Bir süre önce odağında Ukrayna sorunu olan önemli toplantılar yapıldı Avrupa kentlerinde. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’yla görüştü. NATO, Rusya’yla görüştü. ABD ve NATO, Avrupa’yla görüştü. Toplantılardan sonuç çıkmadı. Çıkmazdı da.

Çünkü ABD; masaya kendi koşullarını dayatarak oturuyor. Masa kurulmadan önce medyasıyla, üniversiteleriyle, düşünce kuruluşlarıyla muhatabını, rakibini köşeye sıkıştırmaya yönelik yayınlar yapıyor, raporlar açıklıyor, konferanslar düzenliyor.

Ama en kötüsü, zekâmızla alay eden, aklımızla dalga geçen sözler etmesi ABD’nin. Mesela, hiç utanmadan, yüzü kızarmadan “kurallar temelli dünyadan” bahsediyor. Ama bu kuralları ABD’nin kendi çıkarına uygun olarak koyduğunu, gerektiğinde de değiştirdiğini gizliyor. Üstelik bu kuralları ABD’nin sıklıkla silahla uyguladığını, uygulamaya kalktığını da saklıyor. Dahası ABD bu küstahlığı, ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtı olan NATO’yu da yanına alarak yapıyor.

ABD’nin bir diğer yalanı da şu: “Nüfuz alanları siyaseti bitti”. Ama aynı ABD; Orta Asya başta olmak üzere, 20 ülkede üs kurmak için arayışlarını sürdürüyor, dünyada halen 150 ülkede, 800 kadar üs sahibi olması yetmezmiş gibi. ABD, tam da bu sözleri ettiği günlerde Kazakistan’da gerilim yaşanmadı mı? Suriye’deki varlığı ne anlama geliyor ABD’nin? Rusya’yı, Çin’i çevrelemeye çalışmasının, Türkiye’yi darbelerle, darbe girişimleriyle istikrarsızlaştırmasının, Küba’ya, İran’a, Kuzey Kore’ye yönelik saldırgan dış politikasının izahı var mı?

POWELL NEYİ İTİRAF ETMİŞTİ?

ABD ve aparatı NATO; NATO’nun genişlemesine, yayılmasına zemin hazırlayan “açık kapı siyasetinden” asla vazgeçmiyorlar. Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana sürekli Doğu Avrupa’da, Balkanlar’da genişleyen NATO’nun, bir an önce üye yapmak istediği ülkeler de belli: Ukrayna ve Gürcistan. Bunu NATO’nun doğal hakkı olarak görüyorlar. Dahası, canları isteyince, Birleşmiş Milletler onayı olmadan, askeri harekât yapabileceklerini, bunun kendilerinin tekelinde olan, kendilerinde bulunan bir imtiyaz olduğunu düşünüyorlar. Bu hamlelerine kılıf, bahane, mazeret, gerekçe olarak da “kitle imha silahları” yalanını, “nükleer silah” palavrasını sokuyorlar dolaşıma. Bu yalanları Irak’ta çöktüğü, bizzat eski genelkurmay başkanı ve dışişleri bakanı Colin Powell, yalan söylediklerini, kendisinin de kandırıldığını itiraf ettiği halde.

ABD medyasında son günlerde çıkan Ukrayna odaklı haberlerde atılan başlıklar şöyle: “Rusya, 127 bin askeriyle Ukrayna sınırında”. “Rusya, Ukrayna sınırına silah ve mühimmat yığıyor, sahra hastaneleri kuruyor”. “Uydu görüntülerine göre, Rusya, Ukrayna sınırında keşif uçuşlarını 3 kat artırdı”. “Ukrayna’nın doğusunda, Rus destekli isyancı sayısı 35 bin, bunun 3 bini Rus askeri”. “Belarus sınırında Rus askeri varlığı artıyor”. “Rusya’nın Ukrayna’daki diplomatları aileleriyle birlikte ülkelerine dönüyor”. “Rusya, ocak ayı sonunda veya şubat ayında Ukrayna’yı işgal edebilir”.

Hem dünyayı hem de aklımızı, belleğimizi ABD’den korumak gerekiyor. 

Barış Doster