Haber: Gökhun Göçmen

Türkiye “ekonomide yeni dönemi” tartışıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kurtuluş Savaş’ına” benzettiği yeni modelin merkezinde düşük faiz ve ihracat yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında yeni modelin zor ama gerekli olduğunu belirtti. Hürriyet gazetesinin aktardığı kulis bilgisine göre Erdoğan “4-5 aya toparlayacağız, 6 ay sonra ise meyvelerini yiyeceğiz.” diye konuştu.

Çin’in yabancı yatırımcıların dikkatini çekerek büyüdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda Türkiye’nin pazara yakın olması nedeniyle “daha avantajlı” olduğunu kaydetti. Erdoğan’ın salı günü düzenlenen toplantıda Türkiye’nin Çin gibi malı ucuza üretip, bunu Avrupa’ya satarak bu üretimden dolar girdisi sağlayabileceğini anlattığı öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderlik ettiği modelde Çin’i işaret etmesi kamuoyunda “Türkiye, Çin olur mu?” sorularını beraberinde getirdi. Tartışmaların dar bir alana hapsedilmesine karşı çıkan Dr. Atlı her ülkenin kendi özgün koşulları doğrultusunda bir model geliştirmesi gerektiğini düşünen uzmanlar arasında. Dr. Altay Atlı, CRI Türk’e yaptığı değerlendirmede “Türkiye herhangi bir ülke olmaz ancak kendisi olur. Buna karşın Türkiye’nin başarılı modellerden öğrenmesi gereken şeyler olabilir.” diye konuştu.

ÜRETİMDE “BAĞLANTISALLIK” HAYATİ ÖNEMDE

Çin’in alınacak dersler için bu ülkenin reform ve dışa açılma sürecinden bugüne dek incelenmesi gerektiğini aktaran Dr. Atlı, “Çin’in dünyanın üretim üssü ve ikinci büyük ekonomisi haline gelmesinde birkaç temel nokta var ve bunlardan en önemlisi üretim.” dedi. Çin, özellikle imalat sektörüne önem verdiğini altını çizen Dr. Atlı, şunları kaydetti:

“Üretim elbette bir anda gerçekleşmiyor. Öncelikle sanayi ve altyapıya yatırım yapılması gerekmekte. Altyapı söz konusu olduğunda özellikle lojistik ilerleme sağlanmalı. Bir başka ifadeyle fabrikayı kurduğunuz zaman o fabrikanın limana, tren yoluna bağlanması gerekiyor ki ürettiğiniz ürünleri satabilesiniz.”

DÜŞÜK MALİYET HER KAPIYI AÇAN KİLİT DEĞİL

Çin mucizesi olarak adlandırılan ekonomik büyüme stratejisinde çokça tartışılan bir diğer husus ise düşük maliyet stratejisi. Dr. Atay Atlı, düşük maliyetlerle yabancı yatırımcıların pazara çekilmesini önemli bulsa da bunun girdiler nedeniyle uzun vadede sürdürülebilir olmayacağını dile getiriyor.

Çin’in son 40 yılda yabancı yatırımcıları ülkeye çekerken, aynı zamanda teknoloji birikimi elde ettiğini söyleyen Atlı “Çin yabancı sermayeyi, fabrikaları kendisine çekerken kendi öz kapasitesini artırdı. Yabancı şirketlerde çalışan Çinli mühendisler daha sonra kendi girişimlerini kurdular.” ifadelerini kullandı.  Türkiye’nin de cesur genç girişimcilere, kalifiye uzmanlara ve coğrafi avantahlara sahip olduğunu dile getiren Dr. Atlı “Düşük maliyete ek olarak istikrar ve insan gücü önemli. Biz insan gücünde inovasyona ve gelişime açık bir potansiyele sahibiz.  Bu nedenle Türkiye yabancılar fabrika kurarken ‘Biz onlardan ne öğreneceğiz, kaç Türk mühendis çalışacak, Ar-Ge laboratuvarları kurulacak mı’ gibi soruları yöneltmeliyiz.” önerisinde bulundu.

Dr. Altay Atlı ayrıca Çin modeline dair “devletin rolüne “ de dikkat çekti. Çin’in ekonomik kaynakların planlanması ve kaynakların seferber edilmesindeki merkezi rolüne işaret eden Atlı “Örneğin yurt dışında Çin yatırımlarında dahi devletin rolü var.” diye ekledi.