Global Times / Liu Weidong

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Hint-Pasifik Koordinatörü Kurt Campbell geçen hafta salı günü, ABD’nin, Çin ana karasından bir “saldırı” olması durumunda Taiwan Adası’nı savunma niyetine ilişkin net bir açıklama yapması çağrılarını reddetmiş göründü. Campbell, Financial Times’ın yönetimindeki bir tartışma sırasında sözde stratejik açıklığın bazı “önemli olumsuz tarafları” olduğunu savundu.

Son zamanlarda ABD akademi çevrelerinde, ABD’nin “Taiwan’ı terk etmesinin” gerekli olup olmadığı konusunda bazı tartışmalar var. Charles Glaser, 28 Nisan’da Foreign Affairs dergisinde, “Washington, Taiwan ve Çin konusundaki zorlu sorulardan kaçınıyor” başlıklı makalesinde, Washington’ın, “Çin ile savaşa girme olasılığını düşürmek için Doğu Asya’daki taahhütlerini azaltması gerektiğini” ifade etti.

ABD, Taiwan sorunu söz konusu olduğunda üç yaklaşıma sahip bulunuyor; stratejik açıklık, stratejik belirsizlik veya Taiwan’ı terk etmek. ABD, Taiwan Adası konusunda uzun süredir stratejik belirsizlik siyaseti izliyor. Bu, Çin ana karasının yeniden birleşme için güce başvurması halinde adayı korumak için ABD’nin, askeri müdahaleye başvurup vurmayacağının henüz bilinmediği anlamına geliyor. Beijing ve Washington arasındaki anlaşmazlık şu anda yoğunlaşmasına rağmen, ABD’nin Taiwan sorununda Çin ile doğrudan askeri çatışmaya girme olasılığı konusu belirsiz.

Bu, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi sırasında Çin ile ABD arasındaki anlaşmazlığın artmasından görülebilir. O dönemde neredeyse bütün alanlarda anlaşmazlık söz konusuydu. Ancak askeri alanda anlaşmazlık, ekonomik alanda olduğu kadar yoğun değildi. Washington, Beijing yönetimine baskı yapmak için askeri olmayan araçları mümkün olduğu kadar daha fazla kullanmak istiyor. İki önemli güç arasında bir askeri çatışmanın çıkmasının sonuçları felaket olabilir.
ABD’nin Taiwan Adası konusunda bir siyasi taahhüdü var. Çin ana karası adayı yeniden birleştirmek için güce başvurursa, ABD’nin buna karşılığı tam olarak nasıl olacak? Zamanı gelinceye kadar bekle ve gör tavrını benimsiyor.

ABD, ÇİN’İN KARARLIĞINI SINAMAK İÇİN FARKLI YÖNTEMLERE BAŞVURABİLİR

Diğer taraftan sözde stratejik açıklık ise Taiwan Adası’nın koşulsuz savunması anlamına geliyor. ABD bu yaklaşımı benimsediği anda, adadaki yetkililer risk alabilir, hatta umutsuz yöntemlere başvurabilir, çünkü her ne olursa olsun ABD tarafından korunduklarına inanıyor olacaklar. Bu durumda Washington, Beijing ile doğrudan askeri çatışmaya girecek, doğrudan çıkarlarının olmadığı uzak bir bölgede potansiyel bataklık. Bu açıdan bakıldığında ABD, Taiwan Adası’na önceden açık bir taahhüt veremez. ABD, Taiwan Demokratik İlerici Partisi’nin (DPP) içine girmesi için bir tuzak kurmasına izin vermez, çünkü ABD, Taiwan sorunu nedeniyle pasif bir pozisyonda kalmaya ve inisiyatifini tamamen kaybetmeye niyetli değil.

Taiwan Adası’nın terk edilmesiyle ilgili tartışmalar bu gerçeği yansıtıyor; ABD, Çin’in ulusal gücü, kararlılığı ve Çin-ABD ilişkilerinin geleceğinin görünüşü konusunda kararsız. Bu koşullar altında Washington, Beijing’i çok fazla kışkırtmamaya çalışacaktır. Taiwan Boğazı etrafındaki durumun gelişmesi, ABD’nin stratejik seçimini etkileyecektir. Taiwan yetkilileri Çin ana karasını kışkırtır ve kırmızı çizgiyi geçerse, Washington ada konusundaki politikasında stratejik belirsizliğini sürdürebilir. ABD, Çin’in Taiwan Adası’nın yeniden birleşmesi açısından kararlığını sınamak için farklı yöntemlere başvuracaktır. Washington, Beijing’in kararlılığının durdurulamaz olduğunu anladığı anda, soruna ilişkin askeri güce yatırım yapmanın gereksiz olduğunu görecektir.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken kısa süre önce verdiği bir röportajda, ABD’nin, Taiwan’ın kendini savunma yeteneğine sahip olmasını sağlamak için uzun süredir devam eden bir taahhüdü olduğunu söyledi. Diğer bir ifadeyle, ABD’nin, her şey için ABD’ye güvenmekten ziyade Taiwan’ın kendini savunma yeteneğini artırmasını umduğu anlamına gelmektedir. ABD’nin aynı zamanda belirli kanallar aracılığıyla Taiwan’ı, sorunları kasten kışkırtmaması ve kendisini açık çatışmaya çekmemesi için uyardığına inanılıyor.

ABD’nin Taiwan konusundaki son zamanlarda yaptığı açıklamalar, ülkenin her zamanki tavrının önemli ölçüde değişmediğini Taiwan Boğazı boyunca mevcut durumun sürdüğünü gösteriyor. Yine de Washington, mevcut durumun önceki koşullardan bir parça sapma gösterdiğini hissedebilir, Taiwan’da ayrılıkçı güçler her zamankinden daha tutkulu ve Çin ana karasının kararlılığı ile yeniden birleşme sözü daha da belirgin. Bunun için Washington, belirli açıklamalar yaparak durumun eski seyrini kazanması için çalışıyor.