China Daily / Wu Di & Yan Fawei

Covid-19 salgını havacılık sektörüne en ağır darbelerden birini vurdu. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne (IAEA) göre, 2020 yılında yolcu talebi 2019 yılıyla karşılaştırıldığında yüzde 65,9 oranında gerilerken, bu 2020 yılını havacılık tarihindeki en kötü yıl yaptı.

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Hartsfield-Jackson Atlanta Uluslararası Havaalanı, 2109 yılında 110,53 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havaalanı olurken, geçen yıl bu sayı yüzde 61,2 oranında düşerek 42,92 milyona geriledi.

Çin’de ise, geçen yılın ilk yarısında hava yolu yolcu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 58 düştü, böylece havacılık sektörünün kaybı 74,07 milyar doları buldu. Bununla birlikte, Çin’in salgına karşı aldığı sert önlemler sayesinde, geçen yılın ikinci yarısında düşüş yüzde 36,6 ile sınırlı kaldı.

Salgın, dünya çapında henüz etkin biçimde kontrol altına alınamadığı için, havacılık sektörünün bazı ihtiyati tedbirler alması gerekli. Kısa vadede, hava yolları ve havalimanları dâhil havacılık sektörü, Covid-19 salgınının yayılmasını önlemek için salgınla mücadelede sıkı önlemler almalı ve yolcuların sağlığının en yüksek öncelikli olması için özellikle hava yolu piyasasında güvenin inşa edilmesi gerekiyor.  Çin’deki uluslararası havaalanları bu bakımdan iyi bir örnek oluşturdu. Guangzhou Baiyun Uluslararası Havaalanı, aldığı sıkı güvenlik önlemleri sayesinde geçen yıl 43,77 milyon yolcuyla, Hartsfield-Jackson Atlanta Uluslararası Havaalanı’nı geçerek en meşgul havaalanı unvanına sahip oldu.

Covid-19 salgınının ortaya çıkmasından sonra Beijing, Shanghai ve Guangzhou gibi büyük uluslararası havacılık merkezleri, ateş ölçme, sağlık kodu kontrolleri ile hastalık bulaşmış yolcuların tedavisi ve karantina altına alınması gibi önlemlerin de arasında bulunduğu sıkı salgın önleme tedbirlerine başvurdu. Ayrıca, biletini kendi kontrol, e-yolcu biniş kartı, dezenfeksiyon robotları ve temassız asansör düğmeleri gibi havaalanlarında sunulan temassız hizmetler de havaalanlarında virüsün yayılma riskini azalttı.

COVID-19 SALGINI HAVACILIK SEKTÖRÜNE EN AĞIR DARBELERDEN BİRİNİ VURDU

Ayrıca, havacılık sektörü nispeten enfeksiyondan muaf ve güvenli bir ortam sağlarken, maliyetleri düşürmek ve geliri artırmak için önlemler almalıdır. İşletme maliyetlerini azaltmak için havaalanları, kapasitelerini yeniden değerlendirmeli ve gereğinden fazla pist, yükleme sahası, terminal binaları ve otoparklar gibi bazı tesislerini kapatmalıdır. Ayrıca, gereksiz sermaye yatırımlarını da kesmelidir.

Ve gelirlerini yükseltmek için havacılık sektörü, paket servisi sunan hava yolu gıda şirketleri gibi havacılık dışı işletmeleri desteklemeyi düşünmelidir. 

Aylardır çok sayıda odası boş kalan havaalanı yakınlarındaki oteller, yeni bir piyasa geliştirmek için odaları saatlik olarak hizmete açmalı, ayrıca havaalanları, işletme maliyetlerinin bir kısmını karşılamak için terminal binalarının bir bölümünü süpermarket ya da turistik mekânlara dönüştürmelidir, bu da yerel ekonomiye katkıda bulunacaktır. Bütün bunlar, havaalanları, mağazalar, yerel hükümetler ve havacılık makamları arasında iş birliği yapılmasını gerektiriyor.

Uzun vadede, sosyal mesafe muhtemelen daimi bir kural haline geleceğinden, havaalanları yönetimlerinin, sosyal mesafe kurallarını göz önüne almaya ve güvenlik kontrolleri dâhil işlemleri yeniden düzenlemeye ihtiyacı vardır. Mevcut varlıkların değerlerini artmasa bile, korumak önemlidir. Bu yüzden havacılık tesisleri, 5G teknolojisinin ve yapay zekânın kullanımını yaygınlaştırmalı, sadece virüsün yayılmasını asgariye indirmek için değil, aynı zamanda etkinliği artırmak için self-servis mağazalar açmalıdır.

Farklı ülkeler ve bölgeler arasında iş birliği, üstteki değişiklikleri etkilemek için şarttır. Çin, içeride virüsü büyük oranda kontrol altına alarak ve normal üretim ile havaalanı hizmetleri dâhil diğer ekonomik faaliyetleri yeniden başlatarak zaten bir örnek oluşturdu. Çin havacılık sektörü, 2020 yılında sadece güçlü bir toparlanma ortaya koymadı, aynı zamanda bir havaalanında en yüksek yolcu sayısına ulaşarak bu alanda ABD’yi geride bıraktı. Bu bağlamda, Çin’in havacılık sektörü, diğer ülkelerin havacılık sektörüne bir referans oluşturabilir.

Ülkeler ve bölgeler arasında iş birliği, örneğin, güvenli bölgelerden yolculara nispeten serbest geçişe izin veren, ancak riskli bölgelerden yolcuların hareketliliğini kısıtlayan ortak bir Covid-19 değerlendirme kuralı oluşturmak ve risk hesaplama sistemi oluşturmak çok önemlidir. Bu kurallar, farklı ülkeler ve bölgeler için ortak sağlık kodları kullanarak uygulanabilir. 

Covid-19 salgınından ciddi bir darbe almasına rağmen, havacılık sektörü yenilikçi araçlar kullanarak krizi fırsata çevirebilir. Ancak bunu yapmak için diğer sektörlerin ve hükümetin desteğine ihtiyacı vardır. Bütün sektörlerin ortak çabalarıyla ve yenilikçi araçlar kullanarak, havacılık sektörü, salgın sonrası dönemde yeniden havalanabilir.