iç politikaları uygulamasına engel olamaz. İşte bu politikalar Çin’in yükselişini teşvik etmektedir. Eğer ABD kendi bilimsel teknoloji araştırma seviyesini yükseltmezse, dünyanın önde gelen ekonomik ve askeri gücü konumunu kaybeder.”

Makalede Biden yönetiminin önümüzdeki dört yıl içinde bilimsel araştırma yatırımını yılda 100 milyar ABD doları artırması gerektiği önerisi yapıldı. Bu rakam, ABD gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 0,5’ini oluşturuyor. Artan fonların çoğu temel alanlardaki araştırmalar için kullanılabilir, çünkü bunlar özel şirketlerin yatırım yapma olasılığının düşük olduğu alanlardır.

Makaleye göre, ABD STEM olarak kısaltılan (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik eğitimi) alanlarda eğitim gören öğrencilere verilen desteği artırmalıdır.

Galston makalenin sonunda şu yorumda bulundu:

“Son yıllarda, ABD ülkenin geleceğine yatırım yapmayı başaramadı. Şimdi ülkemiz çok geç olmadan daha büyük çaba harcamalı.”

Son birkaç yılda, Çin’in bilimsel araştırmaya yaptığı yatırım yıldan yıla artmakta ve bilimsel araştırma göstergelerinde defalarca iyi haberler gelmektedir.

Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından 2 Mart’ta yayınlanan son rapora göre, COVID-19 salgınının etkisine rağmen 2020 yılında Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü aracılığıyla yapılan uluslararası patent başvurularının sayısında artış korundu.

Çin, 2019’da ABD’yi geçerek WIPO aracılığıyla yapılan uluslararası patent başvuruları için en büyük kaynak ülke haline geldikten sonra 2020’de en fazla patent başvurusu sunan ülke konumunu sürdürdü.

Çin Bilim ve Teknoloji Bakanı Wang Zhigang, 26 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Çin’in bilimsel ve teknolojik gücünün ve inovasyon yeteneklerinin 13. Beş Yıllık Plan döneminde büyük ölçüde arttığını belirterek 2020 yılında temel alanlardaki araştırmalara ayırılan bütçenin 150 milyar yuanı (yaklaşık 23 milyar ABD doları) aşması beklendiğini kaydetti.

Wang, 2020 yılında bilimsel ve teknolojik ilerlemenin katkı oranının yüzde 60’ı aşarak beklenen hedefe ulaşıldığını, bilimsel vasıflara sahip vatandaşların oranının yüzde 10’u aştığını da vurguladı.