China Daily / Bogdan J. Góralczyk

Batı için Çin tartışmaya açık bir konudur, son on yıllardaki olağanüstü ekonomik büyümesi önemlidir. Batı’da, Çin’in yeni ekonomik, siyasi ve son zamanlarda teknolojik güç olarak ortaya çıkması konusunda soru işaretleri var. Çin’in benzeri görülmemiş başarı hikâyesinin arkasındaki sır nedir?

Çin’in yükselişinin bazı karakteristik özellikleri reform ve dış dünyaya açılım, sorunlara faydacı ve gerçekçi bir yaklaşım, değişen dünyaya sürekli uyum, esneklik, bağlanabilirlik, temkinli deneme ve aşamalı değişimdir. “Gaige” ve “kaifang” (reform ve açılım) ifadeleri gerçekten de dinamiktir.

1978 yılında başlatılan reform ve dışa açılma süreci, Çin’in özellikle küreselleşme sürecine katıldığı ve sonunda Aralık 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) dâhil olduğu 1990’lı yılların başında belirli değişiklikler geçirdi. Bugün Çin ekonomisi küresel piyasanın tam teşekküllü ve hayati bir ivmesidir. Bununla birlikte Çin’in kalkınma modeli başından itibaren çok spesifik ve benzersiz olmuştur. 1992 yılından sonra, vizyon sahibi eski Çin Cumhurbaşkanı Deng Xiaoping sayesinde Çin Doğu Asya kalkınma modelini benimsedi. Model Singapur’unkine benzer olabilir, ancak bu model yerel koşullara, ihtiyaçlara ve gereksinimlere (büyük bir nüfus, demografik bölünme, yerli sermaye eksikliği, büyük az gelişmişlik ve bölgesel sınıflara ayırma gibi) uyarlanmıştır. 

1990’lı yıllarda eski Cumhurbaşkanı Jiang Zemin ve eski Başbakan Zhu Rongji ile diğer “üçüncü nesil” liderler tarafından başlatılan geniş kapsamlı model, bütün uygun verilere bakılırsa son derece başarılı ve etkili olduğunu kanıtladı. Alınan doğru kararlar ve kullanılan doğru çözümler nedeniyle Çin ekonomisi ekonomik bir ezici güce benziyordu. Yine de hızlı ekonomik büyümenin gelir eşitsizliği, çevresel bozulma ve artan iklim sorunlarının yanı sıra nüfustaki hızlı yaşlanma gibi bazı yan etkileri oldu. Ancak Çin Komünist Partisi (ÇKP) liderliği, bu sorunları fark etti ve onları aşmak için önlemler aldı.

Bu nedenle Xi Jinping, 2012 yılının sonunda ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri seçildiğinde, sosyoekonomik sorunlar için yeni çözümler ve yeni bir kalkınma modeli talebi zaten gündemin birinci sırasındaydı. İhracat ve (altyapıya) büyük yatırımlar gibi eski büyüme ana motorları yerine, aralarında Chi Fulin, Cai Fang, Justin Yifu Lin ve Hu Angang’ın da bulunduğu en etkili Çinli ekonomistler yeni öncelikleri listeledi. Arz yönlü yapısal reformla desteklenen, ileri teknoloji amaçlarına doğru harekete geçme stresiyle birleşen, daha düşük, sürdürülebilir büyüme oranı ile daha ihtiyatlı “sürdürülebilir kalkınma” önerildi. Sadece tüketim değil, aynı zamanda üretim de gelecekteki kalkınmada önemli bir unsur haline geldi. Uyumlu, güçlü ve makul bir refah toplumu inşa etmek gündemin ilk sırasında yer alıyordu.

ÇİN SADECE DEĞİŞMİYOR, AYNI ZAMANDA MERAK UYANDIRIYOR

Bu öneriler, hemen Xi Jinping’in kendisi tarafından “İki Yüzyıl Hedefleri” olarak adlandırılan yeni liderliğin resmi stratejisiyle birleştirildi, yani 2021 yılına kadar (ÇKP’nin kuruluşunun yüzüncü yılı) Çin, her bakımdan orta derecede bir refah toplumu olacak (xiaokang shehui) ve 2049 yılına kadar (Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yüzüncü yılı) Çin büyük, modern, uyumlu ve ahım şahım bir sosyalist ülke haline gelecek ve büyük ulusal modernleşmeyi başaracak (weida fuxing).

ÇKP’nin 2017 yılındaki 19. Ulusal Kongresi’nde, Çin’in 2035 yılına kadar temelde sosyalist modernleşmeyi gerçekleştirmiş “yenilikçi bir toplum” olacağı açıklandı. Bütün bu faaliyetler ve çabalar, Ekim 2020’de ÇKP 19. Merkez Komitesi Beşinci Genel Kurulu’nda açıklanan ve “çifte dolaşım” kalkınma modeli olarak adlandırılan yeni bir kalkınma modeli yarattı. Bu yeni kalkınma modeli, iç ekonomiye (veya “iç dolaşım”) odaklanıyor ve iç ekonomiyi küresel ekonomiyle (veya dış dolaşım) bütünleştirmeyi amaçlıyor. Küresel güçleri, değer zincirleri ile Kuşak Yol İnisiyatifi kapsamındaki iddialı projeleri de kapsayan uluslararası ticaret ve yatırım da önemlidir.

Bu planın arkasındaki amaç açıktır; iç talebin büyümesi, yerli yenilik kapasitesinin hızlı büyümesi, dış piyasalara bağımlılığın azaltılması, dış dünyaya daha fazla açılımla birleştirilmesi. Orta gelir tuzağından kaçışla ve giderek karmaşıklaşan uluslararası ortam dâhil olmak üzere farklı risklerin üzerinde yeni koşullara uyum yeniden gündemde. 

Yeni modelin, çift haneli değil, sürdürülebilir büyüme gibi birkaç önemli özelliği var; ekonominin ana motoru olarak ihracatın yerini iç tüketim ve hızla büyüyen orta gelir grubu; daha fazla yatırım, ancak altyapı yerine daha fazla ileri teknoloji ve hizmetlere (yapay zekâ ve yerli teknoloji şirketleri dâhil) odaklanma; yaşlanan nüfus dâhil, sosyal güvenlik sistemine daha fazla dikkat edilmesi; yeşil ekonomi (karbonsuz) büyümesi, daha iyi çevre koruması ve iklim değişikliğine karşı mücadele. 

İklim değişikliğiyle mücadele ve çevreyi daha iyi korumak için Çin, fosil yakıtla çalışan enerjiyi temiz ve nükleer, güneş, rüzgâr ve hidroelektrik dâhil yenilenebilir enerjiyle değiştirerek enerji sektörünü dönüştürmeli. Çin yine değişiyor. “Çifte dolaşım” kalkınma modelinin etkisi, uzun vadeli kalkınma modelinden ziyade halk sağlığı acil durumuna bir karşılık gibi görünmesine rağmen, Covid-19 salgını sırasında belirgindi. Çin gibi büyük bir ülke için köklü bir değişim. Ancak merkezi liderlik bu konuyu kararlı bir şekilde sürdürmek için azimli görünüyor. Bu çabaların nihai etkilerini yalnızca zamanın akışıyla birlikte öğreneceğiz. Ancak bizim gibi dış gözlemciler için Çin sadece değişmiyor, aynı zamanda merak uyandırıyor.