CGTN / Bradley Blankenship

Washington’ın politika yapıcıları ve düşünce kuruluşları, Çin’in uluslararası dünya düzeninin lideri olarak ABD’yi yerinden etmeye çalıştığı sonucuna vardılar ve bu sonuçtan geriye doğru hareket eden bir politika geliştiriyorlar. Paranoyadan doğan bu basit sonuç Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) ahmakça bir yola sürüklüyor.

ABD Başkanı Joe Biden geçen hafta, yönetiminin 2022 mali yılı için 715 miyar doları Pentagon’a verilmek üzere 753 milyar dolarlık savunma bütçesi talep ettiğini açıkladı. Bu devasa bütçe aslında seleflerine kıyasla mütevazı bir artış ve esasen enflasyonu yansıtıyor olsa bile, Kongre’nin zaten büyük olan bu bütçeyi daha da fazla desteklemesi kuvvetle muhtemeldir. Sonuçta, para kesesinin sahibi Kongre’dir.

Senato Azınlık Lideri Mitch McConnell ve Senato’nun diğer üst düzey GOP yetkilileri, Rusya ve Çin’in de dâhil olduğu artan tehditlerle mücadele etmek için yeterli olmadığını söyleyerek bu bütçe teklifini tenkit ettiler. Bununla birlikte, teklifin ayrıntıları belki de toplam rakamından daha önemlidir, çünkü Biden’ın temel verileri “Çin’den gelen tehdide karşı koyma ihtiyacının” Pentagon’un “en büyük sorunu” olduğunu ve ABD Pasifik Komutanlığı için yeni savaş uçakları, gemiler ve denizaltılar için ek fon ayrılacağını açıkça belirtiyor. Yani, askeri bütçe tartışması -genel toplam- gerçekte sadece teatraldir, oysa hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, giderek daha kavgacı bir Amerikan tepkisi gerektiren bir dış tehdit artışı olduğu varsayımına dayanıyorlar.

Yakın zamanda ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından önerilen “2021 Stratejik Rekabet Yasası” adlı başka bir tasarıya bakın. Tasarı, Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin “olumsuz etkisi” hakkında haber yapan medyayı finanse etmek ve eğitmek için yüz milyonlarca dolar içeriyor. Bu aslında Çin’in “dezenformasyonuyla” mücadele etmek amacıyla 2022-2026 mali yılları için yıllık 300 milyon dolarlık bir “Çin Etkisiyle Mücadele Fonu” oluşturacak.

ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Katılım Merkezi’ne (GEC) göre, örneğin ABD’nin Covid-19 aşıları ile tedavilerini istiflediği ve Çin’in bu malzemeleri küresel bir kamu malı olarak ihraç ettiği gerçeği aslında sadece “dezenformasyondur”.

Yasa tasarısı rekabet konusunda, Afrika’da, Çin’in oradaki kalkınma projeleriyle rekabet edecek herhangi bir altyapı projesi sunmuyor. Bununla birlikte, tasarı Latin Amerika konusunda da, bu tür projeleri finanse eden Inter-American Development Bank için 80 milyar dolarlık bir sermaye artışının ana hatlarını çiziyor, ancak bu, ülkelerin Çin’den borç almasını engelleyen koşullarla birlikte gelecek.

ABD, ÇİN İLE REKABET ETMEK İSTİYORSA GERÇEKLERLE UĞRAŞMALI

Yalnızca bu tasarı, Washington’ın iş başında harap olmuş ideolojisi için örnek bir ders kitabıdır. Başlığı, Washington’ın Beijing ile rekabete girmek istediğini ima ediyor, fakat tasarı aslında rekabeti meşru olarak ilerletecek hiçbir şey önermiyor; ayrıntıları, daha çok sözde dezenformasyonla mücadeleyle ilgili olduğunu açıkça ortaya koyuyor ama bunu aktif olarak dezenformasyonu zorlayarak başarmaya çalışıyor. Washington’ın Kool-Aid’ini içmedikçe bu hiçbir anlam ifade etmiyor.

Bu, sözde uzmanların, Judah Grunstein’ın World Politics Review’daki son köşesinden alıntı yapacak olursak, “dünyanın bölgelerini oyun sahalarına ve ülkelerini de kendi çıkarları ve ihtiyaçlarıyla oyuncuları olarak onlarla ilişki kurmak yerine ödüllere indirgeyen” dünya hakkında yanlış bir bilinç geliştirdiklerini göstermeye devam ediyor.

Aslında Washington, Çin’in “Küresel Güney” ülkelerinin altyapı projeleri, kazan-kazan iş birliği ve mevcut gündemde tıbbi malzemeler aracılığıyla gelişmelerine yardım ederek elde edebileceği “galibiyet” ne olursa olsun, buradaki sorunları ele almaktan ziyade mücadele etmekle daha çok ilgileniyor.

Tıpkı ülke içindeki ırkçılık, yabancı düşmanlığı, yoksulluk ve diğer meselelerle ilgili sorunları gibi, ülkenin siyasi eliti de “Küresel Güney” meselelerini görmezden gelmeyi ve statükoyu, yani Amerikan emperyalizmini kabul etmelerini sağlamayı tercih ediyor. Dünyanın en savunmasızları için gerçek anlamda güçlendirme, oyunun bir parçası değil.

Öte yandan Çin, küreselleşmenin düzeltme etkilerine eğildi ve karşılıklı saygı, kazan-kazan iş birliği ile karşılıklılığa dayalı meşru bir alternatif sunuyor. Çin’in bu alternatife dayanan artan önemi, gerçeklerden doğruyu bulmakla başarıldı.

ABD, Çin ile gerçekten rekabet etmek istiyorsa, gerçeklerle uğraşmaya başlaması iyi olur.