Kuruluş yılı olan 1921’de yalnızca 50 üyesi olan, ilk kongresini 15 kişiyle gerçekleştiren Çin Komünist Partisi (ÇKP), 1949’da devrimi zafere ulaştırdığında bu sayı 4,5 milyona yükselmişti.

ÇKP’nin üye sayısı bugün, kuruluşunun 100. yılında 90 milyonu, yani Türkiye nüfusunu geçmiş durumda. Ülke nüfusuna oranlandığında ise her 100 Çinliden 6’sının ÇKP üyesi olduğu görülüyor. 180 milyon üyesi bulunan Hindistan Halk Partisi’nden (HHP) sonra dünyanın en büyük ikinci siyasi partisi olan ÇKP’ye üyeliğin HHP’ye kıyasla çok daha zor ve uzun süreçler gerektirdiğini de belirteyim.

ÇKP Genel Sekreteri ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 5 Eylül 2014’te Ulusal Halk Meclisi’nin kuruluşunun 60. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada şöyle demişti:

“ÇKP’nin önderliği, Çin’e Özgü Sosyalizm’in en belirleyici özelliği ve temelidir. ÇKP olmasaydı ne Yeni Çin ne de Yeni Çin’in gönenci, zenginliği ve gücü olacaktı. ÇKP’nin güçlü liderlik merkezi konumunda ısrar edilmesi, Çin milletinin geleceğinin güvencesidir. ÇKP’nin önderliği, halkın kendisinin efendisi olmasının garantisidir.”

Xi, 11 Aralık 2015’te Ulusal Parti Okulları Çalışma Toplantısı’nda da şunları dile getirmişti:

“ÇKP’nin iktidarda bulunması, gerek Çin gerekse Çin halkı ve milleti için büyük bir nimettir. Çin’in yakınçağ, modern çağ ve devrim tarihlerini incelediğimizde, ÇKP’nin önderliği olmasaydı, ülkemizin ve milletimizin bu denli ivme kazanması ve uluslararası arenada bugünkü konumuna gelmesinin mümkün olmayacağını kolaylıkla anlayabiliriz. ÇKP’nin önderliğinde ısrar etme, ciddi ve temel konudur.”

“MUCİZE”NİN ARDINDAKİ GÜÇ

Bugün dünyanın dört yanında bir “Çin mucizesi”nden söz ediliyorsa, bu “mucize”nin arkasındaki temel gücün ÇKP olduğu da dost-düşman herkesin kabul ettiği bir gerçek.  

Bu gerçek, 22 Mayıs Cumartesi gerçekleşen bir etkinlikle ayrıntılarıyla irdelendi. Ulusal Strateji Merkezi-USMER’in düzenlediği “Çin Mucizesi’nin Arkasındaki Kuvvet-Çin Komünist Partisi 100 Yaşında” başlıklı uluslararası çevrim içi konferansta ÇKP, tarihi ve yönelimi, başta Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Liu Shaobin olmak üzere çeşitli alanlardan uzmanların katılımıyla dört saat boyunca ele alındı, 100 yıllık süreç ve bugün gelinen nokta belli başlı hatlarıyla masaya yatırıldı.

“ÇKP’nin 100 Yıllık Deneyiminin Uluslararası Önemi”, “ÇKP’nin İki Yüz Yıl Hedefleri”, “Çin’in Ekonomik Modelinin Evrenselliği”, “ÇKP’nin Toplumsal ve Kültürel Alanlardaki Etkileri” olmak üzere dört ayrı oturumla tamamlanan konferansın Perinçek ve Liu dışındaki diğer katılımcıları şöyleydi: Utku Reyhan, Av. Faik Işık, Prof. Dr. Semih Koray, Adnan Akfırat, Prof. Dr. Tülin Oygür, Prof. Dr. Sencer İmer, Doç. Dr. Efe Can Gürcan, Kuntay Gücüm, Tunca Arslan, Han Zhimin, Prof. Dr. Caner Karavit, Hüseyin Haydar.

KUŞAK-YOL’UN BİRLEŞTİRİCİLİĞİ

Sözlerine, ÇKP’nin sosyalizmi inşa pratiğinin insanlık için büyük umut oluşturduğunu ve iyimserlik ateşi verdiğini belirterek başlayan Perinçek, ÇKP ile Vatan Partisi’nin 1970’lerden bu yana devam eden ilişkilerini özetledi ve Çin ile Türkiye’nin benzerliklerinin üstünde durdu. Perinçek, imparatorluk geleneği, bağımsız ve başı dik yaşama tarihi olan iki Asyalı ülkeyi Kuşak-Yol projesinin birleştirdiğini ifade ederek yeni bir dünyanın eşiğinde ÇKP ile Vatan Partisi’nin arasındaki beraberliğin tarihi görevler gerçekleştireceğinin altını çizdi.

Büyükelçi Liu Shaobin, yaklaşık 40 dakika süren konuşmasına, 100 yıllık tarihi bulunan ÇKP’nin başarısının ardında kendi kendisini yönetmesinin ve yalnızca Çin gerçeklerinden güç almasının yattığını söyleyerek başladı. Çin ve Türkiye’nin köklü medeniyet geçmişlerine, bağımsızlık mücadelelerine ve ortak çıkarlarına dikkat çeken Liu, Batı merkezli zorluk ve engeller karşısında iki ülkenin birbirlerinin hassasiyetlerine ve çıkarlarına karşılıklı destek sağlaması gerektiğini kaydetti. Liu Shaobin, Çin’in, insanlığın ortak kader birliği anlayışıyla Türkiye ile iş birliğini artırarak dünya ekonomisine katkı sağlamaya hazır olduklarını da önemle vurguladı.

Bu verimli ve öğretici etkinlik dolayısıyla USMER’i kutlarım. Eminim ki, ÇKP’nin kuruluşunun 200. yılı dolayısıyla da benzer bir kardeşlik köprüsü kurulacaktır.

Tunca Arslan