Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, CRI Türk’te Güçlü Özgan ve Barış Mutlu’nun hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Gürdeniz, Doğu Akdeniz hakkında son günlerde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Son yıllarda sıklıkla gündeme getirilen Türkiye’nin bölgesel olarak yalnızlaştığı iddialarına katılmadığını aktaran Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Türkiye’nin jeopolitik çıkarları doğrultusunda bir politika izlediğini ifade etti.

“TÜRKİYE, DENİZ KUVVETLERİ İLE KÜRESEL AKTÖRLERİN OYUNUNU BOZDU”

Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye bir Seville haritasının empoze edildiğini belirten Gürdeniz, aynı haritada Yunanistan’a çok büyük alanlar bırakılmak istendiğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:

“Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) Türkiye’nin haklarını Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a verdi. Meis Adası gibi küçük bir ada bahane edilerek Yunanistan hakkından fazlasını talep etti. Türkiye, Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın taleplerine karşı ‘gambot’ stratejisi izledi ve Türkiye, Deniz Kuvvetleri ile küresel aktörlerin oyununu bozdu. AB ile ABD,  Türkiye’yi cezalandırmak için çeşitli yaptırım tehditlerinde bulundu. 15 Temmuz darbe girişimi de dolaylı olarak Doğu Akdeniz ile ilgili. İsrail’in güvenliği, kenar kuşak jeopolitiği ve enerji güvenliği Doğu Akdeniz’den geçiyor. Türkiye yalnız kalıyor çünkü Türkiye’nin jeopolitik çıkarları Atlantik cephenin çıkarlarıyla örtüşmediği için burada çatışma çıkıyor. Türkiye Suriye ile asla ama asla karşı cepheye geçmemeliydi. Türkiye, Suriye’nin bütünlüğünü korumalıydı. Suriye’deki rejimin devamı Türkiye’nin güneyindeki alanın emniyeti için çok önemliydi. Burada hata yapıldı.”

“TÜRKİYE DOĞU AKDENİZ’DE FIRSATLARI KAÇIRDI”

Türkiye’nin Doğu Akdeniz coğrafyasında yaptığı bir diğer kritik hatanın, Mısır ile ilişkilerin bozulması olduğunu vurgulayan Cem Gürdeniz, Türkiye ile Mısır’ın Doğu Akdeniz’de, deniz yetki alanları anlaşması yapmasının çok daha kolay olabileceğini ancak bu fırsatın politik gerekçelerle kaçırıldığını bildirdi.

Türkiye ile Güney Kıbrıs arasında var olan ateşkes anlaşmasının barış anlaşmasına dönüşmesi gerektiğini söyleyen Gürdeniz, Kıbrıs’ta iki bağımsız devletli bir çözüm sağlanabileceği fikrini öne sürerek, “Güney Kıbrıs’ın ilan ettiği münhasır ekonomik bölge anlaşması yasa dışı. Türkiye’nin Libya ile yaptığı münhasır ekonomik bölge anlaşması doğru bir hamle. Türkiye’nin 2011’de Libya’ya bir NATO gücü olarak müdahale etmesi hataydı. Türkiye, İngiltere ile Fransa’nın tuzağına düştü. Libya’ya yapılan müdahale tuzağına Türkiye’nin yanı sıra Norveç de düştü. Libya’daki iç savaş ve karmaşanın sorumluları İngiltere, Fransa ve ABD oldu. Türkiye de yangına odun taşıdı.” dedi.

TÜRKİYE KENDİ JEOPOLİTİK ÇIKARLARINI KORUMAK İÇİN GEREKİRSE YALNIZ KALABİLİR

Emperyalizmin Türkiye’nin kenar kuşak olarak, Rusya’yı, Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi’ni ve İran’ı güneyden kuşatmasını istediğini dile getiren Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, yine emperyalist güçlerin Türkiye’den İsrail’in güvenliğini sağlamasını istediğini kaydetti.

Emperyalist güçlerin Türkiye’nin jeopolitik çıkarlarına karşı çıktığının altını çizen Gürdeniz, “Türkiye’nin çıkarları söz konusu olduğunda, mesele güneyde bir Kürt devleti kurulmasın denildiğinde ‘Hayır kuracağım.’ deniliyor. Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız bir devlet istiyorum denildiğinde, ‘Hayır, bu seçenek bile değildir federal yapı olacak.’ denilir. Mavi vatanın sınırlarını çizdim koruyacağım denildiğinde yine ‘Hayır, Seville haritasına uyacaksın sen.’ denilir. Çatışma buradan başlıyor. Türkiye kendi jeopolitik çıkarlarını korumak için gerekirse yalnız kalabilir, kalmıştır da ama burada Suriye, Mısır ve Libya’nın da hata olduğunu vurgulayalım.” diye konuştu.

