Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Çolakoğlu, Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. yıl dönümünde iki ülke ilişkileri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye-Çin ilişkilerinin başlangıçtan itibaren yüksek potansiyele sahip olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu ikili ilişkilere verilen öneme dikkat çekti.

“ÇİN 2008 SONRASINDA TÜRKİYE’NİN ÜÇÜNCÜ BÜYÜK TİCARET ORTAĞI HALİNE GELDİ”

30 yıl boyunca ikili ilişkilerdeki ekonomik potansiyelin yeterince değerlendirilemediğine vurgu yapan Çolakoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Son 15 yıllık dönemde özellikle 2005 sonrasında (2001 yılında Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) tam üye olması ile) önce Türkiye ile ticari ilişkilerde ciddi bir yükselme görüldü. Çin, 2008 sonrasında Türkiye’nin üçüncü büyük ticaret ortağı haline geldi. Almanya ve Rusya’dan sonra Çin, Türkiye’nin en çok ürün alıp sattığı ülke haline geldi. Özellikle de son 5 yılda Çin’in Türkiye’de doğrudan yatırımlarının arttığını görüyoruz. Özellikle teknoloji firmalarının yatırım yaptığını görüyoruz. Türkiye-Çin ilişkilerinin son beş yılda tarihinin en parlak dönemini yaşadığını söyleyebiliriz.

TÜRKİYE-ÇİN İLİŞKİLERİ ÇOK BOYUTLU BİR EKONOMİK ORTAKLIĞA DOĞRU GİDİYOR

Çin’in yurt dışı yatırımlarına bakınca geniş bir portföyü olduğu görülüyor. Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve dünyanın her alanında ekonomik varlığı olan bir ülke. Çin’in Türkiye’ye yaptığı yatırımları diğer ülkelerle kıyaslarken Çin’in bu potansiyelini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Çin’deki yetkililer Türkiye’nin Çin’deki yatırım fırsatlarından yeterince yararlanamadığını çok kez söylediler. 2015-2017 yılına gelene kadar aslında Çin’in Türkiye’deki finansal yatırımları da çok yeterli değildi. Ancak 2017 yılında özellikle iki Çin bankasının ICBC ve Bank of China’nın Türkiye’de bankacılık faaliyetlerine başlamasından sonra bu finansal yatırımların arttığını görüyoruz. Diğer yandan Çin bankaları tarafından çeşitli altyapı projelerine kaynak ayrıldığı ve kredi sağlandığı gözleniyor.

Son 5 yıllık dönemi değerlendirdiğimizde artık Türkiye-Çin ilişkileri ticaret hacmine dayalı bir ilişki değil çok boyutlu bir ekonomik ortaklığa doğru gidiyor. Türkiye ile Çin ilişkileri Türkiye-Almanya ilişkilerine doğru eviriliyor. Türkiye ile Almanya ilişkilerine baktığımızda benzer çok boyutluluk var. Büyük fırsatlar ve atılması gereken adımlar var.

ÇİN’E DÜNYANIN HER ÜLKESİNDEN TALEP GELİYOR

Özellikle Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in ortaya attığı ve daha sonra resmi belgelerle desteklenen Kuşak ve Yol projesi Çin’in üzerinde durduğu bir proje. Çin 2013 sonrası bu konuda kararlı adımlar attı. Kuşak ve Yol havzasında yer alan ülkelerde Çin’in altyapı yatırımları ciddi anlamda arttı. Pandemi Çin’in yatırımlarını başta olumsuz etkiledi ama Çin pandeminde en çok toparlanan ülke oldu. Mevcut sürece baktığımızda 2021 yılından itibaren projelerin hızlanarak devam ettiğini görüyoruz. Türkiye’nin de dâhil olduğu Kuşak ve Yol projeleri etkilenmeden devam ediyor.

Özellikle Çin, yatırım yapacağı ülkelerde güvenilirliğe önem veriyor. Çin şu an finans kaynaklarına sahip ve doğrudan yabancı sermaye yatırımı konusunda dünyada önemli pay sahibi. Çin’e dünyanın her ülkesinden talep geliyor. Türkiye’nin yatırımlar için neden daha cazip olduğunu ortaya koyması gerekiyor. Eğer Türk taraflar Çinli muhataplarını ikna edebilirse Çin’den Türkiye’ye yatırım gelebilir.”