Global Times / Wang Wenwen

Japonya, 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana elde etmeye çalıştığı ekonomik ve kültürel güç merkezi itibarını tüketiyor. Japonya’nın siyasi bir büyük güç ve normal bir ülke olma çabaları, enkaz halindeki Fukushima Nükleer Santrali’nden Pasifik Okyanusu’na atık su boşaltma kararı sayesinde başta komşuları olmak üzere uluslararası toplum tarafından şiddetle sorgulanacak.

Chengdu Dünya İşleri Enstitüsü’nde araştırma görevlisi ve Tokyo Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde doktora yapan Zhang Peizhi, geçen hafta perşembe günü Global Times’a verdiği demeçte, “Japonya büyük bir güç statüsü arıyor, ancak uluslararası toplumdan ne tür bir ulusal itibar istediği ve bunu nasıl inşa etmesi gerektiği konusunda geniş bir fikir birliğinden yoksun.” Dedi. Zhang Peizhi ayrıca Japonya’nın uzun süredir savaş suçu ve bu kez de nükleer atık su boşaltımı gibi konulardaki siyasi sorumluluğunu başka yöne çevirmenin bir yolu olarak kültürünü yurt dışına ihraç ederek kültürel diplomasisini geliştirmeye çalıştığını sözlerine ekledi.

Japonya açıkçası artık itibarını önemsemiyor. Japonya, okyanusa 1 milyon tondan fazla arıtılmış ve halen radyoaktif olan atık suyu boşaltmaya karar vererek tehlikeli bir emsal oluşturdu; bir ülke, tüm dünyaya faturayı ödettirecek kadar bencil olabilirken, kendisi sınırlandırılamayacak ve hatta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) önderliğindeki yönetim sistemi tarafından cezalandırılmayacak. Bunun ön koşulu ise, ülkenin ABD ile gizli iş birliği içinde olmasıdır. Bu, tüm uluslararası toplumun umudunu kırmak için yeterlidir. Bir kişinin uluslararası itibarının nasıl paramparça edileceğine gelince, Japonya bunun için yeterli bir örnektir.

Japonya, bu hamlesinin dünyaya ne gibi sorunlar getireceğini hesaplamış olmalı. Atık su, trityumun yanı sıra bilinmeyen miktarlarda radyoaktif kirletici içerdiğinden, okyanusa döküldüğünde dünyanın deniz ekolojisi üzerinde hayal edilemez bir etki yaratacak ve bu da ekolojik, ekonomik ve insani felaketler ile nispeten bu felaketler karşısında zayıf savunma kabiliyetine sahip gelişmekte olan ekonomiler ve balıkçılığa büyük ölçüde bağımlılar ilk acı çekenler olacaklar. Japonya’nın hesaplaması ve kurnazlığı, sorumsuz eylemlerinin bedelini ödemek için tüm dünyayı rehin almasıdır.

JAPONYA BU HAMLESİNİN DÜNYAYA NE GİBİ SORUNLAR GETİRECEĞİNİ HESAPLAMIŞ OLMALI

Savaş sonrası dönemdeki Japon halkı uygar davranışlarıyla tanınır. Biri yanlış bir şey yaptığında, neden oldukları dertten dolayı bir özrün eşliğinde 90 derece eğilerek selam verirler. Bununla birlikte, Japonya’da sıklıkla sergilenen suni uygar davranış, ulusun gerçek saldırgan doğasını örtbas ediyor.

Şimdiye kadar bile Japonya’nın 2. Dünya Savaşı’na yönelik doğru bir tutumu yok. Japonya hatta 1937’de birliklerinin sıradan Çin halkına karşı işlediği korkunç Nanjing Katliamını, “Nanjing Olayı” olarak adlandırarak ve kurbanların gerçek sayısını kabul etmeyi reddederek küçümsüyor.

Japonya’nın tarihsel revizyonizmi, sapması ve inkârının sürmesinde olduğu gibi, bazı internet kullanıcıları Japonya’nın atık su boşaltımının önümüzdeki on yıllarda küresel denizcilik ekolojisine getireceği feci sonucu inkâr edeceğine inanıyor. Kullanıcılar, Japonya’nın atık suyu atanları anmak için bir heykel veya tapınak bile inşa edebileceği şeklinde dalga geçiyorlar, çünkü Japonya, Fukushima nükleer felaketiyle başa çıkmanın bedelini tüm dünyanın yüküne dönüştürmesine ve ekonomisine hizmet etmek için nükleer enerji stratejisinin devam etmesini desteklemeye bu insanların yardımcı olduğuna inanıyor.

Japonya, dünyanın, belirli ülkeler arasındaki ilişkilerin adalet ve ahlakla değil, yalnızca bencil çıkarlarla ilgisi olduğunu görmesine izin veriyor. Bu ülkelerin ikiyüzlülüğü ve sorumsuzluğu o kadar düştü ki, şimdi bunu saklamaya bile çalışmıyorlar. Kendi itibarlarını ayaklar altına alırken, uluslararası toplum harekete geçmek zorundadır.