Sağlık Bakanlığının iller bazında açıkladığı yeni tip koronavirüs (Covid-19) vaka sayılarında Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki artışlar dikkat çekerken, ülke genelinde de vaka sayılarında azalma yaşanmadığı görülüyor. Aşılama sürecinin hızla devam ettiği bugünlerde toplumda aşı hakkındaki bilgiye sahip olan sayısı da giderek artıyor.

 Onkolog Doç. Dr. Yavuz Dizdar, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Dizdar, ülke genelindeki vaka artışları ve Türkiye’de uygulanan Çin menşeili Sinovac firmasının geliştirdiği CoronaVac aşısını değerlendirdi.

“VAKALAR AZALMIYOR DİYE KASVETE KAPILMANIN GEREĞİ YOK”

Vakaların azalmamasının kendileri için şaşırtıcı olmadığını aktaran Doç. Dr. Yavuz Dizdar, aşılama çalışmalarının yeni başladığını belirtti.

Yapılan aşı çalışmalarının etkilerinin yaklaşık iki ay içinde etkisini göstereceğini söyleyen Dizdar, “Birinci beklentimiz vaka sayısında azalmadan ziyade hastaneye yatırılan hasta sayısının düşürülmesi, bu çok daha kıymetli. Çünkü normalde bir viral enfeksiyon yüzde 99 olarak solunum yolu enfeksiyonu olarak görülüyor, yüzde 1’de ise ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Aşının iddiası virüsün tamamen ortadan kaldırılması değil, hasar bırakan halden geriye çevrilebilmesi. Bunu başardığı takdirde zaten biz aşıyı başarılı kabul edeceğiz. Bazı ülkeler, Faz 3 çalışmaları yaptı, o gerçek dünya yansımasını gösteriyor. Yani siz aşıyı yaptınız etkili antikor yanıtını da aldığınızı varsaydınız, peki popülasyona uyguladığınızda ne sonuç alırız dediğiniz zaman onu Faz 3 ile hatta Faz 4 ile görebiliriz. Faz 4’ün sonlanması 1-2 yılı bulur. Gerçek veriye erişmek için o arada da virüsün mutasyona uğramaması gerekir. Dolayısıyla vaka sayısında, ‘aşılıyoruz, 3 milyon kişiyi de aşıladık hâlâ azalma yok’ diye kasvete kapılmanın gereği yok.” ifadelerini kullandı.

“NORMALLEŞME İÇİN HAZIR OLMAK ZORUNDAYIZ”

Testlerin pozitif çıkma oranının yüksek olduğu bugünlerde restoran ve kafelerin yeniden açılması gündeme gelirken Doç. Dr. Yavuz Dizdar, ortak kullanım alanı olan yerlerin açılmak istenmesini yorumladı.

Kafe ve restoranların açılması için “Bence hazır olmak zorundayız.” açıklamasını yapan Dizdar şunları kaydetti:

“Siz virüs enfeksiyonu da olsa bir yere kadar hayatı durdurabiliyorsunuz. Olayın ekonomik darbeleri artçı olarak gelmeye başlıyor ve biz o artçıları henüz görmedik, hâlâ idare etmekteyiz. Bir şeyi bahane ederek, vesile ederek hayatı çok uzun süre kesintiye uğratırsanız bu ekonomik gerileme ile sonuçlanır. İçinde bulunduğumuz durum bunu çoktan geçti. O yüzden ister istemez bir miktar gevşetme olacaktır. Yapmak zorundalar. Çünkü sonuçta baktığınızda enfeksiyonun nasıl seyrettiğini herkes gördü, anladı, biliyor. Restoranların kapalı olmasının yanı sıra pek çok yerde de hayatın akışının aynı şekilde sürdüğünü görüyoruz. Örneğin, oteller açık. Kış turizmi devam ediyor. Böyle bir durumda zavallı küçük esnafın sıkıntısı nedir? Adamın 4-5 tane masası var, onu da zaten çoğu yarıya indirmişti. Bu kadar bulaşıcı olan bir enfeksiyon zaten mevcut taşıma koşullarında, metrobüse ve metroya baktığınız zaman çoktan bulaşıp, insanları yüksek oranda pozitif hale getirmesi beklenirdi. Vaka sayılarının düşmemesini o yüzden çok anlamsız, kontrolsüzmüş gibi kabul etmesinler. Bu hastalıklar böyle seyreder. Önemli olan burada ciddi sıkıntı oluşturacak vakaları engellemekti. Burada anlaşıldığı kadarıyla daha iyi durumdayız. Hayatın bir an evvel normalleştirilmesi kaçınılmaz. O yüzden ben bu konuda bir karar alınacaksa gönülden desteklerim, ama ne olacak suyunu çıkartmamak gerekiyor. Kabineden böyle bir karar çıkarsa bence olumludur.”

“MRNA YERİNE İNAKTİF AŞIYI SEÇERDİM”

Aşı konusunda ilk günlerde bazı endişeler bulunurken bilim insanlarının sağduyulu açıklamaları sayesinde toplumdaki tedirginlik azalmaya başladı. Türkiye’de Çin menşeili Sinovac firmasının geliştirdiği inaktif Covid-19 aşısı CoronaVac ile aşılama hızlı bir şekilde devam ediyor.

