Haber /Röportaj: Samet Demir

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, dolardaki yukarı yönlü son hareketlenme ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 10 yıllık tahvil faizlerinin de 1.770 seviyesine çıkmasının ardından bir dizi açıklamada bulundu.

Türk Lirası’ndaki hızlı değer kaybının önüne geçmek ve enflasyondaki olumsuz etkileri azaltma amacı taşıdığı düşünülen açıklamada, “Politika faizini güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verildi.

Bu açıklama faizlerin açıklanacak yeni enflasyon rakamları oranında artırılabileceği ya da düşürülebileceği yorumlarına neden oldu.

ABD TAHVİL FAİZLERİ TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK TEHLİKE

Ekonomi gazetecisi ve Aydınlık gazetesi yazarı Recep Erçin, Kavcıoğlu’nun son açıklamalarını CRI Türk’e yorumladı.

TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun, “enflasyonun üzerinde bir faiz” derken pozitif reel faizden söz ettiğini belirten Erçin şunları kaydetti:

“Başkan Kavcıoğlu, enflasyonun üzerinde bir düzeyde faiz derken pozitif reel faizden söz ediyor. Bu anlamda, geçen yıl ve bundan önceki dönemde yani Kasım 2020’den önce yapılan yapılamayacak diyor. Ancak enflasyonun üzerindeki bu düzey beklenen enflasyona göre mi, oluşan enflasyona göre mi yoksa hedef enflasyona göre mi yapılacak? Bunun netleştirilmesi lazım. Görevden alınan Naci Ağbal bunu beklenen enflasyona göre yapmıştı. Yüzde 19’a faizi o yüzden çıkardı.

Ağbal’ın gördüğü tehlike neydi de koltuktan olmak pahasına bunu yaptı, derseniz; bakın bu sabah Merkez Bankası Başkan Yardımcısı değişti. Küresel bir yatırım bankasının ülkedeki fon yöneticisi diyebileceğimiz biri atandı. Esasen bu piyasalara olumlu bir mesaj vermektir ama TL üzerinde bir etkisi olmadı. Çünkü sabah baktık ki, ABD tahvil faizleri 3 puan artmış. Sonra Başkan Kavcıoğlu, yukarıda ifade ettiğim üzere sınırlarını çok net çizmese de bir nevi öngörülemeyen bir politika izlemeyeceğim mesajı verdi. Bu mesajla kur biraz aşağı geldi ama o da ne! ABD tahvil faizindeki günlük artış 10 puanı buldu. On yıllık tahvil faizi yüzde 1,75’e çıktı. Bu ne demek; bu Türkiye gibi gelişmekte olan ülke piyasalarında para kaçıyor, daha da kaçacak, buraya artık kolay kolay fon akmayacak demek. Siz fon akımı istiyorsanız artık öyle enflasyon üzerinde faiz değil enflasyonun çok üzerinde faiz vermelisiniz. Bu benim görüşüm değildir. Bu piyasanın görüşüdür.

Bakın Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) Baş Ekonomisti Robin Brooks söylüyor, dün birkaç tweet paylaştı. Gelişen piyasa ekonomilerinin para birimlerinin 2013’teki şoktan daha sert şoklarla karşılaştığını söyledi. Ağbal göreve geldiğinde kurun 8,50 olduğunu ve yeniden doların oraya gitmeye çalıştığını söyledi. Bunu önlemenin yolu da faiz artışlarıdır, dedi. Demek ki, Brooks’a göre bu şoklara rağmen fon gelebilir ama daha çok faiz istiyorlar. Ağbal neyi görmüştü? Sorumuza geri dönelim. 200 baz puan artışın yapıldığı para politikası kurulu toplantı tutanağında da var; ABD tahvil faizlerindeki artış. Büyük tehlike budur.

İkinci tehlike küresel tedarik zincirindeki sıkıntılar ve ithalat fiyatları ve emtia üzerinden gelen maliyet baskıları. Ağbal, enflasyonun yukarı gideceğini gördü ve şahin bir karar alarak kendini riske attı ama bugün yaşanan hadise yaşanmasın, diye ön aldı. Ama Ağbal görevden alındıktan sonra bugün TÜSİAD Başkanı da söyledi. Son iki buçuk yılda 4 TÜİK, 3 Merkez Bankası Başkanı değişti. Kurumlara güven yerlerde. Siz dünyanın en saygın ekonomistini de Merkez Bankası’nın başına getirseniz bir yere kadar etkili olur. Bu acı gerçekleri söylemek zorundayız.

TCMB NE ZAMAN FAİZ İNDİRİMİNE GİDEBİLİR?

Merkez Bankası, benim tahminim bu yıl temmuzdan sonra gidişata göre faiz indirimi için sinyal vermeye başlayacaktı. Naci Bey’i bıraksalardı böyle yapardı. Yine faiz indirimi olabilir. Ortama bağlı ama artık olsa da olmasa da fark etmiyor. Burada öngörülebilir bir politika olup olmadığı konusunda yorum yapamıyoruz. Başkan Şahap Kavcıoğlu gerekli mesajları veriyor. Fakat daha net olmalı. Net mesaj ne olabilir, biraz önce açıkladım. Enflasyona endeksli faiz politikasını neye göre yapacaksınız, mesele burada. Şimdi ben ilk kez burada medya anlamında sizin için söylüyorum. Dün de bir iş insanları grubunda bunu söyledim. Kasım ayında Murat Uysal faizi 10 baz puan artırıp yüzde 11,25’e çekseydi. Ve kademeli olarak enflasyon ve enflasyon beklentilerinde bozulma sürdüğü müddetçe her ay 100’er puan faiz artışı ile yol alacağım dese ve bunu uygulasaydı. Beş ayda 500 baz puan ve şimdi bizim politika faizimiz yüzde 15,25, hadi gerçekleşen enflasyon hızlı arttığı için son ay da Naci Bey’in yaptığı gibi 200 baz puan yaptı diyelim 16,25 baz puan olurdu. Ve o sayede belki dolar kuru yine 7,50’lerde gezinebilirdi ama uzun vadeli tahvil faizlerimiz yüzde 20’lerde olmazdı. CDS risk primimiz son derece haksız ve reel ekonomimizi yansıtmayan bir şekilde 500’lere doğru yol almazdı.

YÜKSEK KURA “DÖVİZLER BOZULSUN” DİYE MÜSAADE Mİ EDİLİYOR?

Şimdi konu açılmışken ben size komplovari bir yaklaşım da sunayım; ekonomiyi yönetenler kurun sıçramasına müsaade ederek ve faizleri de böyle yüksek tutarak acaba diyorum; yüksek kurdan dövizi yerliler bozsun ve mevduata kaysın mı istiyorlar. Yani yüksek faiz düşük kur yerine bir süre yüksek faiz yüksek kur. Ama bu da biliyorsunuz hastayı histerik duruma sokar. Bu histerik durumu yaşıyor Türk piyasaları. Bunun reel ekonomiye olumsuz yansımalarını da eğer süreç uzarsa göreceğiz. İş dünyasından homurtular başladı bile. Kulaklarımızı kapatarak onları duymayabiliriz ama bu olmadıkları anlamına gelmiyor.”