CRI Türk Haber Merkezi

Türk ekonomisi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından 18 Mart’ta alınacak faiz kararına kilitlenmiş durumda.

Son yıllarda yaşanan dış politik etkenlerin ve ulusal politik sorunlar nedeniyle ülke ekonomisi dalgalı bir seyir izliyor. Türkiye’nin bazı ekonomistlere göre 15 Temmuz 2016’dan başlayan, bazılarına göreyse 2013 yılındaki “Gezi Olayları”na dayanan sosyal, hukuki ve ekonomik problemleri bulunuyor.

Uzmanlar, döviz fiyatlarındaki dalgalanmada en önemli etkini son yıllarda iyi gitmeyen Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerine de bağlıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump 2016 yılında göreve başladı. Trump’ın 2021 yılında sona eren başkanlık görevi süresince ABD ile Türkiye arasında birtakım krizler yaşandı.

Bunların en çok basın ve kamuoyuna yansıyanları ise Rahip Brunson krizi ile Tükiye’nin Suriye’nin kuzeyine konuşlanan PKK terör örgütünün bir uzantısı olan PYD terör örgütüne karşı başlattığı operasyonlar oldu.

Brunson Krizi olarak anılan kriz sırasında Ağustos 2018’de Türkiye’de büyük bir kur krizi görüldü. 12 Ağustos’ta Dolar/TL paritesi akşam saatlerinde uluslararası piyasalarda artışa geçerek 8 liraya kadar yükseldi. Yaşanan kur şokunun ardından dönemin ABD Başkanı Donald Trump, “Çok uzun süre önce Pastör’ü geri vermeliydiler ve bence Türkiye çok çok kötü davrandı, henüz bu iş bitmedi.” açıklamasını yaparak iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkilerinde sorun yaşandığını ilan etmiş oldu.

2018 TÜRK LİRASI İÇİN KRİTİK BİR YIL OLDU

Merkez Bankası kurdaki sert dalgalanmalar sonrasında 17,75 olan gecelik repo faizini 9 Eylül 2018’de 24’e kadar yükseltti.

Türkiye’de enflasyonla mücadeleye zarar veren dış politik süreçler Suriye’de konuşlanan ve gücünü artıran terör örgütlerine karşı yapılan operasyonlarla devam etti. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin kararıyla Temmuz 2019’da seri faiz indirimleri başladı.

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, temmuz ayının başında yerini Murat Uysal’a bıraktı ve Türkiye’de Mayıs 2020’ye kadar peş peşe faiz indirimleri yaşandı. 22 Mayıs 2020’deki TCMB para kurulu toplantısında alınan kararla faizler son olarak 8,75’ten 8,25’e indirildi.

Artan kurlar ithalat maliyetlerini artırırken enflasyona da negatif etki etti. Kurların etkisinin üzerine küresel koronavirüs krizinin de eklenmesiyle Türkiye’de üretici ve tüketici fiyat endeksi beklentileri aşan bir artış gösterdi.

EKONOMİ YÖNETİMİNDEKİ KÖKLÜ DEĞİŞİKLİK

Türk ekonomisinde yaşanan bir diğer kırılma noktası da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Kasım 2020’de görevinden affını istemesiyle yaşandı. Albayrak’ın boşalttığı koltuğa eski Kalkınma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan getirildi. Albayrak’ın affını istemesinden birkaç gün önce de TCMB Başkanı Murat Uysal’ın yerine eski Maliye Bakanı ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal getirildi.

Ekonomi yönetimindeki köklü değişiklik döviz kurlarında bir süreliğine gevşemeye neden olurken yeni yönetimin ilk hamlesi Murat Uysal’ın son döneminde yaptığı gibi faizleri yükseltmek oldu. Uysal 8,25’e kadar çekilen faizi 10,25’e yükselttikten sonra görevini devretmişti.

GÖZLER 18 MART’TA

Naci Ağbal yönetimindeki TCMB 20 Kasım 2020’deki ilk toplantıda faizleri 10,25’ten 15’e yükseltti. Ağbal 2020’nin son toplantısındaysa yüzde 15 olan faizi 17’ye yükseltti.

18 Mart Perşembe günü yapılacak para politikaları kurulu toplantısında ise başta Morgan Stanley ve Bloomberg gibi birçok yabancı kuruluş faizlerin en az yüzde 1 ya da diğer bir değişle 100 baz puan artırılması beklentisi içinde bulunuyor.

Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın göreve geldiklerinden beri vurguladığı fiyat istikrarının sağlanması konusunda vurgu yapmaları da uzmanların beklentilerinin karşılanacağı yönünde fikir birliği oluşmasına neden oluyor.