CGTN / Andrew Korybko

Bilim insanlarının, koronavirüs hakkında “bağımsız bir soruşturma” çağrısında bulunduğu açık mektubu, Wall Street Journal’ın bu kişilerin gösterdikleri çabalarla ilgili bu ay başında yayımladığı haberinin ardından küresel ilgi gördü. Mektubun imzacıları, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) virüsün kökenleri üzerine yaptığı son araştırmanın, Çin hükümeti tarafından manipüle edildiğini ve bunun da bulguları sonuçsuz bıraktığını iddia ediyorlar. Bunun yerine, uluslararası topluma, talep ettikleri belirli standartlara göre, sözde “bağımsız bir soruşturma” başlatmak için lobi yapıyorlar. Buradaki ima, Çin’in Covid-19’un gerçek kökenlerini örtmesidir.

Ortalama bir haber okuyucusu, mektubu medyada çıkan haberlerinden duymuş olabilir, ancak muhtemelen belgenin aslını gerçekten okumakla uğraşmadı. Okusalardı, aslında çok aldatıcı olduğunu keşfederlerdi. Gerçekten bağımsız bir çalışma zaten yapıldı, bu yüzden gerçekten önerilen şey, koronavirüsün yalnızca insan yapımı olmayabileceği, hatta bir Çin laboratuvarından kaçmış olabileceği şeklindeki komplo teorisini ileri sürmek için siyasallaştırılmış bir soruşturmadır. Bilim insanları mektupta da olduğu kadar açıkça spekülasyon yapıyorlar, bu da çok güçlü bir şekilde sözde “bağımsız soruşturma”nın bulgularının önceden belirlenmiş olduğunu gösteriyor.

Bu ikiyüzlü, çünkü eleştirilerinden biri DSÖ’nün araştırmasının başından itibaren kusurlu olmasıydı, çünkü “bir uluslararası ekip üyesi araştırmaya katılmadan önce zoonoz hipotezine karşı güçlü bir kanaat ifade etmişti. SARS-CoV hakkında neredeyse hiç veri yokken, iki virüs mevcuttu ve laboratuvarla ilgili kökenleri dikkate almıyordu.” Koronavirüsün bir biyolojik silah olduğunu hayal etmek komplo olduğundan, özellikle de böyle spekülasyonları çürüten kanıtlara rağmen salgından bir yıl sonra bu teoriye tutunuluyorsa, bu geçerli bir eleştiri değil.

BİLİM İNSANLARINA MİLLİYETLERİNE GÖRE AYRIMCILIK YAPILMAMALI

Bununla birlikte, açık mektup, Çin’in virüsün kökenini örttüğünü ima etmeyi sürdürüyor. Bu, imzacıların “bağımsız soruşturmanın”, “orijinal olaylar sırasında davranışları yorumlamaya ve ayrıca soruşturmanın kendisindeki dinamiğin kodunu çözmeye yardımcı olabilecek Çin kültürü ve dili konusunda uzmanları içermesi” talebinde de görülüyor. “Ek bilgi toplamaya yardımcı olmak için açık kaynak istihbaratına” güvenme referansları, CNN ve diğer Batılı kuruluşların, koronavirüsü örtbas etmeye yönelik komplo teorisini meşrulaştırmayı amaçlayan önceden belirlenmiş sonuçlarının bir parçası olan sahte haberleriyle sonuçlanabilir.

Ayrıca, “bu süreçte bir araya getirilen ortak ekibin yarısının bilimsel bağımsızlığı sınırlı Çin vatandaşlarından oluştuğu” iddiaları da kınanmayı hak ediyor. Bilim insanlarına milliyetlerine göre, ayrımcılık yapılmamalıdır, ancak imzacıların yaptığı tam da bu. Ulusal bilimsel ayrımcılığa ilişkin yanlış tezleri gerçek olarak kabul edilirse, yaptıkları eleştirileri ironik bir şekilde kendilerine karşı daha uygulanabilir, çünkü bu Batılı bilim insanlarının koronavirüs komplo teorilerini destekleyen bazı hükümetlerle “sınırlı” bilimsel bağımsızlığa sahip olabileceği de kolayca tartışılabilir.

Belirtilmesi gereken bir diğer nokta da, açık mektubun Çin’in tüm egemenlik haklarını önerilen “bağımsız soruşturma” ekibine teslim etmesi yönündeki zımni taleplerinin gerçekçi olmadığıdır. Bilim insanları, ev sahibi devletin tüm katılımını pratikte araştırmadan çıkarmak ve böylece onu siyasallaştırılmış katılımcıların insafına bırakmak istiyorlar. İkinci endişe, mektubun daha geniş bağlamında koronavirüs komplo teorilerine güvenmeyen “uzmanların” “bağımsız soruşturmanın dışında tutulması gerektiğini” kuvvetle öne süren “çıkar çatışmalarını taramaya” yönelik önerilerinden de anlaşılıyor.

İmzacılar, gerçekten küresel bir epidemiyolojik tehdidi temsil etse de, DSÖ’nün himayesinde Covid-19’un sınırları içindeki kontrol edilemez yayılımına ilişkin gerçekten bağımsız bir çalışma yürütmeye gelince, bu aynı taleplerden hiçbirini Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) yöneltmeyeceklerdir. Tüm bu gözlemleri düşündükten sonra, okuyucular, “bağımsız” bir soruşturma için yapılan çağrıların aldatıcı bir şekilde Çin’in itibarını zedelemeye yönelik önceden belirlenmiş komplocu sonuçları haklı çıkarmayı amaçladığını açıkça görmelidir. Bu, aslında bir bilgi savaşı silahı olduğunda açık mektubu bilimin tam tersi yapar.