Moskova Devlet Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Perinçek, “Rusya kendi çıkarlarını savunmak istiyorsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) konusunda Türkiye’yi desteklemeli, Türkiye’de kendi çıkarları için Karadeniz’de Rusya ile ortak hareket edip Kırım ve Ukrayna meselelerinde Rusya ile ortak bir dil bulmalıdır.” dedi.

Dr. Mehmet Perinçek “Kafkasya’da Türk-Sovyet Askeri İşbirliği (1919-1922)” adlı son kitabı ışığında Kurtuluş Savaşı döneminde Türkiye ve Sovyet Rusya’nın Kafkasya’daki askeri iş birliği sürecini ve günümüzdeki yansımalarını CRI Türk’te Mehmet Emre Öztürk’ün hazırlayıp sunduğu Akademik Yorum’da değerlendirdi.

Türkiye ve Rusya arasındaki askeri tarihe değinen Perinçek, “Türk-Rus ilişkileri tarihine baktığımız zaman bir ‘Tunç Kanunu’ ile karşılaşıyoruz. Türkiye ile Rusya gerek Osmanlı-Çarlık döneminde, gerek Sovyetler Birliği dönemi hatta günümüz de dahi ne zaman savaşsalar veya çatışma ortamına girseler iki ülke de mağlup ayrılıyor. Türk-Rus çatışmalarının tek galip tarafı Batılı devletler oluyor. Hatta Batılı devletler bölgedeki planlarını gerçekleştirme stratejisini, Türkiye ve Rusya arasındaki bir çatışmaya ve rekabete dayandırıyorlar. Çünkü bu iki ülke savaştığı zaman aralarında yaşanacak potansiyel müttefiklik engellenmiş oluyor ki, böyle bir müttefiklik Batı’nın planlarını suya düşürecektir. Diğer taraftan iki büyük güç savaşında ciddi bir efor harcıyorlar. Bütün maddi kaynaklarını ve dikkatlerini bu noktada topluyorlar. Bu da iki ülkeyi zayıf düşürüyor ve Batı’nın bölgedeki planlarının zeminini yaratmış oluyor.” ifadelerine yer verdi.

“MUSTAFA KEMAL PAŞA VE LENİN BU KANUNU TERSİNE ÇEVİRDİ”

Osmanlı ve Çarlık Rusya dönemlerinde savaşlar sırasında “Tunç Kanunu” tersine çeviren iki önemli ismin Mustafa Kemal Atatürk ve Vladimir Lenin olduğunun altını çizen Perinçek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin, Çanakkale Savaşı’nda direniş göstermesi itilaf devletlerinin güçleri Çarlık Rejimine yardım edemiyor İstanbul’dan geçemeyerek. Bu olayda Ekim Devrimi’nin zeminini hazırladı diyebiliriz. Çarlık Rejiminin yıkılıp Sovyet Rusya’nın kurulması ve bu gücün Türkiye’ye ve Türk Kurtuluş Savaşı’na yardım etmesi Türk zaferi için zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla, Çanakkale Savaşı, Ekim Devrimi ve Kurtuluş Savaşı’nın zaferi 30 Ağustos arasında bir kader birliği var. Bu kader birliğinin ilk adımları Güney Kafkasya’da atılmıştır. Çünkü Mondros Mütarekesi’nden ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Güney Kafkasya’da oluşan ciddi bir otorite boşluğu var. Türkiye ve Rusya bölgede büyük bir savaş veriyor. Fakat baktığınız zaman, Güney Kafkasya’yı ne Rusya ne de Türkiye kontrol altına alabiliyor. Çünkü iki ülkenin savaşından en büyük çıkarı emperyalist devletler elde etmiştir.”

