CGTN

“Son zamanlarda sert büyük güç rekabetindeki artış” dikkate alındığında, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin ve Rusya’nın uzaylıların işgali olduğu zaman birbirlerine yardım edip etmeyecekleri belirsiz. Onların iklim konusunda birlikte durmalarını bekleyebilir miyiz?

Bu, Thomas L. Friedman’ın, New York Times gazetesinde 1 Kasım’da yer alan, “Rusya ya da Çin, uzaylı yaratıklar tarafından işgal edildiğimiz zaman bize yardım edecek mi?” başlıklı makalesindeki temel sorudur. Çin ve Rusya devlet başkanlarının COP26’da fiziksel olarak bulunmamalarının ve Çin’in iklim iş birliğini, insan hakları, Hong Kong, Taiwan ve ticaret gibi meselelere bağladığını iddia ederek Friedman, küresel iş birliği konusunda iyimserlik aşılamıyor.

Bir uzaylı istilasının ve iklim krizinin teatral ve kıyaslanamaz doğasını bir kenara bırakırsak, durum gerçekten Friedman’ın tanımladığı gibi midir?

Çin, yenilenebilir enerjide dünyanın önde gelen üreticisi. 2016 yılına kadar dünyanın en büyük beş yenilenebilir enerji anlaşmasının dördü Çinli şirketler tarafından yapıldı. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın yıllık raporuna göre, 2020 yılında yenilenebilir enerji işi küresel olarak 12 milyona ulaştı. Her on yenilenebilir enerji işinden dördü Çin’de. Çin’in enerji karışımında kömürün oranı tarihin en düşük seviyesinde, 2005 yılında yüzde 72 olan bu oran 2020 yılında yüzde 57’ye geriledi. Ve ilk defa Çin’in yenilenebilir enerji kapasitesinin, 2021 yılında kömür temelli elektrik üretimini geçmesi bekleniyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELEDE HASSAS BİR DENGE VAR

Çin yurt içi ekonomik gerilemeyle ve Covid-19 salgınından kaynaklı sorunlarla karşı karşıya olsa bile, iklim değişikliğine karşı uluslararası mücadelede yeni taahhütlerde bulunmakta tereddüt etmedi. ABD, iklim konusunda liderlik etmekten geri çekildiği zaman Çin, Avrupa Birliği (AB) ve küresel toplumun geri kalanı Paris Anlaşması’nı sürdürmek için birlikte hareket etti. 

ABD Başkanı Joe Biden, selefinin eylemleri için iklim konusunda yapılan hatayı kabul etmiş olabilir, ancak Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in COP26 için yaptığı yazılı açıklamasında söylediği gibi, vizyonlar sadece onları ileriye taşıdığımız zaman gerçek olacak. Biden’ın vizyonları ileriye taşınmadı. Biden COP26’ya amiral gemisi iklim yasasının Kongre’den geçmesiyle birlikte gelmek istedi, ancak hiçbir şey yapamadı. Biden, iklim meselelerinde gelişmekte olan dünyaya yardım etmek için gelişmiş dünyaya liderlik etmek istedi, fakat 2020 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı için yılda 100 milyar dolarlık taahhüdü henüz yerine getirilmedi. Biden COP26’daki konuşmasında, gelişmiş dünyaya gelişmekte olan ülkelere yardım etmeleri için adım atması çağrısında bulunmaktan başka herhangi bir sayısal taahhütte bulunmadı. 

Afrika düşünce kuruluşu Power Shift Africa’nın direktörü Mohamed Adow, Bloomberg’e verdiği demeçte, “ABD’nin ne yazık ki, halen borçlu olduğu şey konusunda yetersiz olduğunu ve bunun acilen yükseltilmesi gerektiğini” söyledi. Biden’ın iklim meseleleri konusunda hareket etme acizliği ve epeyce söylemin yanı sıra çok az adım atması, yakın zamanda yapılan bir kamuoyu yoklamasında Amerikalıların yüzde 50’sinin iklimle ilgili mevcut ABD politikalarının yeterince işe yaramadığına inandığını göstermesi dikkate alındığında daha da fazla çarpıcıdır.

ABD SORUMLULUK ALMALI

İklim değişikliğiyle mücadele, küresel mücadeleye katkıda bulunmak ve yerel gelişme ihtiyacı arasındaki hassas bir dengedir. Dünyada kişi başına en yüksek emisyon oranından biriyle tarihteki en büyük karbondioksit yayıcısı olan ABD, sorumluluğu almalı ve şu anda yaptığının ötesinde somut katkıda bulunmalıdır. Sanayi Devrimi sırasında kontrolsüz emisyonlardan faydalanan gelişmiş dünya, yüksek orandaki karbondioksit emisyonunun ardından ekonomik beceri geliştirdi. Gelişmiş dünyanın karbondioksit emisyonlarının temizlenmesinde en büyük payı üstlenmesi doğaldır. ABD ile gelişmiş dünya, kendi vatandaşları ve işletmelerine dünyayı kirletmede sınırsız hareket özgürlüğü vermeye devam ederken, Çin ve Rusya’dan yükü üstlenmesini bekleyemez.

GELİŞMİŞ DÜNYA DAHA FAZLA ADIM ATMALI

Çin ile Rusya’yı odak noktasına koyarak, iklim değişikliğine karşı küresel mücadelede gerçek soruna gölge düşürülemez. İlgi odağı olmasına ihtiyaç duyulan gelişmiş dünyanın ihmalkârlığıdır. Gelişmiş dünyanın taahhütlerinden ve kendilerine daha fazla alan açmak için eylemlerinden yararlanmaya çalışmak sorumlu olmak görüntüsü vermiyor. Her ülkenin adım atması gerekiyor. Gelişmiş dünyanın daha da fazla adım atmasına ihtiyaç var.

Bu uzaylılar ya da büyük güç politikalarıyla ilgili değildir, ancak basit gerçek şu ki bazıları görevlerini savsaklarken, diğerleri işlerini yapmaya çalışıyor. Dünyamızı uzaylılardan ve benzer şekilde tehlikeli iklim değişikliğinden korumak hepimizin sorumluluğudur.