CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Afganistan’daki çatışmalara daimi siyasi çözüm bulmak için Doha’da yapılacak ‘’Genişletilmiş Troyka’’ toplantısı öncesinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı basın brifinginde, bölgesel oyunculara zorla dayatılan bir Afgan hükümetini tanımama çağrısında bulundu. 

Hiç şüphesiz bölgedeki başkentlerin hiçbirinin bunu yapmaya niyeti olmasa bile, Afganistan’ın siyasi erimesinin bölgenin kendi eseri değil, Washington’ın stratejik yanlışlarının sonucu olduğu konusundaki yaygın anlayışın olduğu 2021 yılı sonrası senaryoda, uzaktan diktelerin bölgede çok az gelişme kaydedeceğini anlamak eşit derecede önemlidir.  

Dört ülkenin -Rusya, Pakistan, Çin ve ABD- her biri seçenekleri araştırırken, baskı taktiklerinin azalması ve kolektif aklın öncelik kazanması önemlidir. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, şiddetin azaltılmasında karşılıklı taahhütler temelinde uzun vadeli ateşkesin uygulanması ile bu tür senaryoların hayata geçmesinde uluslararası kuruluşların rolüne odaklanan katılımcılar hakkında konuşurken, ABD’de resmi açıklamalar ile ABD medyasında yer alan açıklamalar arasında tutarsızlık var. 

ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, ortaya çıkan güvenlikle ilgili sıkıntılı duruma ortak bir uluslararası karşılık verilmesini düşünüyordu, ancak Voice of America (VOA) röportajı Halilzad’ın, Afganistan’da Taliban’ı sahada askeri bir çözüm peşinde koşmaması konusunda uyardığını ve bu tür bir hükümetin parya hükümeti olarak kabul edileceği uyarısında bulunduğunu teyit etti.

Şimdi geleneksel akıl, bu kopukluktan, zaten ABD’nin Doha 2020 sonrası Afganistan’ın iç işlerine karışmasını Amerikan taahhütlerinin pervasızca ihlali olarak gören Taliban’ın faydalanacağını iddia ediyor. Fakat bu tür kopukluklarda Taliban’ı kızdırmaktan daha da fazlası var. 

“Genişletilmiş Troyka”, şiddetin yokluğunda görüşülmüş bir çözüm bulmaya doğru sadece istişarelere odaklanan Moskova merkezli bir diyalog girişimidir ve bu tür kopukluklar, üyelerin her biri tarafından paylaşılan tüm vizyonun rayından çıkması riski taşımaktadır. Tartışmalı bir yönelime sahip olsa bile hiçbir taraf, bütün üyelerin karşılıklı uzlaşması olmadığında da baskı uygulayacak bir kanal olmamalıdır. Örneğin, federal hükümet ve Taliban arasındaki arabulucuların rolü üzerindeki anlaşmazlıklar, her iki taraftaki sözcülerin arabuluculuk ilkesinin reddedilmesi konusunda birbirini suçlaması üzerine açığa çıktı. Taliban zaten gizlice güçlü bir mesaj gönderdiği için bu tür farklılıklar daha fazla öfkelendirebilir, çok taraflı diplomasiyi tehlikeye atabilir.

BEIJING’IN “TARAFSIZLIK POLİTİKASI” SÜRÜYOR

ABD’nin, Afganistan’da insani bir krizle sonuçlanan diplomasisi ve stratejileri hâlihazırda tartışmalı olarak düşünülüyor. Afganistan buna dayanabilir mi? Kesinlikle “hayır”. Bölgesel oyuncular buna katlanabilir mi? Kesinlikle “hayır”. Taliban’ı meydan okumaya teşvik etmek, canlandırmanın önem arz ettiği ülkenin umutsuz geleceğini anlatan aralıklı Doha müzakerelerinin ötesinde tek bir Afganistan içi müzakere toplantısının yokluğunda bir diyalog yöneticisi olarak ABD’nin güvenilirliğine zarar veriyor. 

Ayrıca, Washington’ın Afganistan’da kimi tanıyıp kimi tanımayacağı yönündeki dikteleri, devam eden açık bir politika olmadığı takdirde egemen imtiyazlar olarak dışlanacağı bir bölgesel anlayışa dönüşüyor. Troyka’da hiçbir ülke, Taliban’ın, bir hükümet kurmak için görüşmeler pahasına güç kullanımına tanıklık etmek istemese bile, sorun bu tür kaygıların söylenmesinin sıkıntılı olmasıdır. Şimdi Afganistan’daki ABD’nin başarısızlığının günah keçisi olarak kullanabileceği gerçeğinin acısını çeken bir üye devlet Pakistan’da zaten sesler yükselmeye başladı. Pakistan başbakanı Washington’ı, sadece ülkede bir karışıklık ortaya çıktığında mantık evliliği yapmakla suçluyor. 

Benzer şekilde, Beijing konuyla ilgili resmi tarafsızlık politikası izlemesine ve Amerika’nın iddialarının aksine, Taliban’ın Afgan topraklarının Çin’de terörizmi desteklemede kullanılmayacağını söylemesi gerçeğine rağmen, Çin’in Taliban ile toplantısının farklı haberleştirilmesi Amerikan medya kuruluşlarını karıştırdı. Bu nedenle, Washington’ın yönetici rolü, taktiksel manevralar veya baskı taktikleri pahasına stratejik aklı gerektirir ki, bu tam olarak “Genişletilmiş Troyka”nın konusu olan durumdur, bunun yokluğu hiç kimsenin göze alamayacağı stratejik riskleri gerektiriyor.