“KAFKAS SEDDİ’NİN YIKILMASI”

“Kafkas Seddi” tabirinin Mustafa Kemal Atatürk tarafından ortaya çıkarıldığını söyleyen Dr. Mehmet Perinçek şunları kaydetti:

“Mustafa Kemal Paşa kendi komutanlarına, İngiliz iş birlikçisi hükümetlerden oluşan ve Rusya ile aramızda bir bariyer oluşturan bu ‘Kafkas Seddini’ yıkmazsak Kurtuluş Savaşı başarıya ulaşamayacak demiştir. Atatürk, 23 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasının hemen ardından Lenin’e mektup gönderir. Bu mektupta da oradaki Müsavat Azerbaycan iktidarının ve Menşevik Gürcistan’ının İngiliz destekli olduklarını aynı şekilde Taşnak Ermenistan’ın da ortadan kaldırılarak buralarda Sovyet iktidarının kurulmasını önerir. Türk orduları ve Kızıl ordular Azerbaycan’da birlikte hareket ederler. Mustafa Kemal bölgeye Halil Paşa’yı göndermiştir. Ortak çalışmalar sonucunda da Azerbaycan’da Sovyet iktidarı kurulur. Azerbaycan Sovyet iktidarının kurulması Türk-Sovyet askeri iş birliğinin en önemli adımlarından olan Taşnak’lara yönelik harekatının zeminini oluşturacaktır. Tabiri caizse Türk orduları güneyden Kızıl oldular kuzeyden gelerek Taşnak Ermenistan’ını ortada preslemişlerdir. Böylece İngilizlerin bir üssü konumundaki Taşnak’larda ortadan kaldırılarak, Ermeni meselesi Moskova ve Kars Anlaşmalarının imzalanması ile bir nevi çözüme kavuşmuştur.

“TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ’DEKİ DİRENİŞİ AVRASYA ÜLKELERİNCE DESTEKLENMELİ”

Son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) geçmişteki emperyalist güçler gibi Türkiye’yi Karadeniz ve Doğu Akdeniz üzerinden kuşatmaya çalıştığını vurgulayan Perinçek, “ABD’nin temel hedefi Orta Asya’daki enerji kaynaklarını enerji yollarını ele geçirmek. Diğer taraftan Rusya’ya diz çöktürmeden bu bölgede bir egemenlik kurulamaz, aynı şekilde Türkiye’yi parçalamadan da Orta Asya’da bu adımları atamazsınız. Türkiye’nin ve Rusya’nın sadece bazı bölgelerde değil bütün bölgelerde Amerikan emperyalizmine karşı çıkarları örtüşmektedir. Son dönemde bunun özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de cereyan ettiğini görüyoruz. Suriye de buna dâhildir. Karadeniz’deki gerginlik üzerinden konuşacak olursak Doğu Akdeniz ve Karadeniz’in tek bir çizgide olduğunun altını çizmemiz gerekir. Atlantik güçleri Doğu Akdeniz’den üzerinden Türkiye’yi kuşatırken sadece Türkiye’yi kuşatmış olmaz diğer taraftan Orta Asya’ya Güney Kafkasya’da kendi ortamlarını hazırlayarak rahat bir şekilde Karadeniz’e girebilmenin fırsatını da elde etmiş olacaklardır. Bu bakımdan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki direnişi aslında Rusya’nın yanında Çin ve İran’ı da doğrudan ilgilendirmektedir.” diye konuştu. 

“TÜRKİYE UKRAYNA MESELESİNDE RUSYA İLE ORTAK BİR DİL BULMALI”

Doğu Akdeniz’deki Türkiye direnişinin aynı zamanda Karadeniz’de de Rusya ile ortak bir zeminde olması gerektiğini belirten Mehmet Perinçek sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Ukrayna meselesinde Türkiye’nin atacağı adımlar bir geri adım olmayacaktır. Veya Rusya’nın Kıbrıs meselesinde Türkiye’nin lehine atacağı adımlarda bir jest olmayacaktır. Rusya kendi çıkarlarını savunmak istiyorsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) konusunda Türkiye’yi desteklemeli, Türkiye’de kendi çıkarları için Karadeniz’de Rusya ile ortak hareket edip Kırım ve Ukrayna meselelerinde Rusya ile ortak bir dil bulmalıdır. Yani bunları karşılıklı bir geri adım olarak değerlendirilmemeli ve bizzat doğrudan kendi çıkarları ile bağlantılı bir mesele olarak görmek elzemdir.”