Pandemi ve iletişim teknolojisinin gelişmesiyle yaygınlaşan “Uzaktan çalışma” biçimi tartışmaları sürüyor. Çalışma şartlarını düzenleyen yönetmelikse yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Uzmanlar yönetmeliğin sorunlara çözüm üretmekten uzak olduğuna dikkat çekiyor.

Pandemi bütün çalışma hayatında değişikliklere neden oldu. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) raporuna göre tarihin en kapsamlı uzaktan çalışmasına şahit olduk. Teknolojik gelişmeler çalışanların kilometrelerce uzaktan bile işe katılım sağlayabilmesine olanak tanıdı. İnternet altyapısının daha güçlü hale gelmiş olması çalışanlara ve şirketlere büyük olanaklar sundu. Özellikle işlerini dijital alanlarda yapabilen “beyaz yakalı işçiler” de evden çalışmada büyük artış yaşandı. Şirketlerin çoğu başlangıçta evden çalışma şeklini sadece salgın koşulları içinde değerlendiriyordu bugünse birçoğu pandemi sonrasında bile bu çalışma şeklini kalıcılaştırmayı düşünüyor. Hatta daha şimdiden bunun kararını alan firmalar oldu.

İŞVERENLER MEMNUN

Dünya çapındaki Peugeot, Opel, Citroen markaları, “Uzaktan çalışmayı sürdüreceğiz.” dedi. Türkiye’de ise uzaktan çalışmayı kalıcı hale getirenler arasında Koç Holding, Akbank gibi önemli kurumlar var. Microsoft’un 20 ülkede yaptığı araştırmaya göre de uzaktan çalışma sisteminin Türkiye’de kalıcı olacağı öngörülüyor. Uzaktan çalışmaya geçen şirketlerin yüzde 77’si, bu yeni çalışma modelinde daha üretken olduklarını belirtiyor.

Bu çalışma sistemi ile giderlerin azalması nedeniyle işverenler memnun. Peki, bu yeni durum işçiler için nasıl bir gelecek oluşturacak? Yararları ve zararları neler? Türkiye’de yeni yayımlanan Uzaktan Çalışma Yönetmeliği ihtiyacı karşılıyor mu? Gazeteci İlkay Akkaya, CRI Türk’te yayımlanan Yakın Gelecek programında bu sorulara yanıt aradı.

YÖNETMELİK İŞÇİYİ KORUMUYOR

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Görevlisi ve Çalışma Hayatı Uzmanı Yıldırım Koç, Yakın Gelecek’te yaptığı değerlendirmede 10 Mart’ta yayımlanan Uzaktan Çalışma Yönetmeliğine işaret ederek yönetmeliğin işçiyi koruyucu bir mevzuat yerine tarafların anlaşmasını temel alan bir anlayışla hazırlandığını belirtti. Bununda işçileri zayıf konumda tutuğunu ve işçi istismarını, sömürüsünü arttıracağının altını çizen Koç şunları söyledi:

UZAKTAN ÇALIŞMA YENİ DEĞİL

“Uzaktan çalışma yeni bir olgu değil ancak teknolojideki gelişmelere ve bu salgın sürecine bağlı olarak daha yaygınlaşan bir uygulama. Uzaktan çalışma geçmişten beri eve iş verme sistemi dediğimiz belirli ürünlerin evlerde üretilip daha sonra bazı imalathanelerde birleştirilip pazarlanması biçiminde vardı. Özellikle ticaret kapitalizmi-merkantilizm döneminde vardı. Bunun pandemi sürecinde yaygınlaşmasının olumlu ve olumsuz yanları var. Olumlu yanı, bulaş riskini azaltıyor. Özellikle beyaz yakalı işçilerde işe gidip gelme zamanından kurtardıkları için evde bulundukları süre içinde pandemi nedeniyle okula gönderilmeyen çocukların bakımını üstlenebiliyorlar. Ancak olumsuz etkiler de var. Özellikle iş yerinde meydana gelecek bir kaza iş kazası sayılır ve bu iş kazasından işveren sorumludur. Uzaktan çalışmada ev iş yeri kabul edilmediği için çalışma süresi içerisinde evde meydana gelecek kazaların, bir elektrik çarpmasının, kişinin düşüp ayağını burkmasının iş kazası sayılıp sayılmayacağı henüz açık değil. Şu andaki mevzuatta böyle bir düzenleme yok. Ayrıca işveren açısından ciddi bir işgücü maliyet azaltımı söz konusu ama buna karşılık işçinin de yemek, çay, elektrik, ısıtma gibi sırtındaki yükün artması söz konusu.

Bu nereye kadar gider? Salgın sürecinde beyaz yakalı işçiler arasında bu yaygınlaşmaya devam edecek.  Özellikle banka, sigortacılık, hizmet sektörünün bazı alanlarında bu uygulama yaygınlaşacak. Ancak uzun vadede bu sürecin mavi yakalı işçilere ağırlıklı olarak doğrudan üretim yapan imalat sanayi iş yerlerinde yaygınlaşma ihtimali çok düşük.”