China Daily / Martin Sieff

Faşizm Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) ele geçirebilir mi? Bu soru Amerikalı senatör, demagog ve Louisiana Valisi Huey P. Long’a 1930 yılında soruldu. P. Long, “Elbette olabilir” yanıtını verdi. “Sadece anti-faşizm olarak adlandırılacak.”

Eski ABD Başkanı George W. Bush, 11 Eylül 2001 tarihindeki terörist saldırılara “terörle küresel savaş” ilan ederek karşılık verdi. Bush için “savaşta…” kimin kimi hedef aldığı önemli değildi. “Demokrasi” ve serbest konuşma özgürlüğü adına, kendi ülkesinde demokrasi ve ifade özgürlüğünden ne kaldıysa boğdu. Ve Afganistan’daki 20 yıl süren ABD askeri operasyonlarından sonra, sonuçlar bu ülkede de çok açık. 

Bush’un “terörle küresel savaşı” veya GWOT, Bush yönetimi ve bunu başaranlar tarafından her defasında yardım edilen ve desteklenen dünya çapında terörizmin zaferiyle sonuçlandı. Sadece onların hepsi bunu terörizme karşı bir zafer olarak iddia etti. Bush, uluslararası yasaları hiçe sayarak petrol zengini Irak’a saldırdı ve işgal etti. Dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin’i o zamandan bu yana El Kaide’ye bağlayan tek bir kanıt bile bulunamadı. Bush daha sonra Taliban’ı bozguna uğratmayı ABD’nin Afganistan’ı sürekli olarak işgali için bir bahane olarak kullandı ve Afgan halkının en küçük bir desteğini bile almayan kukla liderleri iktidara getirdi. Afgan halkının 2002 yılının başında geleneksel ulusal aşiret meclislerinden birinin aracılığıyla dile getirdiği isteklerini Bush küstahça reddetti ve daha sonra da dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve muhtemelen savunma bakanlığı pozisyonunda gelmiş geçmiş en feci isim olan eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld tarafından geri çevrildi.  

ABD, IRAK, SURİYE VE LİBYA’DA KAOS ÇIKMASINA NEDEN OLDU 

20 yıl sonra Irak ile Afganistan’da 3 trilyon doları aşan harcamanın sonucu ortada; Irak ile Suriye’deki IŞİD, ABD’nin değil İran’ın çabaları ve doğrudan etkisiyle Irak’ta iktidardan uzak tutuldu. 2014 yılından 2019 yılına kadar IŞİD ile onun soykırımcı güçlerini tesirsiz hale getirmede önemli rol oynayan İranlı tümgeneral ve Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani, Afganistan ile Irak işgalinin diğer mimarı ve lideri ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’un üstelemesini takiben eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin suikastı onaylaması üzerine ABD ile iş birliğinin bedelini canıyla ödedi.

Edward Lozansky’nin 31 Ağustos’ta The Washington Times gazetesindeki makalesinde işaret ettiği gibi, Brown Üniversitesi Kamu İşleri ve Uluslararası Watson Enstitüsü, doğrudan “terörle savaş” şiddeti ve geniş etkilerinde 801 binden fazla kişi öldüğünü, bu çatışmaların sonucu olarak 335 bin sivilin yaşamını yitirdiğini ve 38 milyon insanın savaş mültecisi ya da yerinden olduğunu gösterdi. Lozansky, bu savaşlarda 9/11 Eylül saldırılarda ölenlerin sayısının üç katından daha fazla sayıda 11 bin Amerikalının öldüğünü söyledi (birçoğu bunun Bush yönetiminin kayıtsızlığı, tembelliği ve tam beceriksizliği yüzünden olduğunu söylüyor). 53 binden fazla Amerikalı sakat kaldı, beyin hasarı gördü ya da yaraları yüzünden erken ölümün yanı sıra sarsıntı sonrası diğer rahatsızlıklara maruz kaldı. Ayrıca ABD, daha önce istikrarlı ülkeler Irak, Suriye ve Libya’yı harap etti, bu ülkelerde benzeri görülmemiş anarşi, kaos ve şiddetin ortaya çıkmasına sebebiyet verdi. 

BUSH’UN “TERÖRLE KÜRESEL SAVAŞI” BAŞARISIZ OLDU

Son 20 yılda Huey Long’un tahmini gerçek oldu; ABD’de ulusal ifade özgürlüğü, dürüst ve açık tartışmanın son kalıntıları demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savunma adına yok oldu. Özellikle Orta Doğu ve Asya’nın kalbinde olmak üzere tüm dünyada terörizmi körükleyen savaşlar, terörizmle mücadele adına her şeyiyle serbest bırakıldı. ABD’nin Afganistan’dan “nihai, artık asla geri çevrilemeyecek” şekilde çekilmesi, daha en başta asla girişilmemesi gereken stratejik saçmalığı sona erdiriyor. Aynı zamanda Bush, Rumsfeld ve onların yeni muhafazakâr Pentagon “dehalarının” çok sevdiği ham hayal bir soyutlama olan terörizmle küresel savaş kavramının sona erdiğine işaret ediyor. Bush’un “terörle küresel savaşı” tamamen başarısız oldu. Amerikan halkı ve tüm dünya onsuz daha iyi durumda.