İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Emeritus Prof. Dr. İlter Turan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Turan, NATO Zirvesi gündemini değerlendirdi.

Prof. Dr. İlter Turan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“NATO Zirvesi’nde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında orta yol bulunması kolay gözükmüyor. Çünkü ABD kategorik biçimde sadece silahların (S-400) etkisizleştirilmesini değil, Türkiye sınırlarının da dışına çıkarılmasını istiyor. Bu şartlar altında uzlaşma gözükmüyor.

Esas itibarıyla ABD’nin tavrı, Türkiye’ye güvenmemekten kaynaklanan bir tavır. Belki bu silahların etkisizleştirilmesi, kullanıma sokulmaması, denetlenmesi gibi formüllerle aşılabilir ama kolay olmayacağını peşinen kabul etmemiz lazım.

TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ UZUN SÜREDİR GERGİN

Bu toplantıda genel bir anlayışa varılıp bunun uygulamaya sokulması üzerinde de çalışılabilir yani Türkiye bazı teminatlar verebilir. Biden da bu teminatlardan yola çıkarak Kongre’de direnebilir ve yaptırımların yürürlüğe girmemesini sağlayabilir.

‘Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı’ bir tahmin mi yoksa temenni midir bilemiyorum. Görünüşe bakılırsa böyle bir tahmin fazlasıyla cesur bir tahmin olarak değerlendirilebilir.

Türkiye-ABD ilişkileri uzun süredir bozulmaya devam etmekteydi. Bu toplantı sonucunda belki bunun yönünü değiştirecek birtakım adımlar atılabilir.

Dünya değişik bir dünya sadece ABD’nin hakim olduğu bir dünya değil. Türkiye’nin Rusya ile çok yönlü ilişkileri gelişmiş vaziyette. Türkiye aynı zamanda Çin ile ilişkileri geliştirmek için gayret gösteriyor. Bu çerçevede tüm bu gelişmelerden vazgeçerek sadece ABD ile ilişkilerin iyileşmesini vurgulayan bir yola gidileceğinden ben emin olamıyorum.

NATO’NUN MİSYONU

Soğuk Savaş döneminde hakim olan rekabetçi ilişkiler yavaş yavaş geri dönüyor. NATO’nun misyonu şimdi yeniden Rusya’nın Avrupa’yı tehdit etmesini engellemek şeklinde tanımlanmaya başlandı. Hatta buna Rusya-Çin ittifakının tehdidi şeklinde de bakmak mümkün. Son dönemde yapılan NATO tatbikatları da tamamen bu istikamette.

ABD ile Rusya’yı eşit kılan aslında Rusya’nın kapsamlı bir güç olmasından ziyade silah sanayinde özellikle nükleer silah imalatındaki başarısıdır. Bu başarı nedeniyle bir dehşet dengesi oluşmuştur geçmişte. Tarafların her biri de bu dehşet dengesinin fiili bir savaşa dönüşerek bütün dünyayı ortadan kaldıracak sonuçlar doğurmasını engellemek gayreti içindeydiler. Muhtelif tedbirler vardı. Son zamanlarda bunların önemli bir bölümü aşındı.

ABD ve Rusya, bütün bu sevgisizlik içinde ilişkilerindeki bozuklukları tırmandırmayacak ve çatışmaya yol açmayacak şekilde nasıl muhafaza edebilecekleri üzerinde çalışacaklardır.”