“ATLANTİK SİSTEM, TÜRKİYE İLE MISIR’IN YAKINLAŞMASINI İSTEMEDİ”

Türkiye’nin ciddi bir hesaplaşma durumuna girdiğini belirten Cem Gürdeniz, son yıllarda Türkiye’ye kurulan Ergenekon, Balyoz ve FETÖ kumpaslarına dikkat çekti.

Kumpasların, Türkiye’yi Asya güçlerinden uzaklaştırıp, Atlantik sistemin kontrolüne bırakmayı amaçladığını bildiren Gürdeniz, Türkiye’nin bu amaçlara karşı mücadele ettiğini söyledi.

“Atlantik sistem, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini minimuma indirmesini istedi.” diyen Gürdeniz, şöyle konuştu:

“Yine aynı Atlantik sistem, Türkiye ile Mısır’ın yakınlaşmasını istemedi. Türkiye’nin Mısır ile kötü giden ilişkileri adeta bir ‘kan davasına’ dönüştü. Libya’da Hafter güçleri ile Ulusal Mutabakat Hükümeti güçleri karşı karşıya geldiğinde biri Mısır tarafından diğeri Türkiye tarafından desteklendi. Burada Mısır, Türkiye ile iyi ilişkileri içinde olsaydı Libya’daki durum farklı olabilirdi.  Sudan’da Mısır karşımıza rakip olarak çıktı. Maalesef Orta Doğu’da devletler çıkarlarıyla değil duygularıyla hareket eder. Mısır da duygularıyla hareket etti, Türkiye de, hâlbuki ülkelerin çıkarları söz konusuydu. Mısır, Yunanistan’ın çok istemesine rağmen Meis Adası çevresini yapılan münhasır ekonomik bölge anlaşmasına katmadı. Mısır, Türkiye ile ilişkilerde normalleşme için çeşitli mesajlar veriyor. Mısır’ın 18 numaralı deniz parsel alanı sınırlarının Türkiye’nin belirlediği sınırlara uygun olması, Mısır’ın verdiği ikinci bir mesaj ve böylelikle iki ülke arasında normalleşme sinyalleri verildi.”

Adaların kıta sahanlığı hakkının, ana karaların sahip olduğu haklar kadar geniş olmadığı bilgisini paylaşan Cem Gürdeniz, Yunanistan’ın adaları için istediği kıta sahanlığının yasal olmadığını ifade ederek, “Ege Denizi’nin yüzde 49’u açık deniz alanı ve Türkiye ile Yunanistan arasında bu yüzde 49’luk dilim üzerinden paylaşım yapılması gerek. Yunanistan, Türkiye’nin hakkı olan kıta sahanlığı bölgelerini istiyor.” dedi.

“AB VE ABD TÜRKİYE’Yİ YUNANİSTAN İLE TEHDİT EDİYOR”

“AB ve ABD, Yunanistan üzerinden Türkiye’yi tehdit ediyor.” açıklamasını yapan Gürdeniz, sözlerini şöyle tamamladı:

“ABD’li Senatörler, ‘Ege Denizi, Yunandır.’ diyor. 54 senatör imza atıyor, ‘Türkiye uluslararası hukuku uymaya çağırıyoruz.’ diyor. Kast ettikleri Yunanistan’ın çizdiği Seville haritası. Meis gibi bir adanın 40 bin kilometre kare tam yetki aldığı bir örnek yok. Uluslararası mahkemeye gitseniz yüzde yüz Türkiye haklı çıkar. Bunu onlar da biliyor. Uluslararası bir mahkeme sürecinin Türkiye tarafından başlatılması ihtimali düşük. Ege ve Akdeniz’deki çekişmeli süreç, en az 30 yıl daha sürebilir. Yunanistan ile Türkiye arasında bir silahlı çatışma riski de bulunuyor ama bu, Türkiye tarafından başlatılmayacak. Yunanistan’a silahlı bir mücadele yoluna girilmemeli. Mısır, İsrail ve Türkiye arasında bir anlaşma mümkün olabilir. Günlük politikalar yerine uzun vadeli jeopolitik çıkarlar takip edilmeli. Türkiye, Mısır ile ilişkilerini düzeltmek için Libya’daki çıkarlarından vazgeçmemesi gerek.”