Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi kısa süre önce Orta Doğu turuna çıktı. Çinli yetkili gezisi kapsamında Suudi Arabistan, Türkiye, İran, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’ı ziyaret etti. Çin basını “ilişkileri güçlendirmek için” yapıldığını açıkladığı bu ziyaretlerin “enerji zengini ülkelerin yavaşça Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) uzaklaştıkları ve Çin’e yaklaştıkları bir zamana denk geldiğini” yazdı.

Wang Yi’nin Türkiye ziyareti aynı zamanda başta ABD olmak üzere bazı Batı ülkelerinin yürüttüğü Çin karşıtı kampanyaya da denk geldi. Çin karşıtı güçler ve muhalefet bu süreçte “Uygur sorunu”, “soykırım”, “kamplar”, “zorla çalıştırma” gibi ifadeleri çok sık kullandılar. Bu ifadelerle dile getirilen iddiaların arkasının ne kadar dolu olduğu bir süre daha konuşulacak. Çin makamları Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerini Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ne beklediklerini açıkladı.

İNSAN HAKLARI “BAHANESİ”

Çin İnsan Hakları Araştırmaları Derneği’nin mart ayı başında BM İnsan Hakları Konseyi’nin 46. Toplantılarına gönderdiği yazılı açıklamada, Xinjiang’da Uygur nüfusunun istikrarlı şekilde arttığı ve Çin hükümetini Xinjiang’da “soykırım” uygulamakla suçlamanın tamamen bir iftira belirtildi. Açıklamada Batılı politikacı ve “araştırmacıların” hem ideolojik önyargı hem de kasten karalama amacıyla Çin’in nüfus politikasını eleştirdikleri savunuldu. Son gelişmelerle “zorla çalıştırma” iddialarının hedefinin insan hakları ihlalleri değil, Çin pamuğu olduğu ortaya çıktı. Bazı Batılı şirketler, “zorla çalıştırma” rivayetlerini baz alarak, Xinjiang menşeli pamukları kullanmayacağını ilân etti.  Çin basını, son yıllarda ABD öncülüğündeki bazı Batılı ülkelerin Xinjiang hakkında iddialar uydurup Çin’e karşı sözde yaptırım uygulamasına dikkati çekiyor.  Çin gazetelerine göre, biraz düşününce Xinjiang menşeli pamukların “zorla çalıştırma” ile ilişkilendirilmesinin de aynı yalan mekanizmasından çıktığı fark ediliyor. Bu haberlere göre mekanizma şöyle çalışıyor

“Öncelikle Çin karşıtı güçlerce finanse edilen akademisyen ve düşünce kuruluşları Xinjiang hakkında sahte raporlar hazırlıyor, daha sonra bu raporlar BBC gibi Batılı ülkelerin ana akım medya kuruluşları tarafından kışkırtma aracı olarak kullanılıyor. Akabinde Çin karşıtı örgütler tepkileri alevlendiriyor ve nihayetinde Çin’e karşı yaptırımlar sahneye çıkıyor.”

AŞI ŞANTAJ MI?

Çin karşıtlarının sık dile getirdiği iddialardan biri de Çin’in aşı konusunu Türkiye’ye karşı “şantaj” olarak kullandığı. Bu iddia iki ülkeye de haksızlık. Wang Yi’nin Ankara’daki temasları sırasında geciken sürecin hızlanacağı konusunda işaretler verildi. Çin Dışişleri Bakanlığından Çinli bakanın gezisiyle ilgili olarak “Wang Yi, Batı Asya’da Güvenlik ve İstikrarı Sağlama Girişimi Başlattı” başlıklı beş maddelik bir plan yayımladı. Planın başlıkları karşılıklı saygı, eşitlik ve adalet, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi kolektif güvenlik, kalkınma ve iş birliği olarak sıralanıyor.

Türkiye-Çin ilişkilerini baltalamak isteyen kampanyanın asıl hedefinin Kuşak ve Yol İnisiyatifi olduğunu unutmamak gerekiyor.

ÇİN-İRAN İLİŞKİLERİ

Çinli bakanın gezisinde en çok yankıyı İran’daki temasları yaptı. ABD’nin baskı ve tehditlerine rağmen, enerji projeleri, boru hatları ve tren yolu bağlantıları konusunda iş birliğine devam etmek konusunda anlaştı. İki taraf ayrıca 25 yıllık ekonomik iş birliği anlaşması da imzaladı. Anlaşmaya göre Çin, İran’ın kilit enerji ve altyapı sektörlerine gelecek on yılda 600 milyar dolarlık yatırım yapacak.

Çin basınına göre, “bu anlamlı çünkü İran Covid-19 salgını ve ABD yaptırımları nedeniyle darbe aldı. İran ayrıca Kuşak Yol İnisiyatifi’nde kilit bir ülke ve Çin’in en çok ham petrol ithal ettiği ülkelerden biri. Ara dönemde, İran, nükleer anlaşmanın Avrupalı imzacıları İngiltere, Fransa ve Almanya ile ilişkileri iyi olmadığı için ticaret ve yatırım için Çin’e ihtiyacı var. Çin gazeteleri, “Çin, Orta Doğu’da kapsayıcı bir güvenlik mimarisi kurmakta meşru ve potansiyel olarak değerli bir role sahip, buna devam eden nükleer anlaşmazlıkta İran ile ABD arasındaki arabuluculuk da dâhil” diye yazdı.

KALKINDIRMACI OLARAK ÇİN

Çinli uzmanlara göre, Çin’in Orta Doğu’da ekonomik kalkınma ve sürdürülebilirliği teşvik etmekte rol oynamak için meşru ve potansiyel bir değeri var. Uzmanlar ekonomik kalkınma ve istikrarın birbirini tamamladığına işaret ediyor. Ayrıca Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi projelerinin uygulanmasında da ilk önceliklerden biri.

Salgın ve düşük ham petrol fiyatlarının yavaş artmasının zorlukları karşısında ve Washington’ın bölgeden çekilme politikasının da durumu ağırlaştırmasıyla birlikte, Çin’in ortakları Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile Çin finansına kucak açtılar. Bu bölgesel ekonomik istikrar, bilim ve teknoloji, temiz enerji ile yeni altyapı geliştirme projeleri ve bağlantılarında yüksek kaliteli iş birliği yarattı. Yine Çin basınına göre, Washington’ın bölgesel politikalarına eşlik eden gürültü ve kargaşaya rağmen Beijing’in “jeopolitik tutkuları” hakkındaki iddiaların masal olduğu kanıtlandı. Çin bölge için bir tehdit değil. Çin, bütün taraflara faydalı olacak şekilde bir huzurlu ortamı destekliyor. Türkiye-Çin ilişkilerinde de önümüzdeki dönemde en çok duyulacak kavram Kuşak ve Yol İnisiyatifi olacak.

Kamil Erdoğdu / Cumhuriyet (7.04.2021)