Haber / Analiz: Gökhun Göçmen

İhtilafların bitmediği Orta Doğu’nun 6 ülkesi Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi’yi ağırlıyor. Çin’in önde gelen diplomatının ajandasında nükleer anlaşma, İsrail-Filistin barışı ve Afganistan gibi zorlu başlıklar yer alıyor.

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin altı ülkeyi kapsayan bölge ziyareti 24 Mart’ta Suudi Arabistan ile başladı. Bugün Türkiye’de olması beklenen Wang’ın sırasıyla İran, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Bahreyn’i ziyaret etmesi bekleniyor.

Yeni yılın ilk gezisini geleneksel şekilde Afrika ülkelerine (Nijerya, Demokratik Kongo, Botsvana, Tanzanya ve Seyşeller) düzenleyen Wang, ocak ayının ortasında Myanmar, Brunei, Filipinler ve Endonezya’da çalışma toplantılarına katılmıştı.

Wang’ın Orta Doğu temasları, Alaska’daki gergin Çin-ABD zirvesi, Batı’dan gelen yaptırımlar ve yakın zamanda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile buluşması nedeniyle dikkatle takip ediliyor. Uluslararası bir kamplaşma endişesinin farkında olan Çin Dışişleri Bakanlığı ise ülke dış politikasının kamplaşma ve ihtilaflar üzerine kurulmadığında ısrarcı. Günlük basın toplantısında soruları yanıtlayan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chungying, farklı sistem ve değerlere sahip ülkelerin birlikte kazanabilecekleri bir uluslararası düzeni arzuladıklarını dile getirerek “Çin insanlık için ortak bir geleceği inşa etme yolunda ilerlemektedir.” ifadesini kullandı.

İKİ DÜŞMANIN STRATEJİK ORTAĞI NASIL OLUNUR?

“Öyle ki, Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) farklı olarak hem Suudi Arabistan hem de İran ile stratejik ortaklık kurmayı başarırken, yıllık 15 milyarlık ticaret hacmi ile İsrail’in de önemli ticari partnerlerinden biri haline geldi.”

Beijing yönetiminin herkesin kazanabileceği bir uluslararası topluluk inşa etme fikrinin sınanacağı en önemli alanların başında şüphesiz ki ihtilafların en yoğun olarak yaşandığı Orta Doğu geliyor. Zira Orta Doğu bir yandan dış müdahaleler neticesinde ortaya çıkan belirsizlikler ile mücadele ederken diğer yandan da tarihsel uzlaşmazlıkların çözüm yollarını arıyor. Böylesine bir atmosfer içinde “uluslararası sorumlu güç” olarak öne çıkmak isteyen Çin’in kullanabileceği enstrümanların sayısı ise sanılanın aksine az değil. Bu enstrümanların başında Çin’in birbiri ile rekabet ve hatta düşmanlık içinde bulunan ülkeler ile kurduğu ilişki geliyor. Öyle ki, Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) farklı olarak hem Suudi Arabistan hem de İran ile stratejik ortaklık kurmayı başarırken, yıllık 15 milyarlık ticaret hacmi ile İsrail’in de önemli ticari partnerlerinden biri haline geldi.

Çin’in bu başarısının arkasında Deng Xiaoping döneminden bu yana ikili ilişkilerde benimsenen “daha az ideolojik, daha fazla pratik dış politika formülü” ile birbiriyle hasım olan ülkeler arasında kurulan hassas denge bulunuyor. Örneğin, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping 2016 yılındaki Orta Doğu ziyaretinde hem Suudi Arabistan’ı hem de İran’ı ziyaret etmiş, benzer şekilde Çin ordusu 2019 yılında kısa aralıklarla her iki ülkenin donanmaları ile ortak tatbikat gerçekleştirmişti.

NÜKLEER ANLAŞMA’YA ÇİN DOKUNUŞU

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin de ajandasında Suudi Arabistan ve İran’ın aynı sayfada bulunması ideolojik parametrelerden bağımsız eğilimin korunduğuna işaret etmekle birlikte Beijing için yeni fırsatları beraberinde getiriyor.

Bölgedeki çatışmaların parçası olmayarak “sicilini temiz tutan” Çin’in temel amaçlarından biri İran ile imzalanan Nükleer Anlaşma’nın yeniden tesis edilmesine katkıda bulunmak. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ayrıldığı anlaşmanın taraflarından biri olan Çin, İran’a dönük yaptırımların derhal kaldırılması ve Tahran yönetiminin de taahhütlerini yerine getirmesinde ısrarcı. Çin’in girişimlerine Biden yönetiminin nasıl tepki vereceği henüz belli olmasa da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Beijing ile tüm farklıklara rağmen iş birliği yapabilecekleri alanlar arasında İran’ı saymıştı.

İSRAİL VE FİLİSTİN’E DAVET GİDECEK

Çin Devlet Konseyi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, 24 Mart’ta Suudi Arabistan veliahdı Muhammed bin Salman ile buluştu.

Uluslararası diplomaside “ahenk” yaratmak isteyen Çin’in ilgilendiği tek alan İran’la varılan nükleer anlaşma değil. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ilk durağı olan Suudi Arabistan’da bir yandan Çin-Körfez Serbest Ticaret Anlaşması’nı tartışırken, diğer yandan da İsrail-Filistin müzakerelerine ev sahipliği yapmak istediklerini duyurdu. Dubai merkezli Al Arabia kanalına demeç veren Wang, 5 maddelik plandan bahsederken, İsrail-Filistin krizinde “iki devletli” çözümü savunduklarını bir kez daha yineledi. Wang ayrıca, Yemen’de ülke çapında ateşkesi ve sınırların açılmasını öngören planı desteklediklerinin altını çizdi.

İsrail’den Knesst Sözcüsü Hilik Bar ve Filistin lideri Mahmud Abbas’ın danışmanı Nebil Şaas daha önce 2017 yılında Çin’in başkenti Beijing’de bir araya gelmiş ancak sorunun çözümü noktası somut bir kazanım sağlanamamıştı.

TÜRKİYE İLE AFGANİSTAN KONUŞULABİLİR

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin takip ettiği başlıklar arasında Afganistan’daki barış süreci geliyor. Wang’ın Rus meslektaşı Sergey Lavrov ile buluşmasında Afganistan’ın da dâhil olduğu sorunların çözümü için ortak platform önerisi gündeme gelmişti. Henüz ayrıntıları belli olmayan platformun “Afganistan için Astana” benzeri fırsat yaratıp yaratmayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Wang Yi görüşmesinin öncesinde servis edilen açıklamada Afganistan’a dair herhangi bir madde bulunulmasa da barış görüşmelerine ev sahipliği yapacak Türkiye ile son gelişmelerin masaya yatırılması sürpriz olmayacaktır.