Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından geçen hafta ortaya koyulan yeni koronavirüsün kökenine ilişkin araştırmaların ikinci aşama çalışma planında, “Çin’in laboratuvar prosedürlerini ihlal ederek virüs sızıntısına neden olduğuna” dair hipotez araştırmanın önceliklerinden biri olarak gösterildi.

Bu, mart ayı sonunda yayınlanan küresel virüs kökeniyle ilgili araştırmalarla ilgili inceleme raporunda varılan sonuçlara tamamen aykırıdır.

DSÖ’nun ikinci aşamadaki planında yer alan bu asılsız kavram, virüsün kökeniyle ilgili araştırmaların siyasi müdahaleden etkilendiğini gösteriyor.

Daha da önemlisi, Çin’e iki kez gelen DSÖ uzman ekibi, o sırada Wuhan Viroloji Enstitüsü’nde saha incelemeleri gerçekleştirdi. Uzmanlar sonunda virüsün bir Çin laboratuvarından sızması ihtimalinin “çok düşük ” olduğu sonucuna vardı. Bu, bilimin ve tarihin sınamasından geçmiş bir sonuçtur.

“Yeni koronavirüsün Wuhan laboratuvarıyla hiçbir ilgisi olmadığı” görüşü, uluslararası akademik camiada bir fikir birliği haline geldi. Açıkçası DSÖ, yeniden Wuhan laboratuvarına odaklanırsa, bu zaman ve kaynak israfına neden olmak ve virüsün kökeniyle ilgili araştırma sürecini yavaşlatmaktan başka bir işe yaramayacak. Bundan tek yararlanan, bilimi çiğneyen, gerçekleri görmezden gelen ve bencil arzuları olan Amerikalı ve Batılı Çin karşıtı siyasetçiler ve komplo teorisyenleridir. Tüm insanlığın sağlığı ve mutluğu bundan zarar görecek.

Günümüzde giderek daha fazla kanıt, yeni koronavirüsün dünyanın birçok yerinde ortaya çıkmasının bilinenden daha erken olduğunu gösteriyor. Bu, Covid-19 salgınının muhtemelen çok kaynaklı bir tipte olduğunu gösteriyor, bu nedenle dünyada birden çok noktada ve yönde, üç boyutlu olarak araştırma yapılması son derece gereklidir.

Bunlar arasında, “salgınla mücadelede başarısız olan dünyanın bir numaralı ülkesi” olan ABD, en çok inceleme konusu olmalıdır. Laboratuvarı araştırmak gerekirse, ABD’deki Fort Detrick Biyoloji Laboratuvarı ve yakınında 2019 sonbaharında meydana gelen “gizemli pnömoni” özellikle dikkate değerdir ve DSÖ’nün ikinci aşamadaki çalışmalarının odak noktası haline gelmelidir.

Şu ana kadar dünyada 55 ülke DSÖ Genel Direktörü’ne mektup yazarak dünya çapında virüsün kökeniyle ilgili araştırmaları destekleyerek bu konuyu siyasallaştırmaya karşı çıkmaktadır. Bu uluslararası toplumun genel sesini temsil eder: Virüsün kökeniyle ilgili araştırmalar bilimsel bir konudur, siyasi müdahaleye boyun eğilmemelidir.