Bir sağlık çalışanı olarak CoronaVac ile aşılanan Doç. Dr. Yavuz Dizdar, aşıyla ilgili herhangi bir olumsuz veri tespit edilemediğini dile getirdi.

Çalışma arkadaşları dâhil etrafında birçok kişinin aşılandığını aktaran Dizdar, “Herhangi bir ciddi yan etki bildirilmedi. İkinci aşı sonrasında ‘Biraz bir ağrı hissettik.’ dediler. Ben yaklaşık üç hafta önce ilkini deneyimledim, hiçbir şey hissetmedim. Aşı konusunda endişe edecek bir şey yok. Bizim bu konudaki genel uyarımız Sinovac ile ilgili değil, Çin aşısıyla ilgili değil. Belirli bir hedefe yönelik aşılama yapıyorsunuz, o hedef de insan vücudunda normal dokularda da yaygın olarak bulunmakta. Dolayısıyla temkinli olunması gereken durumlar var. Zaten hiçbir firma da aşıyı belirli bir yaşın altında başlatmak gibi bir eğilime girmedi. Önce 50-60 yaşın üzerinde denensin bir sorun olmadığı kesinleşsin ki, şu an kesinleşmiş gibi görünüyor. Bundan sonrasında oluşabilecek olan sorunlar ikinci aşı dozunun uygulanmasından sonra, anladığımız kadarıyla orada da henüz bir sıkıntılı durum çıkmadı. Dolayısıyla aşının güvenliği konusunda bir sorun yok. Ama vatandaş ‘ben aşıyı oldum artık tamamen muafım bu işten’ zannediyor, böyle bir durum da yok. Aşı ciddi komplikasyon gelişmesini engelliyor yani siz hastalıkla yine karşılaşabilirsiniz fakat rahat geçirmenizi sağlıyor. Sıkıntı yaşamamanızı garanti edebiliyor. Veriler bunu gösterdi. Bir yandan da mutasyon meselesi var. Ancak Türkiye’ye gelen aşı, en başından beri söyledim, başka meslektaşlarım da doğruladı, klasik aşı prosedürüne göre uygulanmış, geliştirilmiş tek aşı. Bence en makul olan aşı. Bana deseydiler inaktif aşıyı mı seçersiniz yoksa mRNA aşısını mı? Ben zaten klasik inaktif aşıyı seçerdim.” diye konuştu.

COVID-19’A KARŞI AŞI MI İLAÇ MI DAHA ETKİLİ OLUR?

Koronavirüs aşılarının yanı sıra virüse karşı ilaç geliştirilmesi ve kullanılması hakkında da değerlendirmede bulunan Onkolog Doç. Dr. Yavuz Dizdar, şu anda ortada bir ilaç bulunmadığını ve bir ilacın geliştirilmesinin beklenemeyeceğini bildirdi.

Koronavirüslerin en az 15 yıldır dünyada bulunduğunu vurgulayan Dizdar, “Bunlar için geliştirilmeye çalışılmış ilaç modellerinden şu an kullanılan ortaya çıktı. Bu hiçbir zaman bu virüsün bir ilacı olacağı anlamına gelmiyor. Eğer yapabilselerdi bir diğer virüs olan mesela HIV için de ilaç geliştirilmesi söz konusu olurdu. Fakat çalışmalar o kadar efektif sonuçlar vermiyor. Mevcut ilaç hasbelkader kullanılan bir ilaçtır. Ama kısa süre içinde bunun ilacı geliştirilecek diye düşünülmemesini tavsiye ederim. Aşı her zaman önceliklidir. Aşı ve ilaç karşılaştırılabilir şeyler değil.” dedi.

ÇİFT MASKE TARTIŞMALARI

Mutasyona uğrayan Covid-19’a karşı çift maske kullanımı tavsiyelerini de yorumlayan Doç. Dr. Yavuz Dizdar, “Maske konusunda başından beri tamam yapılsın, bir önlemdir, çok önemlidir, biz de yapıyoruz elimizden geldiği kadar, diye değerlendirdim. Onun ötesine geçmedim. Bir yerine iki maske takarsan mutant virüs daha küçük değil ki, daha farklı değil ki… Bir maske yerine iki maske normal Covid-19 enfeksiyonu için de geçerliydi. Mutant olanın birinci maskeden süzülüp ikinci de takılması diye bir durum yok. Bu muhtemelen biraz içinizi rahatlatma yönünde bir adımdır. Bir etkisi olur mu? Marjinal bir etkisi olur. Bu mevcut Covid-19 enfeksiyonu için de iki maske bir maskeden iyidir sonucunu rahatlıkla çıkartırsınız. Fakat o siperlikler mesela onların bir etkisi olmadığını söylediler. Burada dezenformasyon en başta oldu. Virüsün bulaşma yolunda akla gelebilecek her şeyi saydılar. Asfaltın üzerinde güneşin altında iki gün canlı kalıyormuş, yok demirin üstünde, bakırın üstünde… İnsanları öyle bir bilgi deformasyonuna soktular ki, insanlar mecburen ne sunulursa onu kabul etmek yoluna gittiler. Siz bir tane düzgün maskeyi takıyorsanız zaten yeterlidir.” diye konuştu.