Global Times / Zhang Hua

Taiwan Boğazı etrafındaki durum gerginleşmeye devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) stratejik çevrelerinde, ABD’nin onlarca yıldır sürdürdüğü “stratejik belirsizlik” politikasının devam edip etmeyeceği tartışması sürüyor. ABD medyasına göre, bazı danışmanlar ABD’nin Taiwan’ın savunması için açık bir söz vermesini istiyor.

Eğer “açık söz” ABD’nin savaş çıkması durumunda Taiwan’ı savunmak için açık bir söz vermesi anlamına geliyorsa, yanıt “hayır” olmalı. Hukuk ve politika bakımından olduğu fark etmeksizin ABD’nin Taiwan’a açık bir söz vermesi ihtimal dışı. Taiwan adası ile ABD arasındaki ilişkilerin benzeri görülmemiş derecede arttığı Trump döneminde bile ABD yönetimi böyle bir sözle yardım önerisinde bulunmadı.

2001 Nisan’ında zamanın ABD Başkanı George W. Bush kıta Çin’inin herhangi bir saldırı karşısında “neye mal olursa olsun” Taiwan’ı savunacağını söyledi. Başka hiçbir başkan böyle açık bir söz vermemiş olsa da, Bush söz vermesinin bir politika değişikliği olduğunu düşünmediğini söyledi. Bush ayrıca Taiwan’ın bağımsızlık ilanının “Tek Çin politikasının bir parçası olmadığını” da belirtti.

Taiwan’ın savunması için açık bir söz verilmesini öneren gruplardan biri bunu değerlerle ilgili olarak yapıyor, bunlar sözüm ona demokrasi ve özgürlüğü destekliyor ve katı içimde anti-komünistler. Diğer grup Taiwan yetkililerinden para alanlardan oluşuyor. Taiwan Seyahat Yasası önerildiğinde, öneri Florida senatörlerinin hepsi tarafından desteklenmişti ve Taiwan 2005 yılında Katrina Kasırgası Florida’ya çok zarar verdiğinde ABD’ye 3 milyon dolar yardım göndermişti.

Taiwan’a açık bir söz verilmesine karşı çıkanlar ise Çin-ABD ilişkileri ve Taiwan sorunu hakkında derin bilgi sahibi olanlar. Bunlar Çin hükümetinin Taiwan sorunundaki sert ve kararlı tutumunu anlıyor. Ayrıca eğer ABD çizgiyi aşarsa Çin’in sert bir şekilde yanıt vermek zorunda olduğunu biliyorlar. Dolayısıyla, bu kişiler ABD çıkarları için böyle bir söze karşı çıkıyor.

BIDEN YÖNETİMİ, TRUMP DÖNEMİNDEN DAHA BİLİNÇLİ

Martın sonunda, ABD ile Taiwan deniz kaynaklarını korumak ve ortak deniz arama ve kurtarma operasyonları yapma amacıyla bir sahil muhafaza çalışma grubu kurmak için mutabakat zaptı imzaladı. Bu ABD tarafından kışkırtmalar yapmak için başka bir şans olarak kullanılabilir; örneğin, ABD sahil muhafaza gemileri Taiwan limanlarına demir atabilir.

Taiwan’a açık bir söz verilmesini savunanlar, ABD’nin böyle yaparak kıta Çin’inin istenmeyen bir savaşa neden olacak yanlış hesaplar yapması riskini azaltabileceğine inanıyorlar. Ama bu ABD’nin yaptığı bir yanlış hesaplama, eğer ABD açık söz verirse, Çin karşı önlemler almak zorunda.

ABD ile Çin’in düşünceleri farklı; eğer ABD savaşı önlemek isterse, kendisi savaşı ilk olarak başlatır. Ama Çin için, savaş son seçenektir. Washington Taiwan’a açık bir söz verecek mi? Eğer verirse, sadece Taiwan’ın riskli hareketler yapmasını cesaretlendirir ve bu ABD’nin bir savaş arabasına bağlanması anlamına gelecektir, bu ABD’nin olmasına asla izin vermeyeceği bir durumdur. Taiwan, ABD için ne kadar önemli? Önemli ama her zaman terk edilebilir.

ABD’nin resmi tutumu ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından teyit edildi. Blinken, geçen hafta pazar günü Çin’in Taiwan’a karşı bir hareketine askeri olarak tepki gösterilecek mi sorusu üzerine, yanıt vermeyi reddetti. Blinken, “Size söyleyebileceğim, kendisini savunabilmesi için Taiwan’a ciddi bir sözümüz var.” dedi ve “Batı Pasifik’te barış ve güvenliğe ciddi bir bağlılığımız var. Bu sözlerimizin arkasında duruyoruz. Bu bağlamda, herhangi biri için, statükoyu güçle değiştirmeye çalışmak ciddi bir hata olur.” diye devam etti.

ABD TARİHTEN DERS ALMALI

Trump dönemi ile karşılaştırıldığında, Biden yönetimi daha bilinçli. Trump’ın görev süresinin sonunda, ABD’nin İngiltere Büyükelçisi Kelly Craft’ın Taiwan’a yapacağı ziyaret son anda ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından iptal edilmişti. Ama kısa süre önce, ABD Palau büyükelçisini Palau devlet başkanının ziyareti sırasında Taiwan’a gönderdi. Biden yönetimi bir büyükelçiyi Taiwan’a göndererek, önceki yönetimin yapmadığı bir şeyi başardı ve büyükelçi bir ekibin lideri değil üyesiydi.

ABD tarihten ders almalı. 1950’lerde ABD Çin’in 38 paraleli geçmemesi uyarısını bir kurusıkı tehdit olarak gördü ve Çin’in savaş için yeterli ulusal ve askeri güce sahip olmadığına inandı. Bu ABD’nin yaptığı o kadar stratejik bir yanlış hesaptı ki, Çin ordusunun gücünü tatmak zorunda kaldı.

ABD ayrıca, Sovyetler Birliği ile ABD arasındaki anlaşmazlığın neredeyse topyekun bir nükleer savaşa dönüştüğü 1962 Küba füze krizini de dikkate almalıdır. Bu olaydan sonra ABD iki liderlik arasında iletişimi sağlamak için Kremlin ile bir kırmızı hat kurdu. Çin ve ABD’nin Taiwan gibi alanlarda çok az stratejik karşılıklı güvene sahip oldukları ve bir tarafın diğer tarafın alt çizgisinin nereden geçtiğini açıkça bilmediği bir zamanda, ABD’nin Taiwan’daki varlığını artırması tehlikeli bir şeydir. Çin ile ABD arasında Taiwan Boğazı’ndaki bir anlaşmazlığı yönetmek için etkili bir mekanizma olmadan, stratejik yanlış hesaplardan kaçınması gereken ABD’dir.